Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '12

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
425
 

Gelin hep birlikte adalet sistemimizi yüceltelim...

Gelin hep birlikte adalet sistemimizi yüceltelim...
 

Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hukukunu anlatmak için özel yetkili hakim ve savcıları Ankara'da toplamış. Adalet Bakanlığını “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ışığında koruma tedbirleri ve ifade özgürlüğü sempozyumu” için tebrik etmek lazım. Bu sempozyumda çok değerli kişiler toplumumuz için çok değerli noktalara vurgu yapmışlar.

İşte bunlardan bir kaçına ait tespitler şöyle:

Ünlü ceza hukukçusu Kültür Üniversitesi öğretim üyesi  Prof. Dr. Bahri Öztürk de bu toplantıda sert eleştirilerde bulunmuş.

Bahri Öztürk, problemlerin yüzde 99'unun mevzuatla ilgisi olmadığını belirterek "Sürekli mevzuat değişikliği talep etmek sorunları ötelemektir. Şu anda var olan uygulanmıyorsa yeniden yapılan nasıl uygulanacak? Önemli olan insan hakları ihlallerine neden olmadan örgütlü suçlarla mücadele etmektir. CMK'ya bakıyorsunuz, yakalama olsun, tutuklama olsun buna benzer temel hak ve özgürlükleri etkileyen unsurlar en son kulanılacak maddelerdir. Kollukla beraber delilden sanığa gideceksiniz. Şüpheliye bütün delilleri topladıktan sonra, iddianameye hazırladıktan sonra 'gel' diyeceksin. Kanun da bunu gerektiriyor. Bizde ne oluyor? Daha hiçbir şey yokken yakalama, dört beş ay sonra da iddianame.... Tutuklama için kuvvetli suç şüphesi gerekir. Çünkü yaptığınız iş teşekkür edilmesi gereken bir işken eleştiri alıyorsunuz. Sabaha karşı baskınlar yapmak kanunun neresinde var? Gazeteciler de yanlarında gidiyor. Hani lekelenmeme hakkı, hani masumluk karinesi? Tek sıraya koyup götürülüyorlar... Bunlar olacak şey değil. Bunlar yansıyınca böyle bir adil olmayan bir algı yaratılıyor. Bu çok yanlıştır. Basının gözü önünde yakalanan kişi taksiye bindirilirken kafasından tutup bastırıyor, bu onur kırmaktır. CMK'ya göre kelepçe istisnadır. Yürümekte zorluk çeken kişiye neden kelepçe takılıyor? Amaç onur kırmak. Bizde üç kişi biraraya geldiği zaman örgüt olabilir. Bu konuda savcıların çok titiz olması gerekir. Polisin hazırlamış olduğu evrakla yetinmemeli. Örgüt olup olmadığının nitelemesini savcı da yapmamalı. Bu mahkemeler sadece uyuşturucu babalarıyla, terör ağalarıyla meşgul olabilse daha başarılı olunur. Bu mahkemelere, savcılıklara ihtiyaç var çünkü. Türkiye Başsavcılığı'na ihtiyaç var. Almanya'da var. Bir terör olayı olduğu zaman, bu sadece bir ilde mi oluyor? Bazen bakıyorsunuz Ağrı'dan başlıyor İstanbul, Edirne'de bitiyor. Böyle bir durumda soruşturmayı etkin olarak nasıl yaparsanız? Türkiye bu noktada üniter değildir. 81 tane üniter devlet var gibi. Özel Yetkili Mahkemeler, Özel yetkili savcıların sıfatı ne olursa olsun kişiler hakkında doğrudan soruşturma yürütmesini düzenleyen CMK'nın 250. maddesinin son fıkrası nedeniyle bugün hedef haline geldiler.  Çünkü ilk defa kendisini dokunulmaz sananlara dokunulmuştur. Generali korunur, büyükelçisi korunur, korunmayan sadece vatandaştır. Bu ne biçim demokrasidir?" demiş.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, toplantıda, savcılara ve hâkimlere kararlarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihatlarını göz önünde tutmalarını ve bu bakımdan  'özenle ve dikkatle' hareket etmelerini istemiş.

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, sempozyumun açış konuşmacısıymış ve özetle şu noktalara temas etmiş:

"1- 1959'da kurulan AİHM, 2011 yılına kadar geçen yüzyıl içinde en çok ihlal kararı verdiği ülke Türkiye olmuş: 2404 ihlal kararı ile Avrupa birincisi...

2- Avrupa Konseyi istatistiklerine göre, Türkiye uygulamayı bekleyen AİHM kararları listesinde de 1773 ihlalle Avrupa ikincisi... Bunun anlamı açık: Türkiye, AİHM kararlarının gereğini de yerine getirmiyor. Bu ihlallerin tekrarını önleyecek önlemleri almıyor. Yani mevzuatını değiştirmiyor ve yargının AİHM içtihadına uyumlu karar almasını sağlayamıyor.

3- Türkiye'nin yol açtığı ihlallerin büyük bölümü uzun tutukluluk, uzun yargılama, adil yargılanma hakkına ilişkin hükümlerden kaynaklanıyor. İfade özgürlüğü konusundaki ihlaller de çok önemli bir sorun.

4- Sorunun bir boyutu daha var. Terör tanımı çok geniş ve muğlak tutularak, bunun gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanması yönünde kullanılmasıdır. AİHM ve Avrupa Konseyi'nin bakışında, ifade özgürlüğü alanındaki sorunlar Türkiye'de yargı ile ilgili genel sistematik sorunun bir parçasıdır."

Sedat Ergin konuşmasını şöyle bağlamış: "İhlal kararlarının da gösterdiği gibi, bugün Türkiye ile Avrupa hukuk sistemi arasında büyük bir uyumsuzluk söz konusudur. Türkiye'nin bu yüzyılda kendisine atfedilen rolü oynayabilmesi, sadece dış politika ve ekonomi alanındaki başarılarla mümkün olamaz. Bunun olabilmesi Türkiye'nin aynı zamanda gerçek bir hukuk devleti olmasıyla mümkündür. Bunun yolu Türkiye'nin Avrupa hukuk normlarına, evrensel hukuka saygılı bir çizgiye gelmesinden geçiyor."

Gerçekten hem Prof. Dr. Bahri Öztürk hem de Sedat Ergin çok önemli noktalara temas etmişler. Türkiye’nin hedefi çağdaş uygarlıktır, hatta onu aşmaktır. Ne iyi ki bunu bütün siyasi partilerimizin liderleri benimsiyorlar ve dile getiriyorlar. Türkiye Cumhuriyeti anayasasında yazan,  2. Maddeyi de ne iyi ki bütün siyasi partilerimiz paylaşmaktadır.

Madde 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Yani her şeyden önce demokratik hukuk devleti olmak çağdaş bir devlet olmaktır. Bu nedenle bir zamanlar Devlet Güvenlik Mahkemelerinden (DGM) şikayet ediyorduk, şimdi Özel Yetkili Mahkemeler sorun olmaya başladı. Demek ki anlayışlarda, yorumlarda uyum sorunlarımız var. Bunun üzerine giderek yargı sistemimizde büyük yenilikler, açılımlar yapmamız gerekiyor. Umarım bu yılın sonunda yeni anayasa ile insan hakları temelinde hukuk devletine vurgu yapan çağdaş bir anayasa herkesin işbirliği ile çıkarılır. Çünkü içeride güçlü olmayan, adaleti yaralı bir sistem dışarıda da arzu edilen başarıları yakalayamaz. Bunun bilincinde olarak bütün paydaşların sorumlulukla, elbirliği ile adalet sstemini ayağa kaldırmaları ve ülkede bir umut dalgası yaratmalarına büyük ihtiyaç bulunmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, İhtiyaç duyulmakta olduğu kesin. Ama kim tarafından. Uygulamalara ve demeçlere bakarsak AKP bu günden çok memnun. Az uğraşmadı işgal için iktidar. Saygı ve selamlar..

izmirli doksanyedi 
 14.03.2012 21:41
Cevap :
Kamuoyunun sağdusunun baskın gelmesi umuduyla diyelim....  15.03.2012 9:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 642
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2300
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1995 ODTU Fizik Lisans, 1998 ODTU Fizik Yüksek Lisans (Biyofizik)  mezunuyum. Özel sektörde kalit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster