Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
49
 

Gelincik Zamanlı

“Ne ah edin dostlar, ne ağlayın! Dünü bugüne, bugünü yarına bağlayın!” Nâzım Hikmet
 
(Şiirsel yapısındaki estetik biçimin görkemi kadar felsefi genişliği de var. Sadece insan dünü bugüne, bugünü de yarına bağlayarak yaşayabilir; yani, yarınki yaşamını bugünden tasarlayabilir... Dünü yaşayıp bugüne gelmiştir; bugünse dünkü yaşamıyla birlikte yarının hayalini kurarak yaşıyordur. Gene de insan ömrü gelincik gibidir; yarına kalamayıp gelincik gibi tüm görkemiyle dökülebilir de. Bu yüzden her zaman en saygın ve değerli varoluş zamanı dünün elinden öpen ve geleceğin özlemini çeken bugündür.
 
Gelincik de insan ömrü gibidir.
Dün vardı, yaşamıştır
Dünden kaldıysa bugün de yaşıyordur
Bugünü de al duvaklı gelin gibi yaşıyordur
Çünkü yarına kalacağı belli değildir.
 
Her şeye rağmen yarının belirsizliği, dünün bilgisiyle bugünü yarına bağlayarak yaşamaya engel oluşturmaz. İnsan için ‘yarın’ sadece bir gün değildir; yarından da sonrasıdır O yüzden bugünü yarına bağlayarak yaşamak insanın önemsemesi gereken bir hayat özlüğü olmuştur. Ancak, çoğu insan uygulamada bugünü hiçleyen bir hata yapar: İnsan, dünü özlemeye ve yarının olası kaygılarına kendini öyle kaptırır ki bugünü yaşamayı ya unutur ya da erteler. Böyle süregiden insan yaşamı gün gelir bugünü bile hatırlamadan yarının hayaliyle sona erer. İnsanın gelinciği hatırlaması bu yüzden çok önemlidir; yarına kalamayıp gelincik gibi tüm görkemiyle döktüre döktüre yaşayabilir de...
 
Her akşam dünün anısal bilgisiyle bugünü yaşamış olmanın keyfiyle yarının rüyasına yatan insan gelincik tohumu yutmuştur. Sadece tam zamanlı anların ayrıntısını yaşayanlar gelincik zamanlı ölürler... Günü gününe gelincik coşkusuyla ömürlerini tamamlamış olurlar. Tam zamanlı yaşamak, dünü bugüne, bugünü yarına ulayarak bugünde yaşamaktır…
Muharrem Soyek
***
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kavramın ne olduğundan çok o kavramla neyin, nasıl anlatıldığı önemli olsa gerek, ister Nazım okuyalım, ister Necip Fazıl, vs. Ama bugünde dünü yaşıyoruz, yarın diye de dünden öncesinin özlemini çekiyoruz, bu da toplum olarak yaşadıklarımıza yansıyor. Bazen neden böyle oluyor diyorum, dünü doğru dürüst yaşayamadık ki, bugünü yaşayalım, bugünü de geleceğe anlamlı bir şekilde bağlayabilelim. Belki bir ömre yetmeyebilir dünü, bugüne, bugünü yarına bağlamak; ama birbirini takip eden nesillerin bunu başarması gerekiyordu, hâlihazırda başaramadığımıza göre, kolay olmasa gerek dünü bugüne, bugünü yarına bağlamak ve de nesiller boyu donmadan bulanmadan akmak Mevlana’nın deyişiyle. Belki bir gün başarırız, başardığımızda nice neslin hayalini de gerçekleştirmiş oluruz, hayali bile güzel değil mi dünü bugüne, bugünü geleceğe bağlamak, ya da ulamak biteviye. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 27.07.2019 22:52
Cevap :
Bu güzel yorum mini deneme gayretimin övüncü oldu. Teşekkürler. Galiba çare zamanı bölmeden bir sonsuza yürüyen bir bütün olarak görmekte. Yani, "hepsi bugün" diyerek amma bugün dünün elinden öperek yarını da güzel hatırlayarak hepsiyle bugünde yaşamak...  28.07.2019 10:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 382
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1396
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster