Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '12

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
4192
 

Gelinliği Dünyaya Türkler tanıttı…

Gelinliği Dünyaya Türkler tanıttı…
 

gelin


Tüm dönemlerde kadının en önemli tören giysisi gelinlik oldu.

Beyaz kumaştan gelinliği ilk kez 1898'de Kemalettin Paşa ile evlenen II. Abdülhamid’in kızı Naime Sultan giydi.

Sarayda başlayan ve zamanla yaygınlaşan beyaz gelinlik 20. yüzyılda artık vazgeçilmez oldu.

Osmanlı devrine ait kadın giyimi ve gelinliği, yaşanılan hayat tarzına paralel saray, şehir ve kırsal kesim gibi grupların kendilerine özgü kuralları, gelenek ve göreneklerine göre kullanılan değişik boya, dokuma, işleme ve modellerle zenginleşti.

Gelinlik ilk olarak Türk toplumundan dünyaya yayılmış bir gelenektir.

Hristiyan ve katalokler güzel bir elbise giyer kiliseye gider nikâh kıydırırlardı.

Türkler göçebe hayatı yaşarlardı. Sürekli gezdikleri için çeşitli kültürlerin de etkisi altına girmişlerdir.

Obada evlengelin güzelce giydirilir başına kırmızı tül örtülürdü. Bu bekâreti, saflığı simgelerdi. Düğün bitinceye kadar kırmızı tül açılmazdı.

Daha sonra ipek yoluyla gelen taciler gördükleri bu kültürü ülkelerine taşımışlardır.

Ülkelerinde zengin ve nüfuslu olanlara bu geleneği anlatmışlar, onlarda beğenip uygulattırmışlar. Önceleri saten ve ipekten yapılmış gelinlikler sonrasında tüle dönmüş. Sonra beyazda karar kılınmış. Bu da temizliği, saflığı ve masumluğunu simgeliyor düşüncesi ile uygulanmış.

Eski Roma’da gelinler farklı giyinirlermiş. Özel giysileri sarı olur sarı peçe takarlarmış.

Beyaz gelinlik 16. Yüzyılda yaygınlaşmaya başlamış.

Bu günlerde kraliyet aileleri gümüş renkte gelinlikler giyerlermiş.

Kraliçe Viktorya bunu reddedmiş, beyaz renkte gelinlik giyeceğini söylemiş ve giymiş.

Tabi bunun ardından yazar – çizerler beyaz rengin üstünde durmuşlar ve masumiyeti anlatıyor demişler.

Gelinlikle ilgili iyi yazılmayan adeler o zamandan bu zamana süregelmiş.

Damadın gelinliği gelenin üstünde nikâhtan önce görmesi uğursuzluk getirir,

Gelin kendi gelinliğinikendi dikerse uğursuzluk olur.

Gelin düğünden önce gelinliğini hiçbir yerde giyemez…

Bu değişim içerisinde tüm dönemlerde kadının en önemli tören giysisi hiç kuşkusuz gelinlik olmuş.

Gelinlik için seçilen model, renk, kumaş değişse de amaç hep aynı kaldı. Osmanlı adetleri gereği, simli, pullu, işli giyinmeleri fazla süslü ve dikkat çekici görüldüğünden genç kızlar genellikle sade elbiseler giyerdi.

Kadınların süslü giyinebilmelerinin yolu evlilikle başladığından, ilk gösterişli elbise olan gelinlik her zaman önemli bir giysi oldu ve gelinin diğer kadınlardan farklılığını belirtmesi açısından da önemsendi.

Gelini diğer kadınlardan farklı kılan, gelinliğin yanı sıra gelinliği tamamlayıcı gelin başı, duvağı, gelin çiçeği ve diğer aksesuarlarıydı.

Dönem modasını yansıtan pahalı kumaşlardan yapılan gelinlikler gösterişli ve süslüydü.

Saray, hanedanlık rengi olarak kırmızı rengi benimserken, halk kırmızının yanı sıra mor, mavi, pembe gibi canlı renkleri de severek tercih ediyordu.

Gelinin yüzünü örten duvak tül hep kırmızı oldu.

1870'lerden sonra Batı etkisiyle daha açık renkte gelinlikler giyilmeye başlandı.

Osmanlılarda düğünün kaç gün süreceği, evlenenlerin sosyal statülerine göre değişim gösterirdi. Düğünün her gününde farklı bir kıyafet giyilirdi. Kına gecesinde ve gerdek günü (düğünün gecesi) için farklı kıyafetler, gerdek ertesinde ise, ‘paçalık’ tabir edilen bir kıyafet giyilirdi.

Kadınların başlıca giyim eşyaları şalvar, hırka, gömlek, entari ve kaftanlardı. Şalvarla giyilen entariler Türk kadın giyiminin en eski örneklerini teşkil eder. Peşli entari, belden aşağı doğru etek kısımları genişletilerek biçimlenir. 18. yüzyıl başlarından itibaren bu entarilerin yaka açıklığı, kol kesimi, etek boyu, elbisenin bedene oturması gibi model değişiklikleri, 19. yüzyıl ortalarına kadar etkili oldu.

19. yüzyılın başlarında üç etek ve dört etek denilen modeller gözde oldu. Üç etekler yanları yırtmaçlı, önü açık, belden birkaç adet düğmeli, boyu yere kadar entarilerdir.

Üç etek 1875'lere kadar etkiliydi ve kırsal kesimlerde 20. yüzyıla kadar kullanıldı. Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıydı.

Alyans:

İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır’da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı.

Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu.

Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir.

O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu.

Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. (alıntı)

Tebrikler – Allah mesut bahtiyar etsin…

 

 

Nazan Şara Şatana

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1546
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4588
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster