Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
131
 

Gelişmişlik sembolü olarak, 'cep telefonu'.

Gelişmişlik sembolü olarak, 'cep telefonu'.
 

Çamurdan cep telefonu


Japonların yaptığı Marmaray'ın, Güney Kore'den ithal ettiğimiz vagonlarından birinde, Avrupa'dan Asya'ya geçiyorum.

İleride 'nostaljik takılanlar' ,

''Ah ah, bir zamanlar Boğaz'daki bir iskeleden diğerine, hergün güneşin doğuşundan gece yarılarına kadar yolcu taşıyan vapurlar vardı ya, işte onların üst katlarında oturup demli bir çay içmek ne de güzel oluyordu'' ya da ''Boğaz'ı süsleyen köprülerden geçerken, aşağıdaki gemilere ve yalılara bakmanın tadını başka bir şeyde bulmak mümkün mü azizim?...'' diye anlatıp, soracaklar muhtemelen.

Gidişat onu gösteriyor ki, her gün daha da meşgul insanlar haline geliyormuşcasına, hayatın tadını ıskalamaktaki ısrarımızla, sanki yetişecek gerçekten de çok önemli işlerimiz varmış gibi, denizin fersah fersah altındaki tünele sabah akşam girip çıkmayı bir maharet sayıyoruz.

Vagonun köşesinde durup, oradan insanları gözlüyorum. Neredeyse her üç kişiden bir tanesinin elinde 'cep telefonu' mevcut. Parmaklar sürekli olarak tuşların üzerinde gidip geliyorlar. Sanırsın ki herkes, google'dan kainatın sırrını öğrenmenin peşinde.

Birbirleriyle göz temasından kaçınan insanlar, kendilerini internetin sanal aleminin sonsuzluklarına bırakmış, su altından farm ville'lerine saman yürütüyorlar.

En ufak temasa bile faul çalan bir futbol hakeminin yönettiği maçta oynuyormuş gibi insanlar. Kimse kimsenin yanına yaklaşmıyor hatta daha doğrusu, herkes olası en uzak köşeye konumlanma gayreti içerisinde.

En kaplumbağa durum, gözleri kapatıp, telefondan çıkan kordonları da kulağa sıkıca yerleştirdikten sonra, elleri-kolları birbirlerine kavuşturup kafayı arkaya cama yaslama şeklinde tezahür ediyor.

İşte o zaman dünya ile bağlantı tam olarak kopartılmış oluyor ki, bir nevi çarkın dışına çıkıp 'nirvana' haline ulaşmak da sanırım bu şekilde gerçekleşiyor.

Toplu ulaşımı, bireysel nirvanalarla gerçekleştirip, bir kıtadan diğerine yerin altından geçen sekiz on vagon dolusu insanla beraber, en sonunda nihayet topluca Üsküdar'da yeryüzüne çıkıyoruz.

''Allah, diğer istasyonlarda inecek diğer yolcu kardeşlerime de günyüzü görmeyi nasip eder inşallah'' diyerek, bu kez tabamvay ile evime yöneliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster