Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '11

 
Kategori
Ekolojik Yaşam
Okunma Sayısı
303
 

Gelmeyen bahar!

Gelmeyen bahar!
 

Çiçek ve Arı


İlk okulda mevsimleri üç aylık periyotlar halinde öğretirlerdi. İlkbahar, (mart, nisan, mayıs) aylarıydı. Cemrelerin düştüğü havaların ısındığı bereketli nisan yağmurlarının yağdığı, tabiatın canlandığı, leyleklerin geldiği aylardı bahar ayları, hasret kaldık. Tadıyla, ilkbahar aylarını yaşamak artık pek mümkün olmuyor. Mevsimler birbirine karıştı. 

Meteorolojik olaylar insanı ürkütür hale geldi. Anormal yağışlar, fırtınalar, hortumlar, depremler, aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar, gezegenimizin s.o.s verdiğini bize anlatıyor. Tabii, biz bunu anlamamakta ısrar ettikçe, kaçınılmaz sona biraz daha yaklaşıyoruz. 

Dünyada ekosistemin bozulmasına neden olan birçok etken mevcuttur. Kütahya'da meydana gelen gümüş madenindeki siyanür havuzunun yıkılması ve bu havuzdaki zehirli atığın çevreye sızması demek binlerce insanın felaketi anlamına gelmektedir. 

Amazon eko sistemine, altın madencilerinin her yıl ortalama 130 bin kilogram cıva bırakması, ABD'de ise kömürle çalışan enerji santrallarının yılda 45 bin kilogram cıvayı havaya salmaları neticesinde, yayılan cıva su yollarına yerleşerek, nehir ve gölleri kirletiyor. Balıkları zehirliyor. Bu balıkların yenmesi durumunda alınan cıva yeni doğan bebeklerde nörolojik zararlara neden olabiliyor. 

İnsan oğlunun insafsızca artan talepleri, gezegenimizde paylaştığımız ormanları, denizlerimizdeki balık tarlalarını, pek çok bitki ve hayvan türünü baskı altına alıyor ve yok ediyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü raporuna göre (WRI)dünyamız 1990 yılından itibaren yaklaşık 13 milyon hektar orman kaybetti. Ayakta kalan ormanların çoğu bir zamanlar oluşturdukları kusursuz eko sistemlerin küçük yada dağınık parçalarından ibaret olanları. 

Ormanlar üzerindeki baskılar artmaya devam ediyor, ülkemizde de, yapılan projeler orman ve su havzalarına zarar verecek mahiyette olması bakımından endişe yaratıyor. 

Kaynakların aşırı kullanılması, doğanın kimyasal yapısında değişiklikler göstermesine neden oluyor. Bitki örtüsünün, su kaynaklarının ve orman alanlarının aldığı her darbe çeşitli çevre kirlenmesine neden teşkil ediyor. Atmosfere salınan gazlar küresel ısınmayı tetikliyor. 

İklim değişikliklerine neden olan bu küresel kirlenme sonunda, mevsimlerde değişiklikler kaçınılmaz oluyor. Biz baharın gelmesini beklerken, yağmurlar, soğuklar devam ediyor, çiçekler açmıyor, arılar ortaya çıkmıyor. Bu durumda çiçeklerde döllenme, tozlaşma sağlanamıyor. Bitkiler, çiçeklerindeki polenleri böceklere, kuşlara, arılara, kelebeklere taşıtarak ürerler, doğa böceklerle, bitkileri uyum içinde yaratmıştır. 

Bu tozlaşmanın zamanında yapılmaması, meyva rekoltesinin düşmesine, fiyatların yükselmesine zamanla yok olmasına kadar gidebilecek bir döneme girilmesine neden olabilmektedir. 

Sonuç; iklim değişiklikleri, mevsimleri, özellikle bahar aylarını ortadan kaldırdığını görüyoruz. Dünyamız, Sıcak bir yaz, soğuk bir kış olmak üzere iki mevsime dönüşmektedir. İnsanlığın, susuzluğun ve kıtlığın beklediği bir dünyayla karşılaşmaları çok uzak görünmemektedir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

doğa çok bile dayandı, insanoğlunun bitmez tükenmez aç gözlülüğüne. Kanser vakaları her yıl artış gösteren ülkemizde, artık 7 den 77 yekadar risk altında bulunuyoruz. Allah sonumuzu hayır eylesin. Saygıyla..

Mahmut Ekrem Muhalefet demokrasiye geliştirir 
 13.05.2011 11:01
Cevap :
Yorum için teşekkürler. Saygılarımla.  13.05.2011 19:11
 

Tehlike çanları çalıyor çok haklısınız .Gelecek nesili neler bekliyor belli değil.Hayatta hiç bir şey olduğu gibi kalmıyor .Öğretilenlerde sanırım farklılaşacak.Hasan bey . selamla, sevgiyle.

Şennur Köseli 
 12.05.2011 22:13
Cevap :
İyi akşamlar Sennur Hn.cım, Mayıs ayının neredeyse ortasına geldik, baharı yaşadık diyemiyoruz. Kuzey rüzgarları durmak bilmiyor. Yine bu yaz anormal sıcaklarla karşılaşacağız. Suyun önemi ise her geçen gün artıyor,1 ton tahıl üretmek için 1000 ton su gerekmektedir. Su kaynakları iyikullanılması ve kirletilmemesi hayati önem taşıyor. Projeler yapılırken doğal hayatı göz ardı etmek veya göstermelik korumacılk yapmak bu sürecide hızlandırmaktan başka işe yaramıyacaktır. Sevgilerimle...  12.05.2011 23:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 463
Toplam yorum
: 695
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 1504
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Çevreye saygı, insanlık görevi olarak algılanmalıdır. Bankacılık ve finans yöneticiliği  uğraşım ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster