Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
48
 

Gelecek Seçim ve Öngörü

Gelecek Seçim ve Öngörü
 

Bir seçim zamanı daha geldi çattı.

“Pareto Optimum”.

Bu kavramı bir anımsayalım. Bir kenara yazalım.

80-20 ilkesi. Var olan zenginliğin % 80’ine, nüfusun %20’sinin sahip olması. Nüfusun kalan %80’inin ise kalan %20 zenginlik ile yetinmesidir kısaca.

Toplumdaki en az bir bireyin refah düzeyini azaltmadan diğerinin refahını arttırmanın bir yolu mümkün değilse, o toplumun refahı optimumdur.

Bir bireyin refahı artarken, diğer bir bireyin refahında azalma olursa, toplam refah artmış sayılmaz.

Ancak, hiç kimsenin durumunu kötüleştirmeden, bazı kişilerin durumunda iyileştirme yapılabiliyorsa ”refah” artmış sayılır. Böyle bir durumda, toplumdaki herhangi bir bireyin refahının artması toplam refahı arttıracaktır.

Bir anket şirketinin sahibi, önceki seçimlerin birinden önce bir televizyon programında bas bas bağırıyordu. AKP’nin seçimleri her zaman kazandıracak olan stratejisinden bahsederken; özürlüler ve yakınlarının tamamının, sosyal güvencesi ve bir geliri olmayanların tamamının, asker yakınları vb. kişilerin, muhtaç kategorisinde değerlendirilip, kendilerine hükümet tarafından ayni ve maddi yardımlar yapıldığını; bu yardım yapılan kişilerin, oy kullanan toplam seçmenler içindeki oranının %38 olduğunu söylüyordu. Yani AKP hiçbir şey yapmasa, diğer kesimler AKP’ye hiç oy vermeseler de garanti alacağı kemik oy miktarının her zaman en az %38 olacağını iddia ediyordu bu kişi.

Bugün gelinen noktada bu iddia geçerliliğini yitirdi mi? Benim görüşüm hayır yitirmedi.

Peki % 38’in dışındaki diğer kesimlerin bugünlere gelinceye kadar siyasete bakışlarında değişiklikler oldu mu?

Evet oldu.

Bugünlerde partiler halkın huzuruna çıkmakta, Türk siyaset geleneğinde önemli yeri olan mitinglerini yapmaktadırlar. Görünen odur ki, CHP, Muharrem İnce ile meydanlarda herkesi şaşırtan çok büyük kalabalıklar toplamakta; AKP ise bırakın bir önceki seçimde yakaladığı kalabalıkları yakalamayı, bu defa CHP’ninde çok gerisinde kalmaktadır. Yalnızca kalabalıklara bakılırsa, Muharrem İnce ülkenin yeni Cumhurbaşkanı olacaktır. İşte tam burada, sonucun böyle olmayabileceğini göstereceğim hipotezimi yazmak istiyorum.

Siyasette seçmen tercihini belirleyen bir çok faktör olmakla beraber, “Hoşnutsuzluk Endeksi” seçim sonuçlarına doğrudan etki eden bir İktisat terimidir. Kısaca enflasyon oranı ile işsizlik oranının toplamından oluşan “Hoşnutsuzluk Endeksi”, doğrudan seçmenin cebini ilgilendirdiğinden seçim sonuçları üzerinde oldukça etkilidir.

Bu pencereden bakınca “Hoşnutsuzluk Endeksi”, AKP iktidarı sürecinde, bugün en yüksek rakamlarına ulaşmıştır.  Bu durumun AKP’ye beklenenden daha fazla oy kaybettireceği kesindir. AKP bundan önceki seçimlerde, oy kaybı yaşayabileceği böyle durumlarda, olumlu sonuç aldığı farklı stratejiler uygulamayı bilmiştir.

2017 yılı Ağustos ayı itibarıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye'deki emekli sayısının 11 milyon 882 bin 732 olduğunu açıklamıştı.  

Seçim 24 Haziran’da yapılacak. AKP yetkilileri, iki dini bayram öncesi tüm emeklilere 1000’er TL verileceği şeklinde topluma  bir söz vermişti. Emekliler, 11 Haziran tarihinden itibaren söz verilen bu paraları almaya başladılar. Bizim kültürümüzde bir söz vardır. “Eldeki kuş, daldaki kuştan her zaman iyidir” diye. Bu olay görmezden gelinmemelidir, seçimin akışını değiştirecek büyük bir adımı sessizce AKP yine bana göre atmıştır. Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim sürecinde, mitinglerde kalabalıklara karşı yaptığı onca gaflara rağmen, seçim öncesi AKP üst aklının yeni stratejisi nedeniyle, toplumun iktidardan memnun olmayan muhalefet kesimi, istemediği sonuçla yine karşılaşacak gibi.

Tabi böyle bir sonuç alınmasında, AKP’nin emekliye verdiği sus payının tek başına rolünün olmadığını da söylemek lazım. Türkiye’deki seçmen profilinin, 24 Ocak ekonomi kararları ve 12 Eylül İhtilalı sonrası oluşturulan depolitizasyon ve baskı rejimi nedeniyle ortaya çıkan ağırlıklı % 75’e yakın sağ seçmenden oluşması; her bir sağ seçmenin bilinçaltına 60 yıldır gönderilen bilinç altı mesajlar nedeniyle sol partilere karşı seçmenlerin ön yargılarının olması; AKP’nin istediği sonucu almasını bugüne kadar olduğu gibi, bugün de kolaylaştıran etken olacaktır.

Seçimin sonucu ne olursa olsun, ortaya çıkan bir gerçek te şudur. 24 Ocak 1980 kararları, Küresel büyük gücün isteği, 12 Eylül İhtilalını yapanların desteği ile Özal yönetiminde ekonomik açıdan Türkiye’yi dönüştürmüştü. 2002’de ise Küresel bir proje olarak yönetime gelen AKP’nin temel amacı, Türk Toplumunu sosyal açıdan dönüştürmek idi. 24 Haziran seçimleri, AKP’nin sosyal açıdan dönüştürme konusunda yol aldığını ama toplumun hala dönüştürülemediğini gözler önüne sermiştir.

Bir diğer realite de, Türk Ekonomisinin uzunca bir süreden beri, yeterince üretmemekten kaynaklanan; tasarrufun yapılmadığı, savurganlığın çok fazla olduğu büyük bir krizin merkezinde olduğudur.

Seçimi kim kazanırsa kazansın, hem toplumu, hem de seçimi kazanan partiyi  ve yeni seçilecek olan Cumhurbaşkanını bekleyen şey, hep birlikte büyük bir bedel ödeneceği, hep birlikte büyük sıkıntılar çekileceğidir.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizde ve dünya genelinde halkların % 80'i daima bir önceki yılı mumla aramaktadır. Hal böyle olduğu içinde seçim nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın halkın büyük çoğunluğunun seçimden önceki günleri de mumla arayacağı muhakkaktır ve bunu öngörebilmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Kısacası her zaman olduğu gibi kutsal demokrasinin bal kabağı yine seçmenlerin başında patlayacaktır. Selamlar

Matilla 
 12.06.2018 11:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 242
Kayıt tarihi
: 17.09.10
 
 

Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi 1984 mezunuyum. Ayrıca, AÖF Sosyoloji Bölümü lisans mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster