Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '07

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1704
 

Gelişmişlerin Çin çıkmazı

Gelişmişlerin Çin çıkmazı
 

Paranın ilah olduğu gelişmiş ülkelerin kapitalist ekonomik çarkları, tek bir enstruman tarafından balans edilmektedir. O da “kar”dır. Yani en temel makro ekonomik kavramlardan olan üretim faktörleri üçlemesinin sermaye ayağının getirisi.


Ünlü filozof Russ Ackof’un çok beğendiğim ve sıklıkla kullandığım bir sözü vardır: “<ı>Kar, oksijen gibidir. Olmadığında yaşayamazsınız. Ancak yaşamayı sadece nefes alıp-vermekten ibaret sayıyorsanız, yanılıyorsunuz.” Sosyal sorumluluk, itibar yönetimi, iyi yönetişim gibi günümüz dünyasının sıklıkla tartıştığı ve üzerinde durduğu konu başlıklarının abecesi olabilecek derecede özet ve özlü bir ifadedir bu söz.


Son yıllarda, gelişmiş batılı devletlerin ve pek tabi ki dünya süper gücünün, az gelişmiş ve gelişmekte olan Uzakdoğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika ülkelerindeki ucuz ve aç işgücünü nasıl da, daha fazla karlar elde etmek uğruna kullandıkları gün gibi ortadadır. Ancak konunun bir diğer iç acıtıcı ve can sıkıcı boyutu ise aynı gelişmiş devletlerin, yine dünya sosyal sorumluluk liginde başa güreşmeleridir. İnsan hakları, kişi hak ve özgürlükleri, sosyal adalet, kurumsal ve ülkesel sosyal sorumluluk standartları gibi konularda kendilerini tek geçen bu ülkeler; malum yerlerde yaptırdıkları ucuz maliyetli üretimlerin ne şartlarda gerçekleştiğini görmezden gelmekteler.


Bugün Hindistan dediğiniz ülkede milyonlarca kişinin nüfus cüzdanı dahi yoktur. Meşhur Ganj Nehri’nin kıyılarında aç-bilaç yatıp-kalkan ve yaşamaya ve karın tokluğuna ya da borcuna binaen çalışmaya çalışan bu zavallıların devletleri nezdinde kayıtları bile bulunmamaktadır. Sıradan bir vatandaş dahi değillerdir yani.


Bangladeş’te daha birkaç ay önce, insanlık dışı çalışma şartlarına artık dayanamayan tekstil işçileri onlarca fabrikayı ateşe vermiş, protesto gösterileri yapmışlardır.


Kara yazılı kara Afrika’nın zengin altın ve elmas madenleri, insan hakları havarilerinin tekelinde olup, ülke halkları kendi topraklarında, kendi zenginlikleri içinde rezil bir şekilde yaşayıp, çalışmaya çalışmaktadırlar.


Çin’deki gelişmiş şehirlere bakıp da maalesef modern Çin kandırmacası yapılmaktadır. Çin’in -asıl ve yoğun- diğer yüzü perişan haldedir. İnsanların, insanca yaşadığından ve çalıştığından rahatça söz edebilmek imkansızdır. O çok bilindik markalar acaba o çok pahalı sattıkları albenili ürünlerini, çok çok ucuza hangi Çin’de yaptırmaktadırlar. Pekin’deki bilmem kaç katlı gökdelenlerde değil pek tabi.


Bu çok bilinen dünya markaları ise sözde anlaşmalar, kamuoyu bildirileri ve üreticilerine uyguladıkları yaptırımlarla, ürettirdikleri ürünlerin insan haklarına saygılı ortam ve şartlarda imal edildiğinin garantisini, müşterilerine vermektedirler.


Geçtiğimiz günlerde marka bilinirlikleri ve piyasa saygınlıkları üst seviyede olan iki global kırtasiye devinin Çin’de ürettirdikleri boya kalemlerinde kanserojen maddeler tespit edildi ve ürünler toplattırıldı. Bugüne kadar kullanan tüketiciler için ne yapılacak, soru işareti.


Asıl kıyamet bence tekstil ve hazır giyim sektöründe kopacaktır. AB sınırları içine girmesi yasak olan altı adet ağır metali içeren ürünler, tekstil ürünlerinde olması gereken birtakım haslık standartları, pvc, formaldehit, pH oranları gibi son derece önemli ve insan sağlığına doğrudan etki eden kimyasallar, düğme, kordon, çıt çıt gibi aksesuarların kullanımında özellikle bebek ve çocuk giyeceklerinde olması gereken ekstra özellikler ve daha birçok detay gibi görünen ama gelişmiş ülkelerde gerek yasalar gerekse toplumsal duyarlılık nedeniyle çok önemli olan faktörün garantisi Çin ve benzer ülke mallarında, hiçbir zaman tam anlamıyla güvence altına alınamaz.


Münferit ve fazlaca dünya kamuoyuna yansımamış olaylar zaman zaman olmaktadır. Ancak bir gün gelecek ve boya kalemlerindeki konu gibi bu durum da gelişmiş ülkelerin suratına çok acı bir şekilde çalınacaktır.


Son aylarda ucuz olmasına rağmen bazı siparişlerini daha fazla risk almamak adına o ülkelerden Türkiye gibi daha fazla emin olabildikleri ülke üreticilerine kaydıran dünya markaları olmuştur. Bu durum şüphesiz ki bizim adımıza, özellikle yıllardan beri içine düştüğü krizden ve yukarıda bahsettiğim haksız rekabet ortamından kurtulamayan tekstil ve hazır giyim sektörü için olumlu bir gelişmedir.


Global markalar, “<ı>biz o ülkelerdeki kanunların uygulanmasına bakıyoruz, yasa bunu emretmiyorsa biz ekstra iyileştirici şartlar isteyemeyiz” kandırmacasını artık ne kendi ülke kamuoylarına ne de Çin ve Çin gibi ülkelerle bu şartlarda rekabet etmeye çalışan Türkiye ölçeğindeki ülkelere yutturamamaktadırlar. O ülkelerdeki yasalar ve yasa uygulayıcıları zaten yeterli olsaydı, bu klasmanda olmayacaklardı.


Ucuz işgücünden yararlanıp fazla kar etme dönemi dilerim ve umarım ki bitecektir, bitmelidir. Bir tarafta insanlık dışı şartlarda çalışan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan, fazla mesai, iş ve işçi güvenliği, çocuk işçi, hijyen ve çevre duyarlılığı, cinsiyet, din, dil, ırk ayrımcılığı gibi konulardan bihaber insanlar ve üreticiler; diğer tarafta ise ışıltılı markalarını dünyanın parasına satan çok kar edenler.


Sonuç ortada, sonuç iç bulandırıcı, sonuç iç acıtıcıdır.


Netice: Çıkar çıkmaz, çıkmaz sokaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 929
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3538
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster