Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
50330
 

Genç Osman Destanı

Genç Osman Destanı
 

Padişah 4. Murat:

“Keşke Bağdat gibi kaleyi fethetmeseydim de Genç Osman’ım ölmeseydi”.

Sizlere bir yiğitten söz etmek istiyorum.

Tarih böyle yiğitlerle dolu…

Okurken gözleriniz yaşarıyor, yüreğiniz eziliyor.

Nur içinde yatsınlar. Şehit olmuşlar. Melek olmuşlar. Arkalarında kahramanlık destanları bırakmışlar.

Bu yazımda sizlere Genç Osman’dan söz edeceğim.

Mehter takımını gördüğünüzde, mehteranın sesi geldiğinde, hepimizin ezbere bildiği bir şeyi söyleriz. Aslında çok da ne söylediğimizin farkında olmadan, kalp atışlarımızın hızlandığını hissederiz. Gözlerimiz buğulanır. Dudaklarımız titrer. Birde farklı ya da farksız olarak göğsümüzün kabardığını hissederiz. Kahramanlık türküleri denildiğinde de Genç Osman türküsü söylenir – ki ne söylenir!

 

Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı.
Gören düşmanların tedbiri şaştı.
Kelle koltukta üç gün savaştı.
Cenneti Âlâya göçtü Genç Osman.

Sultan Murat derki, gelsin göreyim.
Nasıl yiğit imiş bende bileyim.
Vezirlik isterse üç tuğ vereyim.
Kılıcından al kan saçtı Genç Osman.

Gençosman dediğin bir Türk serdarı
Beline bağladı ibrişim kuşağı
Vuruldu sancaktar, kaptı sancağı
İletti burca dikti Genç Osman.

 

Kayıkçı Kul Mustafa’nın destanıyla bestelenmiş olan bu eseri; birkaç kez üst üste tekrarlarız. Mehteran yanımızdan uzaklaştığında o gümbür – gümbür sesleri gelmediğinde bile biz hala; Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı, Gören düşmanların tedbiri şaştı, kelle koltukta üç gün savaştı, Cenetti alaya göçtü Genç Osman’sözleri dudaklarımızdadır.

 

Genç Osman kimdir?

Adı destanlar yazdırmış, besteler yaptırmış bu babayiğit kimdir.

Düşünsenize kahramanlık türkülerinde Genç Osman adı vardır, o zaman o büyük bir kahraman olmalı…

Genç Osman 1630 yılında Osmanlı Padişahı 4.Murat’ın Bağdat seferinde bulunmuş 17 yaşında bir delikanlıymış. Çok güzel bir de hikâyesi var onları size aktarmak istiyorum.

 

Yıl 1621 Aksaray’ın Dorikini Köyünde bir yiğit doğar. Adını Osman koyarlar. Daha on yaşına girmeden babasını kaybeder ve onu dul anası büyütür. Aksaray’lı güreşi sever, Osman da akranları ile güreş tutar, ok atar, kılıç sallar, mermere yumruk atar, atar ki, çivi gibi genç olup çıkar. Akranları onunla güreşmekten çekinmektedirler artık.
Yıl 1638 kendi gibi yiğit olan padişah 4. Murat Han Ordu’yu Hümayunla Aksaray’a gelir ve Cuma namazını kendisi kıldırır. Aksaraylılara ilan eder ki Orduyu Hümayuna katılmak isteyenler varsa gelsin yazılsın! Gençler çığ gibi orduya katılmaktadır. 4. Murat Han bu manzaraya çok sevinir ve Aksaray’lılara teşekkür eder. Bu arada, Genç Osman da orduya yazılmak için müracaat eder, fakat yaşının küçüklüğü dolayısıyla orduya alınmaz. Kısa zamanda toplanan ordu Bağdat’a doğru yol alır. Genç Osman gizlice orduya karışır. Bağdat’a yaklaşıldığı sırada padişah orduyu denetlemek ister, bakar ki; bıyıkları terlememiş bir genç de orduda bulunmaktadır.
“Adın ne senin?”
“Osman Efendim.”
“Niçin katıldın orduya, bıyıkların bile yok. Bizde bıyıklarında tarak durmayan kişi orduya alınmaz, duydun mu?”
“Duydum efendim.”
“Pekiyi, öyleyse niçin katıldın orduya, git! Ananın koynuna çocuk...”

 İşte bu lafa alınmıştı Aksaray’lı Genç Osman. Padişaha dönerek;
“Tarağınızı verirmisiniz?”
Padişah kızgınlıkla, tarağını verdi. Osman tarağı aldı iki eliyle dudağının üzerine bastırdı. Kan yürümüştü ve padişaha dönerek;
“İşte benim bıyığımda da tarak duruyor. Şimdi orduya girebilirmiyim dedi. 4. Murat o sert denen kişi oturdu hüngür - hüngür ağladı ve Osman’a dedi ki:
“Senin adın Genç Osman olacak ve seni öncü gazilere Serdar eyledim. Var git lalaya ismini yazdır ve tarağı da bana ver, ömrüm boyu saklayacağım. Haydi gazan geçmiş olsun benim yiğit oğlum.”
Bir hafta sonra, bir Cuma sabahı, Genç Osman öncülerin başında şimşek gibi kılıç kollamakta idi ve Bağdat Kalesine süzüldü. Genç Osman Sancağı Şerifi kaptığı gibi Bağdat Kalesinin en ince noktasına diker. Beş altı ok yer ve olduğu yere yığılır kalır, kelime-i şahadet getirir ve olduğu yerde can verir.

Kayıkçı Kul Mustafa koşarak gelir.

Kayıkçı Kul Mustafa; Meşhur Genç Osman destanını yazar. Murat Han Genç Osman’ın öldüğünü duyunca üzülür ve tarihe geçecek sözü söyler.

“Keşke Bağdat gibi kaleyi fethetmeseydim de Genç Osman’ım ölmeseydi.”(alıntı)

 

Tarih böyle kahramanlar yüzünden var. Bizler böyle kahramanlar yüzünden varız.Nur içinde yatsınlar. Şehit olmuşlar. Melek olmuşlar. Arkalarında kahramanlık destanları bırakmışlar.

 

 

Nazan Şara Şatana

http://www.facebook.com/ - %21/profile.php?id=100002892442552

https://twitter.com/ - %21/nazansarasatana

 


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız güzeldi. Yine alakayla okudum. Tarih okumayı severim. Sizin de benim kadar tarihi sevdiğiniz belli. Yazacak o kadar çok şey var ki. Ama yeni yetişmekte olan nesil sanal aleme dadandıkça tarihten, güncelden, yarından uzaklaşıyor. Keşke teknoloji sadece iyi olsa!

İbrahim ARSLAN 
 26.06.2012 8:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1549
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4615
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster