Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '19

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
83
 

Gelecekteki Model: Eğitim 5.0

Tarih boyunca öğrenme modelleri çeşitlenip şekillense de son yüzyılda büyük bir ivme artışı yaşanmış, yeni eğitim modelleri ve bu modellere ait politikalar geliştirilmiştir. Her dönemin kendi olguları o dönemin eğitim algısını şekillendirmiş ve değişken süreçler halinde günümüze kadar gelmiştir.

Sanayi Devrimi ve Avrupa’nın yükselişiyle beraber rasyonel bilimlere yöneliş başlamış, eğitim kurumları pozitif bilimlere yönelik insan yetiştirmeyi hedeflemiştir. “Verilen işi yerine getirme” odaklı olan bu eğitim modelinde, beynin sol kısmına hitap edilmiş, matematiksel işlemlere, neden sonuç ilişkilerine, sayı ve sembollere ağırlık verilmiştir. Yeni üretilen makinaları yönetecek insan üretmek hedeflenmiştir. 19. Yüzyılın sonuna kadar süren bu eğitim algısı 20. Yüzyılın başlarında yıkılmaya başlamıştır.

John Dewey ve William James’in temsil ettiği, eğitimde Pragmatik Yaklaşımlar çağa damgasını vurmuş, Amerikan modeli olan eğitim sistemi benimsenmiştir. Öğrenci merkezli bu eğitim anlayışında, sosyal bilimler ve felsefe de öne çıkmış, bireye ve ihtiyaçlara yönelik geliştirilen bir eğitim anlayışı benimsenmiştir. Teknolojinin 20.Yüzyılda gelişmesi, uzayın keşfi, bilgisayar kullanımı, internet ağı vb. gelişmeler sayesinde eğitimde bir adım daha atılmış Eğitim 3.0 modeline geçilmiştir. “Yenilikçi” olan bu eğitim modeli, teknolojiyi daha etkin kullanıyor, kullandığı araçlar, materyal ve teknoloji bakımından ise daha hızlı, verimli ve daha hesaplı oluyor. Beceri temelli olan bu yaklaşım, öğrencileri zekâ kuramlarına göre sınıflayıp, istek, ihtiyaç ve taleplerine yönelik imkanlar sağlarken, onları belli bir alanda uzman bireyler haline getiriyordu.

 

Günümüz Eğitim Modeli, Eğitim 4.0:

Gittikçe bireyselleşen toplumun ihtiyaçlarına cevap veren eğitim sistemi, kendini bu “bireysel toplumlar” çevresinde şekillendirmiştir. Göç (2018)’e göre Eğitim 4.0 modeli esneklik, proje bazlı eğitim, veri yorumlama, eleştirel düşünce, gelişimde süreklilik ve öğrenci katılımlı müfredatı destekliyor.

Her öğrenciye uygun ve esnetilebilir eğitim imkânı sağlıyor. Eğitimciler öğrencilerin hangi alanlarda ne kadar etkin olduğu verisinden yola çıkarak, öğrencinin geliştirilmeye açık yönlerini ilerletmesi için özel yönlendirmeler yapabiliyor. Başarılı yönlendirmelerle her çocuk yatkın olduğu alanlarda daha başarılı olurken, zayıf yönlerini kendine özel ve esnek eğitim planı sayesinde geliştiriyor. Proje bazlı eğitimler, başta teknoloji alanında olmak üzere birçok alanda yeteneklerini etkin ve eğlenceli biçimde kullanmayı öğretiyor. Proje bazlı öğrenme sayesinde çocuklar; problemlerle başa çıkabilme, çözüm odaklılık, iş birliği ve ekip çalışması, zaman yönetimi gibi her öğrencinin akademik kariyerinde oldukça büyük öneme sahip alanlarda kendini geliştirme imkânı sağlıyor.

İngiliz eğitim sisteminin kurguladığı okullarda yetiştirilen insan tipi yıllardır matematiksel işlemleri yapma ve kayıtlara geçirme üzerine odaklıyken Eğitim 4.0 modeli, makinelerin yaptığı tüm işlemleri bireyler tarafından yorumlama, analiz etme ve çıkan analizleri yordama üzerine kurgulanmıştır. Ayrıca bu eğitim modeli sabit çıktıları olan bir sistem değil sürekli gelişimi hedefleyen, eşzamanlı öğrenmeyi destekleyen, süreçle beraber iletişimi odağına almış bir sistemdir. Yalnızca öğretmenin liderliğinde tek taraflı ya da çift taraflı bilgi aktarımından ziyade eşzamanlı bilgi paylaşımı, öğrenilenin uygulanması, analizi ve eleştirisi ön plandadır.

Tüm bu gelişmelerin ışığında Türkiye’deki eğitim sistemini gözlemlediğimizde okullar ve üniversiteler bazında iki genel kategori karşımıza çıkıyor. Halen Eğitim 3.0 niteliklerini taşıyan okullar, tek taraflı bilgi aktarımına devam ediyor, teknolojiyle entegrasyonu zayıf, klasik metotları uygulayan öğretmenler ve idareciler varken Eğitim 4.0 niteliklerini taşıyan, modernleştirilmiş, geleceğe yönelik yatırımlar yapan eğitim kurumları, üniversiteler ve bu doğrultuda ilerleyen öğretmenler ve okullar mevcut. Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, ilk ve orta öğretimde faaliyet gösteren bazı vakıf ve devlet okulları Eğitim 4.0 modelinin gerekliliklerini yerine getirmek üzere ilk adımları atmış ve doğru entegrasyonu sağlamış akademik kurumlardır. Bayrağı daha da ileriye taşıyan ve geleceğe adım atan, Eğitim 5.0 modelini benimsemiş olan kurumlar olarak Nişantaşı Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi karşımıza çıkıyor.

“Toplum 5.0” olarak da tanımlanan bu kavram Japonya İşletme Federasyonunun 2016 yılında yayınladığı bildiri ve makaleye göre genel anlamda “Büyük Reform Çağı” olarak niteleniyor, nesnelerin interneti (IoT), yapay zeka (AI), robotlar ve yaşam biliminin endüstriyel ve sosyal yapıları ciddi şekilde değiştireceği öngörülüyor. Bağımsız düşünebilen, ortaklaşa çalışan bireylerin farklı olguları birleştirip yeni değerler yaratması, Eğitim 5.0’ın ana hedeflerinden olup, bu hedefi kitleye yaymak esas olmuştur. Eğitim 5.0 ilk ve ortaöğretim kurumlarından itibaren uygulanmalı ki yaratıcılığı küçük yaşlarda teşvik edip, bilgi teknolojileri alanında literatür kazandırsın. Bu bağlamda geleceğe yönelik planlar yapılmalı, akademik eğitimler bu çizgide şekillenmeli.

Bu modele göre öğrenciler, teknoloji ve internet ağı sayesinde istediği yerde ve istediği zaman öğrenme imkanına sahip oluyor. Yeni interaktif öğrenme araçları sayesinde eğitim, mekân ve zamandan bağımsız yeni bir forma geçiş yapıyor. Böylece teorik boyut sınıf dışında öğrenilirken, sınıf içerisinde yüz yüze pratik öğrenim gerçekleştiriliyor. Uygulamaya yönelik bu sistemde yaparak yaşayarak öğrenme öne çıkıyor ve sürdürülebilir tecrübe edinimi sağlanıyor. Bu da eğitimin sürekliliğini pekiştiriyor.

Türkiye’nin bu modelde yeri henüz son derece kısıtlı. Şimdilik birkaç üniversite, bazı eğitim kurumları ve bazı finansal kuruluşlar “Süper Akıllı Toplum” yetiştirme konusunda adımlar atıyor. Millî Eğitim Bakanlığının 2023 Vizyon Raporu’nda bu sürece dair hedefler sunulsa da gerek ekonomik gerek sosyal gerekse fiziksel engellerden dolayı ulusal çapta Eğitim 5.0’ın uygulama alanı bulunmamaktadır.

Hülya Özdesteci bir köşe yazısında Toplum 5.0'ın geliştirilebilmesi için yıkılması gereken 5 önemli bariyerden bahsediyor. Bunlar; hukuk sistemindeki engeller, nesnelerin dijitalleşmesindeki bilimsel boşluklar, kalifiye personel eksikliği, sosyo-politik önyargılar ve toplumsal direnç olarak sıralanıyor. Keidanren ise bu ve bunun gibi birtakım engellerin yıkılması ve Süper Akıllı Toplumun yoluna devam edebilmesi için toplumların iş birliği içinde olması gerektiğine vurgu yapıyor. Gereken farkındalık oluşturulur ve bu konuda Ar-Ge çalışmaları yürütülürse önyargılar ve toplumsal direnç kırılabilir. Diğer engeller ise bu alanda uzman bireylerin desteği ile aşılabilir, gerekli yatırımlar ve düzenlenen politikalar ile Türk eğitim sistemine entegrasyonu sağlanabilir. Gelecek eğitim anlayışımız da bu doğrultuda ilerlemelidir.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 40
Kayıt tarihi
: 23.10.19
 
 

İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Pamukkale Ün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster