Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '18

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
19
 

Geleneksel ile Batı Arasında

Ülkemizin en önemli sıkıntılarından biri Geleneksel Türk Tiyatrosu tarzını batı tiyatrosu ile birleştirmeyi başaramamak olmuştur. İki akım arasında sıkışıp kalan Türk Tiyatrosu, usta çırak ilişkisi ile yetişen oyuncularını Geleneksel oyunculuk yöntemiyle eğitirken, akademik eğitimde sadece batı tiyatrosunu örnek alan bir eğitim yolu izledi. 

Bu sebeple birçok alanda tiyatronun anlaşmazlıkları günümüze kadar uzandı. Yine bu nedenle istikrarlı bir Türk Tiyatrosu geleneği yerleşmedi.

Sorunun kaynağına indiğimizde, öncelikle Türkiye’de tiyatro sanatını icra eden gayrı Müslimlerin sahne aldığı, kendi ekollerini ortaya koydukları bir sanat biçimi ortaya çıkıyor. Türkler için sahneye çıkmanın ayıp ve avam olduğu dönemlerde Rum, Ermeni kökenli sanatçılar her gece kumpanyaları ile perde açıyordu. 

Belli bir zamandan sonra sahneye çıkmaya başlayan Türk erkeği ve kadını Rum ve Ermeni kökenli oyunculardan öğrendiklerini tatbik etmeye başladı.

Muhsin Ertuğrul ile birlikte başlayan akademik ve Batı tiyatrosu anlayışı gelişmeye başlayınca, Ankara’da kurulan konservatuar, tiyatro sanatına Batı tiyatrosu yaklaşımı ile hizmet vermeye başladı. Bir yandan akademik eğitimle Batı Tiyatrosu oyunları sahnelenirken, Geleneksel Türk Tiyatrosu çağdaşlıktan uzak olma hor görülmeye başlandı. 

Fakat halk kumpanyaları çok seviyordu ve ilgi gösteriyordu. Böylece özellikle İstanbul’da halk ikiye bölündü ve Batı hayranı seyirci Batı oyunlarını tercih etmeye daha orta düzeyde yaşayan seyirci ise kumpanyaları izlemeye başladı. 

Bir yandan Devlet Tiyatrosu, Şehir Tiyatrosu derken konservatuardan yetişme akademik kökenli oyuncular içinde önemli isimler yer aldı. 

Ama aynı zamanda geleneksel Türk Tiyatrosu içinden yetişen oyuncular da Türk Tiyatrosu’ndan adından söz ettirdi. 

Bugün halen devam eden okullu ve alaylı tiyatro oyuncusu tartışması birçok oyuncu ve tiyatroyu etkilemektedir. Halen batı tarzı tiyatro ekolüne hayran kitle ile geleneksel oyunculuğu devam ettiren grup arasında kalan seyirci de tarafını seçmek zorunda kalmaktadır. 

Oysa dünya tiyatrosuna baktığımızda gerek batı yazarlarının oyunlarını gerek kendi yerli yazarlarını sahnede yorumlayan, kendi gelenek ve sanat yapıları içinde sahneye taşıyan birçok ülke bulunmaktadır. Özellikle Japon Tiyatrosu’nda sahnelenen birçok oyunda bunu görmek mümkündür. 

Önceki yıllarda Shakespeare’in Macbeth oyununu yorumlayan Japon Tiyatrosu İstanbul Tiyatro Festivali’nde oldukça dikkat çekmiştir. Yine önceki yıllarda festivale gelen Alman ekibi Shaubühne Hamlet’e bambaşka bir yorum katarak özgün bir oyun sahnelemiştir. 

Bu yıl sahneledikleri 3.Richard oyunuyla İstanbul Tiyatro Festivali’ne katılacak olan Shaubühne, yine Türk seyircisine keyifli saatler yaşatacaktır.

Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan siyasetin her konuya girmesi nedeniyle, tiyatro sanatının da çok etkilendiğini söyleyebiliriz. Tiyatroda gerek yerli yazarların gerekse yabancı yazarların oyunlarını sahnelerken aslına sıkı sıkıya bağlı kalmak, hele de yabancı oyunları tamamen Batı tiyatrosu etkisi altında sahnelemek kendi özgün tiyatro anlayışımızı, yorumumuzu katmamak Geleneksel Türk Tiyatrosu anlayışına zarar vermektedir. 

Aynı şekilde Geleneksel Türk Tiyatrosu’na körü körüne bağlı kalmak, hiç geliştirmeden, yerinde saymasına sebep olmak da aynı oranda yanlış bir yaklaşımdır. 

Bu yüzdendir ki Türk Tiyatrosunun dünya tiyatrosu içinde önemli bir yeri olmamıştır. Kendi kültüründen motifleri büyük heyecanla kabul eden Batı sanatı, tiyatro konusunda aynı heyecanı duymamaktadır.

Zaman zaman batı oyunları ülkemizde de yorumlanmış ve büyük ilgi görmüştür. Özellikle Bursa’da Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere uyarlamaları ile seyirci kendinden birçok şey bulduğu tiyatro oyunlarını keyifle izlemiştir. 

Kısacası, kendi geleneklerini görmezden gelerek Batı akımlarına özenip tiyatro sahnesinde oyunlar sahnelemek tiyatromuza çok zarar vermektedir. Aynı şekilde sadece geleneksele bağlanıp, dünyadaki gelişmelerden uzak durmak da sağlıklı hiç sağlıklı değil. Geleneksel Tiyatromuzun bütün ögelerini sahneye taşırken Batı Tiyatrosunun da etkilerini almak tiyatromuzun gelişimine büyük katkı sağlayacaktır.

Bir gün gerçekleşmesi dileğiyle,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 389
Kayıt tarihi
: 01.05.12
 
 

Konservatuar mezunu tiyatro oyuncusu, seslendirme sanatçısı ve eğitmen. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster