Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
559
 

Genç kadınlar, babaları ve kaderleri

Genç kadınlar, babaları ve kaderleri
 

Etrafındaki insanlardan sıyrılıp yalnız kalabildiği vakitlerde, anlık gel-gitler, hezeyanlar ve düş değirmenleri arasında, kendinden daha çok özle(me)yeceği bir becerisini asıyor, sallandırıyor zihninde kurduğu darağacında. Acı, girdiği evin yazgısını mutsuz bir genç kızın kanıyla lanetliyor.

Sevmek içine gömdüğü ilk içgüdüsü olur, babasını sevmek için bile onun istediği gibi yaşamak zorunda olan bir genç kızın. Babanın kızına gösterdiği zulüm seviyesinde seyreden baskı, bu toprakların erkeklerinin, kadınları sevme ve koruma şeklidir.

Genç kızı kendi özgürlüğü bahsinde söz sahibi yapacak olan hayatındaki erkeklerin lütfüdür. Hayat serüvenine böyle bir ortamda başlayan genç kadının, seçme ve seçilme hakkı (her manada) fiilen yoktur. Kadın sorununun erkekler tarafından dillendirildiği, kadın haklarının erkekler tarafından savunulduğu(!) bir çevrede, bu genç kadınların içine girdiği dar çemberi görmezden gelmek aptallık olur.

Türban, özgürlük, demokrasi, aile, ekonomi konusunda çok keskin çıkarımlar yapabilecek bilgi birikimine sahip olabilir genç kızlarımız. Lakin kendileriyle ilgili temel sorunlarını çözmedikçe, yeni ve çağdaş bir dünyaya kucak açma yetisinden her zaman mahkûm olacaklardır.

Her şeyi boş verin, bu genç kadınlar sevmeyi ya da koşulsuz sevilmeyi sonsuza dek askıya almışlardır. Bu, onların yaşadığı toplumun kendilerine biçtiği bir deli gömleğidir. Aksini yapmaya kalkışan bir genç kadın, en hafif deyimle marjinallikle etiketlendirilecek, ailesi ve hatta uğruna her şeyi göze aldıklarının aşağılamalarına maruz kalacaktır.

Kendiliğinden oluverecek bir yazgıya sahiptir bu genç kadınlar. Kaybettikleri hiç önemli değildir. Nasıl olsa onlara vaat edilen, reva görülen bundan daha fazlası değildi. Yetiştirilme tarzlarından kaynaklanan bir mazlumluk vardır onlarda. Hak arayarak bulunacak bir şey değil, kaderin ona çizdiği kadardır nasibi.

Eğer kaderi onu kollayacak kadar şefkatli olmazsa her an kardeşlerinden, kuzenlerinden birisi, kocası ya da babası giriverir Azrail’le arasına. Acıya yaslanarak yükselen türkülerden her biri, bu genç kızların ömründen çalıyor. Genç kadın ölümleri hafızalarımızda yeterince yer alamıyor.

Devletin, hepimizin bu şekil bir yazgıya mahkûm edilen kızları kurtarmak için bir şeyler yapma vakti geldi. Gaz patlamasının yarattığı faciada ölen kızlar da, kendi geleceğinde söz sahibi olamayacak kızlardı büyük ihtimalle. Hata kimde, kim izin verdi, neden denetim yok gibi soruların yanında, bu kızların neden orada olduğunu da sormamız gerekir.

Düzenin egemen güçlerinin kendi aralarında tertip ettiği gölge oyununa dalıp, yaşadığımız toprakların asıl ‘can acıtıcı’ sorunlarını unutmayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 17.08.07
 
 

1983 yılında Mersin- Anamur'da doğdum. Ticaret Meslek Lisesi mezunuyum. İnternet salonu işletiyorum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster