Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
4563
 

Genç kız olmak

Genç kız olmak
 

Atasözümüz, "kızını dövmeyen dizini döver" der. Hayatımızın kadınlarına bakış açımızı özetleyen sihirli sözcük. Genç olmadan önce daha çocukluktan başlar cinsel ayırımcılığımız. Sen kızsın, sen yapamazsın, ama o erkek, aman kızım dikkat et erkeklere, erkelere güven olmaz, namusunu korumalısın vs... uzar gider öğütler. Dikkat ederseniz bu cümlelerde gençliğe adım atacak bir kızın hayatını kolaylaştıracak ve ona yön verecek tek kelime yoktur. Özgürlüklerini ve yaşam alanlarını sınırlayan, kızlarımızı bir cendere içinde yaşamaya iten bir felsefe.

Bu uyarılarla yetişmiş bir kız gençliğe adım attığında ilk bunalımını, adet kanamasıyla yaşar. Çoğunlukla bu konuda bilgisiz olan kızcağızın aklına kızlık zarım mı gitti!!! korkusuyla hayatı zindan olur ilk günde. Sonra bunun olağan durum haline gelmesi artık ortaya çıkan tahribatı tamir edemez. Oysa bu konuda kızcağı gerekli ön bilgiler verilseydi tüm kısıtlamalardan daha iyi bir sonuç elde edilir ve kızımız da hayatını normal bir rutinde yaşardı.

Hayatı kızın bacak arasında gören zihniyet, kızcağızın insani bir duygu olan aşk ve cinselliği üzerina karabasan gibi çöker. Erkeklerde kaçan kızlar ve peşinden koşan erkekler topluluğu!. Bu her halde erkeklerin de ironik öyküsüdür. Sevmesini bilmeyen/korkan kızlardan sevgi beklemek. Aşkı yaşamak! Oysa doğal süreçlerde işleyen bir ilişki biçimi toplum sağlığı ve gelişimi açısında da önemlidir. Bu konuda fanatizm derecesinde tutucu olan yerlerde neyazık ki, ensest, tecavüz ve töre cinayetleri gündelik hayatın rutinidir neredeyse. Namusu kızcağızın bacak arasından çıkarıp yüreklerimize yerleştirmeliyiz belki.

Aman kızım gezip tozma adın çıkar, kızcağızı dört duvar arasına mahküm ederek nasıl mutlu bir hayat sürmesini, insani ilişkiler kurmasını bekleriz bilemem. Erkek çocuklarımız galiba aşklarını uzaydaki kızlarla yaşıyorlar!.

Gençlik çağı kendin olma çağıdır, hem kız hemde erkekler için. Kızlar için daha zordur gerçekten, toplumsal baskıların ağırlığı çekilemez kadar ağırdır kız için. Kendisi olmaya başlayan ve bireysel bağımsızlığını isteyen genç kız (haklı olarak) karşısında aile ve toplumun kutsal ittifakını bulur. hayatını cehenneme çeviren ittifakı.

Onlar değil, biz onları anlamayabiliriz. Çünkü siz anne ve babalar o aşamaları geçtiniz. Sevdaları yaşadınız, sevdaya yasak koyanlara lanetler okudunuz, değilmi hatırlayın! Ve şimdi lanet okunan anne ve babalar olmamanızı diliyorum. Sizin başınızdaki kavak yelleri şimdi kızlarımız / oğullarımızın başında esmekte. Onların hayat dolu cıvıl cıvıl yaşamlarının kabusu olamayın.

hayat her zaman kendi akışını yaşar. Biz insanlar hayatın akışında olgunlaşırken neden tutuculaşırız bilemem. Hayatı durağan sanmak ne büyük bir yanılgıdır oysa. Çocuklarımızı anlamak bizim görevimiz. Onların bizi anlamaları için ise bizim yaşımıza gelmelerini bekleme sabrını göstermek de.

Biz aşksız ve yasak dolu bir hayatı bize verenlere hep sitem ettik. Şimdi o sitemi alanlar oluyoruz. Yaşamı bize kendi kalıplarıyla yaşatnlara ne çok kızardık hatırlarsanız.

Kendi çocuklarımızın mutluluğu, hayattaki her şeyin üzerindedir. Onları özgür bırakın göreceksiniz sizi asla utandırmayacaklardır. Size daha bir sevgi dolu dünya vereceklerdir.

Haytımızın tatlı meyveleri çocuklarımız, yaşamımızın engüzel yaratıkları gençlerimiz çok şey istemiyorlar belki. Sadece onları anlamamızı istiyorlar. Bu kadar zormu onları dinlemek?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel düşünceler, üstelik bir erkek tarafından yazılmış olması ayrıca gurur verici, sevgiler...

Melda 
 16.10.2006 20:12
Cevap :
erkek/ kadın olmak neyi değiştirebilirki. önemli olan hayatı mutlu yaşayabilmek ve yaşatabilmek. sonsuz teşekkürler.  17.10.2006 11:00
 

Siz evlendiğinizde bekaret konusu sizce önemsizmiydi? Kendi çocuklarınızın evlenmeden önce ilişkiye girmelerini nasıl karşılarsınız?

Adnan Tunar 
 13.10.2006 16:51
Cevap :
bu konu toplumun kabullenedmeği konudur zaten. bekaretin kökeni feodal dönemde derebeylerine vs. ilk gece hakkı için geçerli iken artık feodal dönem aşılmıştır. ben bekaretin önemli olmadığını ısrarla söylüyorum. insan sevdiği insanın durumundan bizar olmaz. hayatı sevgiyle yaşamaktır aslolan.  13.10.2006 20:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 383
Toplam mesaj
: 116
Ort. okunma sayısı
: 2643
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Ziraat mühendisi ve iktisatçıyım. yatırım danışmanlığı ve kişisel gelişim konularında  Simurg Con..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster