Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '19

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
105
 

Gelecekte Gıda Krizi Olur mu

FAO, Avrupa Komisyonu (EC), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve Dünya Gıda Programı (WFP) kısa zaman önce, yarınların gıda gereksiniminin karşılanması için bir çerçeve işbirliği anlaşması imzaladılar. Amaç gıda güvenirliği ve güvenliği konusunda etkili, koordineli, sürdürülebilir yeni stratejiler geliştirmekti. Bunu zorlayan nedenleri çizelgede kolayca anlamak olası: Önce 1960 yılında 3 milyar olan nüfus 1080’de 4,3 ve 2000’de ise 6 milyar olmuştur. 2020’lerde ise 7,5 ve 2050 yılında ise 9,5 milyar olacağı beklenmektedir. Bu rakamlardan ve var olan ekim alanı verilerinden hareketle 1960 yılında kişi başına 4,3 hektarlık bir üretim alanı düştüğü, bu rakamın 1980’de 3’e ve 2000’de 2,2 hektara gerilediğine şahit oluruz. 2020 yılı tahmini ise 1,8 hektardır.  Buradan da bir hektarın doyurduğu kişi sayılarını tahminlemeye çalışalım: 1960 yılında bir hektar 0,7 kişiyi, 1980’de 1,5 kişiyi, 2000’de 2,7 kişiyi doyurmuştur. 2020 yılında ise bir hektarın 4,2 kişiyi doyurması gerekecektir. Buradan hemen birim alandan daha fazla ürün almanın kaçınılmazlığı ortaya çıkmaktadır.

Yıllar

1960

1980

2000

2020

Dünya Nüfusu (milyar)

3,0

4,3

6,0

7,5

Kişi Başına Düşen Hektar

4,3

3,0

2,2

1,8

Bir Hektar Kaç Kişiyi Doyuruyor

0,7

1,5

2,7

4,2

 

Birim alandan kaldırılan ürünü kısıtlamada ana etken olan çevrenin-iklimin gittikçe etkisini gösterdiği günümüzde, gıdamızın geleceğinin çok iyi irdelenmesi gerekmektedir.

İklim değişikliğinin başta sağlık olmak üzere, üretim alanları, tarım ve çevreyi tehdit edeceği bir gerçek. İnsanoğlu bu konuda bir şey yapmadığı takdirde, önümüzdeki 50 yılda, 4-5 C0 lik bir artış, artık bir endişe olmanın ötesinde görünüyor. Sıcaklık dalgaları, sel, fırtına, buzul erimeleri gibi değişimlerin, özellikle tarımsal üretim alanlarında büyük ölçüde etkili olmaya başlamıştır. Artan nüfus, daha fazla günlük kalori gereksinimi gibi beklentileri de bu kısıtlara ekleyecek olursak, insanlığın kendi geleceği için gıda üretimine yönelik en küçük fırsatları değerlendirmesi kaçınılmazdır.

Peki, gıda ve tarımsal üretimini nasıl artırabiliriz?

Bu konuda her toplum, kısa ve uzun vadeli sürdürülebilir projeler gerçekleştirmekte veya yenilerini planlamaktadırlar:

-Bazı ülkeler üretim modellerini değiştirmekte: Arabistan’ın 2016 yılında su tasarrufu amaçlı olarak buğday tarımına son vermesi gibi[1];

-Fransız bağcılar bağ tesislerini Birleşik Krallık’a kaydırmaları gibi, bazı üreticiler üretim yerlerini değiştirmekte;

-Bunlara anıza ekim, ikinci ürün (Çin’de çeltikte yılda dört ürün bile alınabilmektedir), çift biçim[2], topraksız tarım, dikey tarım, şehirde çatı ya da depo-bodrum tarımı, permakültür gibi yeni uygulamalarla üretim artışları sağlanabilecektir;

-İklim değişikliği karşısında yarınki gıda maddelerini garantileme konusunda bitki ve hayvan ıslahı güvenilir kaynakları oluşturur. Daha şimdiden ağırlıklı olarak genetik mühendislik ve biyoteknolojiden de yararlanarak, kurağa dayanıklı mısır çeşitlerinin, tescil edilerek üreticiye ulaştırılmış olması bunun bir ispatıdır;

-“CRISPR-Cas9” gibi yöntemlerde, GDO’ların aksine dışarıdan herhangi bir gen transferi olmaksızın, hedeflenen genin, işlem aşamasında uygulanan geçici DNA kesici enzimler yardımı ile susturulması, etkisinin artırılıp azaltılması, mikro-mutasyona tabi tutulması ile yeni genotipler yaratılmış oluyor. Bu yeni ıslah teknikleri[3]ile bitki ve hayvanlar geliştirilmeğe başlanmıştır;

-Tüketiciler, flexitarians (daha az et yiyen insanlar) davranışa yönlendirilebilir. Böylece toplumun et tüketimi azaltılarak tarımsal üretimde büyük bir değişimler sağlanabilir. Bu konuda bitkisel kökenli yapay et teknolojilerindeki gelişmeler[4]ümit vericidir. Bu konu, özellikle arazi ve su kullanımı konusunda öne çıkan, iklim değişiminde de sıkça öne sürülen hayvancılığı rahatlatacak bir fırsat gibi görünüyor;

-Ürün kayıplarının yarıya indirilmesiyle 2050’lerde tarımsal üretim %20 artabilecektir;

-Çiftlik işi yapan robotlara, sürücüsüz traktörlere ve tarımsal üretim için geliştirilecek yeni teknolojilerle, tarımsal verim artırılabilir;

-Atıkları böceklere yedirerek Avustralya’nın en büyük yenilebilir böcek çiftliği (Edible Bug Shop) acaba yiyeceklerimizin zenginleştirilmesinde çarpıcı bir örnek olabilir mi?

Nazimi Açıkgöz

Not: Bu makale https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2019/06/10/yarinlarda-gida-krizi-yasamayiz/ makalesinden derlenmiştir.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 99
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 542
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster