Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '16

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1056
 

Geleneksel miyiz?, modern miyiz?

Geleneksel miyiz?, modern miyiz?
 

Geleneksel ve modern üretim


Sosyologlar, toplumları bilimsel yöntemlerle incelemek amacıyla, sınıflamışlardır. Yazımızda ise Geleneksel, modern sınıflamaya değineceğiz.

Peki, geleneksel toplum nedir? Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi anlamı taşıyan geleneksel toplum; tamamen tarımsal bir tabana oturmuş ve üretim ilişkilerinin feodal bir yapı içerisinde sürdürüldüğü, kaderci bir kültürün, paylaşılmayan tekelci bir iktidar meydana getiren toprak ağalarının ve ruhani liderlerin egemen olduğu ve yetkinin başarıya değil doğuşa verildiği, nüfusun çoğunluğunun köylerde yaşadığı toplumdur. Geleneksel bir toplumu meydana getiren sosyal, ekonomik ve kültürel öğeleri kısaca sıralarsak geleneksel toplum tanımını da biraz daha açmış oluruz. Geleneksel toplumda;

a) Modern toplumun sanayileşme, kentleşme, bireyleşme, akılcılık, piyasa ekonomisi gibi özelliklerine değil, İlkel tekniğe, zayıf üretime, tarımsal ve kapalı ekonomiye sahiptir.

b) İnsan ilişkileri duygusal, samimi ve yüz-yüzedir, feodal ve paylaşılmayan bir siyasal yapı vardır. Geniş anlamıyla insan ilişkilerinde gelenekler egemendir.

c) Örgütler henüz uzmanlaşmamıştır.

d) Geniş bir aile düzeni vardır, aile ve birincil grup ilişkileri egemendir.

e) Kitlesel okur-yazarlık yoktur, kaderci zihniyet ve mahalli kültüre bağlılık vardır.

f) Toplumsal hareketlilik (dikey olsun, yatay olsun) çok yavaştır.

g) Değişme (sosyal değişme) geleneğin belirlediği siyasal yapımın “içinde” meydana gelir, yani geleneksel yapı büyük ölçüde değişmez.

h) Yeteneğe ve liyakata değil, doğuma ve feodal ilişkilere dayanan atamaların egemen olduğu “kapalı” bir toplumdur.

Geleneksel toplumun hayat sınırlarını belirleyen ve kuşatan en önemli unsur ise dindir. Din, toplumun kurgusunda istisnasız tek otoriteye sahip ve buna dayalı olarak da meşrulaştırma aracıdır. Temel değerlerini dini kutsallıklardan alan geleneksel toplumun kültürü bir bütün oluşturmakta, kişi bu kültürü alarak,  toplumla bütünleşmektedir. Toplum üyeleri arasında dini açıdan tam bir inanç, ibadet birlik ve beraberliği vardır. Toplumun her tabakası ve kesimindeki bireyler; dini emirlere, yasaklara, ibadet, ayin ve uygulamalara genelde tam uyar. Toplumun en üst tabakasındaki kişiyle en alttaki kişinin dini boyutlara bağlılık konusunda tam bir bütünlük göstermekte ve her birey bir sosyal kontrol görevini üstlenir. Bu kontrol işlemi, sırf dini faaliyetler olarak nitelendirilebilecek olan ibadet, dini emir ve yasaklara uyma konusunda değil, özellikle grup ahlakına bağlılık konusunda da kendini hissettirmektedir. Bu toplum tipinde dinin en önemli toplumsal fonksiyonlarından biri, grup ahlakının korunması veya ayakta tutulmasıdır. Din, toplumda ahlak, örf, adet ve kültürün resmi koruyucusu olarak muhafazakârlık işlevini görür. Dolaysıyla geleneksel toplumda “din adamı”nın toplum üzerindeki etkinliği fazladır. Kelimenin gerçek anlamıyla gelenek, toplumsal pratiği kutsala bağlayan zincirdir. Böyle olunca da toplumda kutsal ile kutsal-dışı birbirine sarmaş dolaştır.

Modern toplum, batı uygarlığında endüstri devrimi ya da kapitalizmin doğuşu ve teknolojinin gelişimiyle birlikte ortaya çıkan örgütlerin uzmanlaştığı ve karşılıklı bağımlılıkların arttığı, insan ilişkilerinin evrensellik, akılcılık, fonksiyonel belirlilik niteliklerini taşıdığı, hükümette, merkezileşme eğilimlerinin görüldüğü, pazar ve para ekonomisinin geliştiği, bürokrasinin egemen olduğu, ailenin toplumsal denetim fonksiyonunu kaybettiği, nüfusun çoğunluğunun kentlerde yaşadığı toplumdur.

Modern toplumlar, dünya üzerinde çağdaş bir düzenin parçası olarak gelişmiş devletlerin ortaya koyduğu yaşam biçimleri olarak ortaya çıkmıştır. Modernlik, çağdaşlıkla doğrudan ilgili olup, çağla birlikte ve çağın da ötesinde hareket etmektir.

Modern toplumlarda bilime ve bilimselliğe verilen önem materyal bir hayat algısıyla oluşur. Gerçekçi ve idealist fikirlerin çıkması, sanatta, mimaride, siyasette, kültürde, ticarette ve sanayide gelişmeyi sağlarken modernizmin de özelliklerini oluşturur. Bilim ve tekniğin gelişmişliğinin yanı sıra insan haklarının gelişmesi de modern toplumlar için bir gerekliliktir. İnsanların demokratik, özgür, eşitlikçi, adil, hoşgörülü olduğu bir dünya görüşüyle şekillenen modern toplumlar, insani değerlerin yaşatılması içinde çabalar.

Modern toplumlarda insan haklarının her şeyin üzerinde tutulmasının yanı sıra nitelikli eğitim ve öğretimle çevre bilincinin de geliştiği görülmektedir. Eğitim ve öğretim sistemlerinin geliştiği her modern toplumda sağlıktan hukuka, ekonomiden sanayiye her alanda gerekli bütün sistemler gelişmiştir. Modern toplumların özellikleri arasında bu gelişmişlikle beraber bütün hukuk sistemlerine (norm) olan saygı da yer alır. Bu toplumlarda, insana, hayvana, çevreye saygı duyulur.

Modern toplumlarda, şehirliden hareketle teknik, akılcı ve eleştirisel bir anlayış belirmiş, endüstri, fabrikalar ve makineler bu anlayışın yayıcıları olmuştur, kutsal ve kutsal dışının net bir biçimde ayrılarak sosyal farklılaşma olgusu çok ileri düzeye erişmiştir. Böylece toplum hayatında gözlenen sekülerleşme (dünyevileşme), olayların daima bilimsel ve rasyonel biçimde açıklanışının köklü bir biçimde toplum hayatına yerleşmesi olgusuna paralellik göstermiştir. Demokratikleşme, fikir hürriyeti, yenilik ve değişmeye çok açık olmak ve nihayet yayılmacı yani çevresindeki geleneksel kültürleri etkileme ve hatta onları istilâ etme özelliği modern sanayi toplumunun en önemli karakteristiklerindendir.

Her sosyal gerçeğin bir bilinç bileşeni vardır. Geleneksel insan anlayışı, modern insan anlayışının karşıtı olarak görülür. Geleneksel toplumlardaki insanların davranışlarına duygular hakimken, modern insan rasyoneldir. Rasyonellik modern insanı geleneksel insandan ayıran temel özellik olarak nitelendirilmektedir.

Her iki toplumsal yapısından benzer özellikler taşıyor olsak ta;

Sizce bizim toplumumuz, geleneksel mi? modern bir toplum mu?, gelenekten modernizme geçiş toplumu mudur?

Nizamettin BİBER

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Modernizme geçiş toplumu demek isterdim ama o da zor...

Kerim Korkut 
 08.12.2016 20:38
Cevap :
Kerim bey bence ne geçiş toplumu, ne modern ne de postmodern toplumuz bilinen, bildiğimiz geleneksel toplumun tıpa tıp aynısıyız, selamlar  09.12.2016 8:54
 

Hangi ulusta devlet gücünü halkından alır;orada demokrasi,özgürlük ve adalet olur.Gelenekler modern toplumlarda da olur Japonlar gibi.Ama bizim gibi toplumsal yapılarda sadece devlet akılcı ve evrensel düşünme yetisine sahip olduğunu ileri sürer ve kurumlarla bireyin özgür düşünme ve eylemde bulunma hakkını engeller.Din,töre ve hukuğu kendi tekeline alır ve klasik anlayışını sürdürür.Tüm yenilikleri ve gelişmeleri sadece kendi anlayış çerçevesinde gerçekleştirmeye çalışır ve yaygınlaştırdığı tutuculuktan pirim elde eder...Güzeldi!Elinize sağlık Nizammettin bey kardeş.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 05.12.2016 14:26
Cevap :
Tarih, en iyi yargıç ve öğretmendir Abbas bey kardeşim, Parlementer sistemler dahil demokratik tüm sistemler halkın egemenliğine dayanmaktadır, bu sistemleri insanlar yani halk adına işletenleri toplumlarında özgürlük ve adalet egemen olur. Devletin aklı yönetenlerin aklı ile muteberdir. Toplumsal normları da kendi tekellerine alan sistemler geleneksel bağnaz tutucu, gerici yapıdadırlar. Bu toplumlarda tutuculuk artık toplumun gerçek normu olur. İlginize ve yorumunuza teşekkür ederim, selam, saygı ve sevgiler.  05.12.2016 19:37
 

Aslında her toplum, aynı her insan gibi, kendi dinamiklerine uygun kendisine öz­gü bir gelişme kaydediyor fikrimce. Biz, doğulu bir toplum olup, batıya da ayak uydurmak ve hatta bu ikisinin sentezini yapmak adına yıllardır diğer doğulu toplumlardan farklı bir modernleşme çizgisi çizmeye çalışıyoruz. Çizgi takip etmiyoruz daha, çizmeye çalışıyoruz! Bu zor ve sağlam çalışma isteyen bir süreç! Arafta kalmamız da bu yüzden:) Ancak, "geleneksel " ve " modern " toplum tanımı ve ayrımının aslında daha çok batılılar tarafından yapıldığının da altını çizmek gerek. Hatta bu geleneksel toplum ifadesi daha önceleri " ilkel toplum " idi. Burada özellikle bizim toplumumuzun dikkat etmesi gereken husus da bu bence! Geleneklerin ve öz değerlerin, rasyonel bir akılla kültüre zarar değil, katkı sağladığı ve bunu ortak dünya kültürüne entegre edebilen modern bir topluma evrilmek. Emeğinize sağlık, selamlarımla...

Çiğdem Timur 
 05.12.2016 11:51
Cevap :
Toplumların kendine has özellikler taşıdığı konusunda tüm sosyologlar hemfikirdir, modernleşme konusunda, çağdaş medeniyetlere ulaşma amacıyla Ulus devlet kurucularımız oldukça fazla çaba sarf ettiler. Yurttaşlarımız bu konuda biraz geriye bağlanma ve geçmiş statükoya yönelme konusunda daha istekli, talepkar olmuşlar, siyasalcılarda bu kulvarı kullanmışlardır. Toplumsal kodlarımız açısından kendimize özgü nitelikler taşısak ta batılı çağdaş sosyal bilimcilerin toplum ayırımındaki tasniften geleneksel topluma daha yatkınız. Dileğiniz yani gelenekle moderniteyi birleştirme ya da enterne etme düşüncenize yönelik gelişmiş örneklerin başında Japonya gelir. Çok ederim ilginize, yorumunuza, selam ve saygı ile.  05.12.2016 20:20
 

Bugünün Türkiye'si diyebiliriz buna... Saygı sevgi sağlık mutluluk ve tebessüm dileklerimi sunuyorum sevgili kardeşim:)

Halil Güven (Sökeli) 
 04.12.2016 23:55
Cevap :
Bugünün Türkiye'si ifadesi çok şey tüm sosyolojik gerçekleri anlatıyor Halil abim, saygı ve sevgiler sunuyorum, tüm iyi dileklerimi iletiyorum. Hoşça kalın.  05.12.2016 9:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 805
Toplam yorum
: 3484
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2295
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster