Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
980
 

Gelme Artık Rüyalarıma...

Gelme Artık Rüyalarıma...
 

Boğazından boğuluyor gibi hırıltılı bir ses çıkararak, çırpınmaya başladı kadın. Kurtulmaya çalışıp da başaramayacak olduğunu bilmenin çaresiz can çekişmeleri vardı yüzünde. Her nasıl olduysa çığlık çığlığa terler içinde, gözlerinde büyük bir korkuyla uyandı kabusundan. Uyanmasıyla beraber gözyaşları da akın ettiler yüzüne. Hıçkıra hıçkıra ağladı, nefes alamadığını hissetti. Boğazında, kalbinde, ciğerlerinde tarifsiz bir yangı vardı. Sanki ateşten bir nefes çekmişti, tüm vücudunu sarıyordu bu ateş. Su içmek istedi, yerinden kalkacak gücü bulamadı kendini. Çevresine bakındı, yalnızlığına baktı, yalnızlığı kendine… 

Zorlanarak kalktı, su içti. Az önce duran gözyaşları yeniden akmaya başladı. Kabusu aklına geldikçe canını yakıyordu. Ne kadar sık görür olmuştu rüyalarında, kabuslarında. Bilinçaltının kendine oynadığı bu oyunlar ne kadar sıklaşmıştı. 

Yeniden oturdu, bacakları kendini taşıyamayacaktı. Sigarasını yaktı canının yangısını alır diye umut ederek. Sadece rüyaydı, rüya, sadece rüya! Gözlerinden akanlar duracak gibi değildi. Yüreği sakinleşemiyordu. Beynini sakinleştirebiliyordu, bilinçaltı, rüya deyip, kendi beynini avutabiliyordu ama kalbi hızlı ritminden hala vazgeçmemişti. 

Yüksek sesle konuşmaya başladı. Sonra durdu! Kötü rüyaları akan suya anlatmak gerekliydi, su gibi akıp gitsin diye. Bulabileceği akan bir su yoktu yakınlarında, lavabodaki çeşmeye baktı, düşüncesindeki hızla yerinden kalktı, çeşmeyi açtı, anlattı, anlattıkça ağladı, ellerini dayadı lavaboya, titremesinin geçmeyeceğini biliyordu ama kastı kendini durdururum belki diye. Sevdiğini görmüştü rüyasında. Öyle kanlı canlı karşısında değildi bu kez. Toprak örtmüşlerdi üzerine rüyasında direnmişti mezar taşındaki isime bakmamak için, toprağı tırnaklarıyla kazımaya çalışmıştı, dışarıdan duyduğu tüm seslere kulağını kapatmıştı. Ne dediklerini hatırlamıyordu, sadece toprağı kaldırmaya çalışıyordu. Sadece bir an mezar taşına bakmış, adını okumuştu sevdiğinin! O an çığlıklar atmış, nefes alamadığı hissetmiş, delirdiğini sanmaya başlamıştı ki, uyanmıştı! 

Keşke görebilsem keşke sesini duyabilsem, iyi olduğunu bilebilsem dedi. Aylardır sesini duymuyordu, görmüyordu! Özlemin, korkularının bilinçaltında kendine hazırladığı oyunlar uykularını harap ediyordu gecelerdir. Yanımda olmasa da, benimle olmasa da iyi olsun diye dua ederdi hep aslında. O hayatında gittiğinden beri eskisi gibi yine onunla başlayıp, onunla bitirirdi gününü. Kendine yol çizemiyordu, aklında yüreğinde o vardı. Onsuz ama onunla bir hayattaydı. Bitmesini hiç istemedi içindeki sevgisinin. Onsuz da olsa onu sevmek hep güzeldi, huzur verirdi. Fakat bu son zamanlarda sıklıkla gördüğü kötü rüyalardan beri, onsuz yaşadığı sevgisinin ruhunda açtığı derin yaraları fark etmeye başlamıştı. Artık acıtıyordu bu sevgi, yaşamdan soyutlamış, dünyadan kopartmıştı kendini. Gittiğinden beri hiç kızmamıştı sevdiğine. Kendi içinden bir ses bile itiraz etmemişti bu olamamış sevgililik haline. Ama artık tükeniyordu, tüketiyordu ruhunu. 

Dahil olamayacağı hayatın hayalini kendi kendine yaşayarak, sevgisini hep taze tutmuştu. Şimdi de yine dahil olamadığı bir hayatta, gerçekleri yaşayan kendi dahilliğinde yollar çizip ilerleyen sevdiğinin rüyasında ki kaybı nefessiz bırakmıştı kendini. Oysa o başka bir yaşamda, uzakta sevildiğinden, özlendiğinden habersiz başka sevgiler tüketiyordu. 

Bunları düşünmek canını biraz daha yaktı, gözyaşları bir de bunun için akmaya başladı. Kendi kendine acıdı, kendine acıdıkça dibe çekti kendini. Bu halden kurtulmanın çaresi var mıydı? 

Her gün içinden unutmamak için tekrarladığı telefon numarası çevirdi. Karşı tarafın telefonu açtığı anda konuştu ‘seni sevdiğim için nefret ediyorum artık kendimden, çık kalbimden, çık yaşamımdan, silinsin varlığın, gelme artık rüyalarıma’ dedi. Cevap beklemeden telefonu kapattı. Gözyaşları dindi. Hafiflemiş hissetti kendini, içindeki sahipsiz sevgisini bitirmek istediğini hem kendine hem aylar sonra ona itiraf etmek bile rahatlattı yüreğini. 

Çapraşık bir gülümse yayıldı dudaklarından, huzurla nefes almaya başladı… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir arkadaşıma buna benzer kendimle ilgili birşeyler anlatmıştım...sen saplantılısın adamın haberi olmadan nasıl seversin diye :) ...şimdi gülüyorum eski halime...sizin yazınızı okurken kendimi gördüm birden :) çok farklı anlatmışsınız...kaleminze sağlık...selam ve sevgilerini gönderdi gelincik size.

B Gelincik 
 18.02.2011 23:05
Cevap :
Kendi kendine sevip, kendi kendine vazgeçmek işte :) Seni görmek güzel Gelincik, teşekkür ederim sevgimle....  22.02.2011 15:34
 

Özge, sen ne kadar derin, ne kadar- tanım bulamıyorum- farklı anlatıyorsun ! Öykünü okurken, ekrana iyice yaklaşmış ve nefesimi tutmuş halde buldum kendimi.. ! Tebrikler arkadaşım. Aşkın, sevginin kuralı yok ne yazık ki.. Yanlış kişiyi de sevebiliriz hayatta, hiç karşılık almadan da sevebiliriz, hatta sevdiğimiz kişinin bundan haberi dahi olmayabilir. Sevmek herşeye rağmen çok güzeldir, ama eğer bizi yıpratıyorsa bu sevgi, canımızı yakıyorsa, o zaman "dur" demenin vakti gelmiştir. Ama nasıl ? :) Sevgilerimle Özge'cim..

Mor Okyanus 
 15.02.2011 17:38
Cevap :
Okyanusum, mutlu ettin beni, onur duydum yorumundan :) Aşkta vazgeçmeyi de bilmek gerekir, yolunu bulamasam da hala vazgeçilebileceğini umut ediyorum... Teşekkürler canımm, sevgiler yüreğine...  15.02.2011 18:26
 

İçin nefret etmek...rüyalarından kovmak..Hala içinde bir yerlerde kırıntısı var o aşkın, o yüzdendir açılan telefon...o yüzdendir böylesi sevgi ve nefret..keyifle okudum hemşerim, sevgimle.

Olgun Ekinci 
 13.02.2011 14:47
Cevap :
Sevgi ne nefret arasında o ince çizgi, Vazgeçmekle, geçememek arasında ki gibi...Sevgi saygımla hemşerim...  13.02.2011 16:46
 

Terketmenin dayanılmaz hafifliği... acı çekmektense, aşkta bir başına kalmaktansa koparıp at! eline sağlık Özge'canım.

sema öztürk 
 12.02.2011 22:56
Cevap :
Kendi içindekileri terketmek hafifletiyor Sema'mm... Teşekkür ederim, sevgiler dost yüreğine...  13.02.2011 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 127
Toplam yorum
: 448
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 814
Kayıt tarihi
: 22.09.07
 
 

Sıcağıyla bilinen memleketimde bir kış gününde geldim dünyaya. Bütün tezatlıklar hayatımda farklı r..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster