Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ismail hakkı özsarı

http://blog.milliyet.com.tr/ihozsari

11 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
298
 

Geliyorum diye bağıran tehlike!

Geliyorum diye bağıran tehlike!
 

Önceleri de dağları tutan eşkıyalar vardı. Onlar fermanlara, buyruklara, haksızlıklara karşı çıkmışlardı dağlara. Dadaloğlu, Köroğlu bunlardan bir kaçıydı. Doğaya zarar vermiyorlardı. Buraları kendilerine yaşam alanı olarak seçmişlerdi.
Şimdilerde öyle mi!
Bugün dağları tutan eşkıya kapitalizmin taşıyıcıları olan kapitalistlerden başkası değil.
Şöyle bir dağlara bakın… En güzellerini eşkıya tutmuş.
Kaz dağları dünyanın Alplerden sonra en çok oksijen üreten yeri. Altın madeni aramak amacıyla karnı yarılıp, delik deşik edilmeye başlandı.
Karadeniz’in en güzel yaylaları, yayla evi yapmak bahanesiyle yavaş yavaş yok ediliyor. Dağlarımıza tesisler konuldukça köylülere, yoksullara yani asıl sahiplerine yasaklanıyor.
Akarsularımızın HES’ler yapmak bahanesiyle bir bir ölüm fermanlarıçıkartılıyor.
Ovalarımız yapı alanlarına açılarak beton yığınlarına çevriliyor.
Nilüfer çayı simsiyah zehir akıyor. Dünyanın sayılı güzel ovalarından olan Bursa ovası sanayileşme adına çölleşti.
Ege ve Akdeniz kıyılarımız sermayenin işgali altında. Giderek betonlaşıyor. Zehirleniyor. Bu gidişle balığı akvaryumda göreceğe benziyoruz.
Vahşi kapitalizmin doymak bilmeyen açgözlü sermayedarları gözünü doğaya dikmiş,onu acımasızca yıkıma uğratıyor.
Tüm bu olup bitenler karşısında bizler ne yapıyoruz?
Sadece susmakla yetiniyoruz. Oysa en kutsal hak yaşama hakkıdır. Birileri doğayı dolayısıyla yaşama hakkımızı yok ederken, bizlerin tüm olup bitene sessiz kalmamız anlaşılır gibi değil.
Var olmanın da yok olmanın da dili, dini, ırkı, mezhebi, milliyeti olmaz. Tüm dünyalılar olarak aynı geminin yolcusuyuz. Sırf düşmanlık olsun, zarar verelim diye bir başka ülkenin ormanlarını yakmak kadar aptalca bir davranış olamaz. Zira doğal kaynaklar insanlığın ortak malıdır. Yunanistan’daki ormanlarda üretilen oksijeni solumayız diyebilir miyiz? Böyle bir şey olabilir mi?
Bir insanın, böyle bir sürece sessiz kalması ya cahilliğiyle ya aptallığıyla ya da kaderciliğiyle açıklanabilir.
Kaderci insan başına gelen her musibeti tevekkülle karşılar. Sesini çıkarmaz.
Aptal ise akıl körüdür.
Anlaşılmaz olan okumuş, yazmış diplomalıların geliyorum diyen tehlike karşısında sessiz kalmalarıdır.
İnsan bir kere doğaya yabancılaşırsa, kendisine de yabancılaşır. Ardından akıl tutulmasına kapılır. Aklı tutulan insan daha sonra odun insan olur.
Çevremize şöyle bir baktığımızda bunlardan ne kadar çok görürüz.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ağzınıza sağlık,yazınızı okuduğumda çok etkilendim bütün düşüncelerim sizin tarafınızdan dile getirilmişti sanki, kısacası hilerime tercuman oldunuz.doğa elimizden gidiyor ve biz hiçbirşey yapamıyoruz her yerin beton yığınına dönüşmesini çaresiz bir şekilde izliyoruz,en kötüsüde sağlıksız bir neslin yetişmesi...

nilgün kurt 
 12.09.2012 10:54
Cevap :
Teşekkür ederim. Hiçbir şey yapmıyoruz demeyelim de elimizden bu kadarı geliyor diyelim. Bizler en azından bu kötü gidişatı fark ediyor ve dile getiriyoruz. ama tarihte de örnekleri mevcuttur ki, ya bizler bu betonlaşmaya bir dur diyeceğiz ya da doğa... umarım bunu yapabile biz oluruz.  14.11.2012 12:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 288
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1038
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Emekli öğretmenim. Kitap okumayı ve düşüncelerimi paylaşmayı çok severim. Tarih özel ilgi alanımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster