Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kağan Bahadır Küçükalcan

http://blog.milliyet.com.tr/kaganbahadir

26 Ekim '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
111
 

Genç Cumhuriyetimiz

Genç Cumhuriyetimiz
 

Cumhuriyetimiz, 29 Ekim günü seksen dokuz yılı geride bırakıyor. Kadim Türk tarihi göz önüne alındığında “genç” olarak da nitelendirilebilecek bu dönem, “Türk devletinin yeni dönemi” olarak düşünüldüğünde birikmiş tecrübenin bir ürünü olarak da görünebilir.

Türkiye Cumhuriyeti bu toprağın ürünüdür. Devleti kuran kadro, savaşan erler ve yönetici subaylar bir Türk yurdu olan Anadolu’nun ve o dönemin anavatanı olan Rumeli’nin çocuklarıdır. Kendinden evvelki devri yok sayıp, tarihi 29 Ekim 1923 ile başlatmak mümkün değildir.

Yönetimi halka bırakmak, idarecilerin tepeden inme yahut bir aileye mahsus olmaması düşüncesinin kökleri Tanzimat dönemine kadar götürülebilir. İlk seçimlerin yapıldığı, milletin içinde ilk hürriyet düşüncesinin uyandığı bu dönem Osmanlı’nın belki de en zor yıllarıydı. Ülke, Cumhuriyet devrimleri kadar keskin olmasa da çeşitli reform hareketleri geçirmiş, buna “ayak uyduramadığı” gerekçesiyle padişahlar tahtlarından ve canlarından olmuştu. Birinci Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte seçimler gelenekselleştirilmeye çalışılmış, lâkin harici siyasette yaşanan olumsuz gelişmeler II. Abdülhamid’in bu hareketi “geçici olarak” durdurmasını gerektirmişti.

II. Abdülhamid, her ne kadar Meclis-i Mebusan’ı tatil etse de mebusların maaşları düzenli olarak ödeniyordu. Bu durum, II. Abdülhamid’in meclisi geçici olarak kapattığı ve şartlar olgunlaşınca yeniden açacağı düşüncesini doğurabilir. Ancak bu ara dönemin uzun sürmesi, İttihatçı kadronun yönetime ilk başta perde arkasından daha sonra da fiilen el koyması sonucunu doğurmuştur.

Ne yazık ki İttihat ve Terakki yönetimi beklenen başarıyı ve uyanışı bir türlü sağlayamadı. Bunda belli başlı askeri başarısızlıklar, yönetimde belli başlı bir önderin olmayışı, çok başlılık sonucu oluşan fikir ayrılıkları gibi sebepler öne sürülebilir. İttihat ve Terakki Fırkası’nı eleştirirken onların güllük gülistanlık bir devlet almadığını ve zaten dış baskılarla yavaş yavaş uçuruma doğru ilerleyen bir bürokrasiyi (tüm reformlara rağmen) düzeltmek amacıyla hareket ettiklerini unutmayalım. Orhan Koloğlu’nun “Kanuni olmak kolay, Abdülhamid olmak zordur” tezini uyarlarsak “Makbul İbrahim olmak kolay, Enver olmak zordur” diyebiliriz.

Bu karışıklık sonrası Avrupa devletlerinin topraklarımız üzerindeki emellerini sahneye koyması, devlet içindeki parlak fikirli insanların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunlardan en önemlisi olan Mustafa Kemal, çevresine o dönemin önemli isimlerini toplayabilen ve liderlik vasıfları yüksek olan bir askerdi. Kâzım Karabekir’in, o dönem daha tanınır olmasına rağmen liderlik sevdası gütmemesi, İsmet İnönü’nün Ankara’ya gelme noktasındaki çekincelerini, Fevzi Çakmak’ın kurtuluş reçetelerini Padişah’a havale etmesini görünce bu düşüncemiz doğrulanıyor. Mustafa Kemal Paşa olmasaydı, ülke rejiminin cumhuriyete intisap etmeyeceği açıktır.

Kadim tarihimiz, parlak kağanları, sultanları barındırdığı kadar, silik ve tarihe pek az iz bırakmış kişileri de barındırır. Hatta bu dönemlerde “hainlik” diye vasıflandırabilinecek kişiler bile yönetimde olmuştur. Ancak bu durum devleti yahut dönemi tarihte yok saymamızı sağlamamıştır. Pire için yorgan yakılmaz. Osmanlı Devleti nasıl ki Osman Gazi’nin kurduğu yönetimin devamı ise, bugünkü cumhuriyetimiz de Atatürk’ün kurduğu cumhuriyettir. Bir Türk cumhuriyetidir. Kimilerine göre Atatürk’ten sonra devleti nitelikli bir kişi yönetmedi. Kimileri ise aralardaki birkaç kişiyi Atatürk mertebesine koymasa dahi önemli insanlar olarak görüyor. Ancak bu durum, cumhuriyetten ümidimizi keseceğimiz, devleti kendi devletimiz saymayacağı anlamına gelmemelidir. Cumhurbaşkanı’nı ya da Cumhurbaşkanı Adayı’nı beğenmemek ve sevmemek, Cumhuriyetimizi sevmek yolunda bir engel değildir.

Fetret Devri Mehmed Çelebi’yi, mütareke de Mustafa Kemal Paşa’yı çıkarmıştır.

 

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2611
Kayıt tarihi
: 13.03.07
 
 

Kağan Bahadır Küçükalcan   Siyasi Tarih yazarı ve Türkçü düşünce adamı. 28 Aralık 1988'de Antalya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster