Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '18

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
240
 

Gelecek Aşk'a Mektup Var...

Hoş geldiğinin farkında değilsin henüz. Hoş geldin ve hoş kalınmaz gidenin ardından bilirsin. Yeterince eğlence malzemesi olmuş, insanı eğlencelik olarak görmeyen bir insanım. Dişilikten önce insanım ve önce dişiliğimi görenlerle vaktimi harcamıyorum.

Hiç keşkelerim yok diyemem, bazen hayat keşke dedirtir insana ve inan keşke diye başlayan bir cümle içinde özne olarak anılmaman için tüm çabam. Tanımıyorum seni, hissediyorum sadece. Az gülen ama güldüğünde samimi gülen bir adamın adamlığından önce insanlığını merak ediyorum. Bu sebeple ezberledim ruhuna temas eden, seni ilgilendiren her şeyi. Kimsin? Nasıl bir hayat eşlik ediyorsun bilemem. Nasıl bir mücadelenin içinde kendin olmak için çabalıyorsun benim gibi onu da anlamak zor. Dedim ya tanımıyorum. Tanıdığım tek bir şey var seninle ilgili, samimi gülüşün.

Sen hakkımda bir sürü bilgiye sahip oldun belki de ama inan hiçbir bilgi henüz tanınması gereken kısımlarımdan değil. İş, arkadaş, sosyal çevre, aile, hayatın dayatmalarından başka bir Naz var bende saklanan. Henüz söylenmemiş cümlelerim, bahşedilmemiş hislerim var. Kırılmış kanat oyukları, geçmiş lekeleri, kırgınlık izlerine rağmen -suzluk eki ile tanımlanmış kelimeleri hayatıma almam. Enkazdan çıkartırım kendimi ve ayaza rağmen kar da açar yeniden umut çiçeklerim.

Kimsenin sırtında yük olmadım bugüne kadar, hayatımı sponsorlara bağlı yaşamadım yaşamam da. Hazinelerimin tek sponsoru da benim. Muhtaç olmak, muhtaç etmek anlayışım hiç olmadı, olmaz da. Kimseden gitmedim, insan biriktirmeyi seven biriyim ben. Kaybetme odaklı hiç olmadım. Kimsenin enkazını yaratmadım. Herbokologluk yapmam, yapana da vakit ayırmam. Ukala olmadım, olamam, olanla da olamam ama haksızlıkla sınanmaya da izin vermem.

Güçsüz olmam, mazlum olmam. Mütevazı olmak insanca bir şeydir, sahip olduklarımı uluorta beyan etmek yerine, anmam, andırmam. Sahip olduğumuzu sandığımıza, sahip olmadığımızı bilen bir kültürle yetiştim. İnsanları sınıflandırmam, ederleri kadar değer veririm, yargılamam, kıskanmam, pişman etmem, pişman olacaklarını göre göre susmam.

Birini canıma yakınlaştırırsam ki bu kolay kolay olmaz ve bir daha uzaklaştırmam. Eğlenmelik arkadaşlar, mesleki danışmanlık yapanlar, tanıdıkların değerleri eşittir ancak dost başka. Bana eşlik eden kıymetlilerimi kimseye değersizleştirme hakkı tanımam.

Biz olma hayaliyle ben olmayı unutmam, ben olmayı unutturmam. İnsanın uzaktan kumandası olduğuna inanmam bana bu inanışla davrananın kumandasını eline veririm. Kimseye komut vermem, komut almam. Yalansız yaşanmalı cümlesini beyan etmem. Bu olağan, olması gerekendir zaten. Gerçek olmayanın yanında an bile harcamam. Hissetmediğim hiçbir şeyi yaşamam. -mış gibi yapmayı bilmem.

Hayalimdeki insanı beğendiğim bedene yerleştirip onun kendi kişiliğini yok sayma alışkanlığım yoktur. Ben kendisi olmayı başarabilen birine aşk diyebilirim. Elalem Cumhuriyeti esaretim yoktur ama sorumsuzca davranmam. Aldatılma korkum yoktur, kimseye de böyle bir korku hissi yaşatmam. Aldatmak diye bir şey yoktur. Tercih edilmek, tercih edilmemek vardır ve insan tercihleri değiştiğinde kimseye saygısızlık edip en kıymetli hazinesi zamanından çalmamalı diye düşünüyorum. Hayatında eşlik eden biri varken başka bir göze ve tene temas etmek isteyen birinin ilişkisi zaten bitmiştir, yoktur, sürmemelidir.

Martı dilinde yaşarım hayatı ben. Martılara bak şimdi. Hava soğuk ya da sıcak fark etmeksizin hep varlar. Neşeleri yerinde ve özgürler. Göçmüyor, koşullara göre kaçmıyorlar farkında mısın?

Az uyurum. Sorunlar ve sorumluluklardan değil, zamanın kıymetli olduğunun farkında olmamdan kaynaklıdır. Üretmek, yaratmak ve insanlığa hizmet etmek için adanmış bir hayatım var. Beden tüketiminin ne zaman olduğunu bilmediğime göre her an kıymetli ve kaliteli yaşanmalı.

Neyse ıvır zıvır anlattım durdum, daha da uzatmayayım. Konu bizim hoş gelmemize gelince, aşka aşkla bakmaya başladım ben fotoğrafına bakarken. Beynimin de ruhumun da vardır bir bildiği, seni aşk olarak tercih etti bir kere. Yarım yamalak görünen yüzünün en görkemli noktası gülüşün buna sebep oldu ve grilikleri ardına alıp dik durduğunu hissettirmen. İki duruşun bana bunları yazdırıyorsa seninle bir efsane yaratırım gibi hissediyorum. Ben aşkı bilinen sıfatlarıyla yaşamıyorum. Hayatımın merkezindeyken senin yörüngende seni sarıp sarmalayabilirim. İstemezsen kendi merkezimde seni kendimce sensiz yaşatabilirim. Özlersem özledim demekten utanmam. Bana özlediğini söylemeni beklemem, hissederim.

Sevilmekten sıkılan kabullenmeyen sevgiye ters biriyle nefes almam. Hemen anlarım ve hoşça kalmazsın ardımda, keşken olurum, eminim. Benimle olmazsın, zorlamam ama ittiğin sevgimi bir gün itildiğinde anarsın. Hissetmediysem hissettirmem, beni yaşamana izin vermem benim olmadığım yerlerde, sızın olmak istemem. Yerini daraltmak, seni kendinden taşıtmak, değiştirmek gibi taleplerim olmaz.  

İki hayatı yanyana, can cana sürdürmek istiyorum. Etiketini sen belirle. Ben zaten sendeyim. Adın aşk olmalı bence. Sen bende ne olmak istersin?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 212
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster