Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
371
 

Genç Siviller'in ve Liberal Demokratların Hakkını Teslim Etmek

Genç Siviller'in ve Liberal Demokratların Hakkını Teslim Etmek
 

“Genç Siviller” hareketi şüphesizki son yıllarda en fazla dikkat çeken sivil toplum hareketlerinden birisi oldu. Yeni bir muhalif dil kullanılarak, o geçmişin basmakalıp söylemlerinden kendilerini arındırıp, 1999 yılından beri sahne almış durumdalar. Eylemlerinin dikkat çekici bir hale bürünmesi nedeni ile uzun zamandan beri kendilerini ilgi ile takip etmekteyim. Özellikle geçtiğimiz 2009 yılının 01 Mayısında, The Marmara otelindeki kurşun sıkılan camlardan sarkıtılan pankart çok anlamlıydı. “1 Mayıs 1977’de buradan ateş edenler bulunsun”. Genç kuşaklar bu pankartın ne anlam ifade ettiğini belki bilmeyebilirler ama, o günü yaşayanlar çok iyi anımsayacaklarki 01 Mayıs 1977’de insanlar cayır cayır katledilmişti. 01 Mayıs işçi bayramını kutlamak üzere Taksim Meydanı’nda toplanan yüzbinlerce insanın üzerine sıkılan kurşunlar ve sonrasında yaşamını yitirenlerin katilleri halen bulunamadı. Bu eylemin bir kontrgerilla eylemi olduğu çok defa dile getirildi ama hiç kimse bu işin sorumlularının yakalanmasına dair kılını bile kıpırdatmadı.

Son yıllarda sivil toplumun, kanlı provakasyonlar karşısındaki tutumu gözle görülür bir şekilde ciddiyete büründü. Ülkenin siyasal yaşamına her zaman ağırlığını koymaya alışmış olan asker-sivil statükocu bürokrasinin, AKP iktidarı karşısında sergilediği darbeci ve faşizan tutumlar ortadadır. Bu gelişmeler, Türkiye’de kendisini sol siyasal yelpazede konumlandıranların, anti-emperyalizm adına, ordu ve bürokrasi destekçisi kesimlerinin gerçek niteliğininde gözler önüne serilmesine neden oluyor. Tabi bu kesimlerin düşmüş olduğu en ciddi çelişki ise bağımsızlık diyerek, en nihayetinde kapitalist devletçiliğin savunusunu yapan bir solculuğa doğru evirilmeleri sonrasında, asgari seviyelerde bir demokratik anlayışın kriterlerini bile reddetmeleri sonucunu doğuruyor. Pek tabiki ülke siyasetinin kanlı tarihine baktığımızda, az canlar yanmamıştır ve bu yanan canların sorumlularını ise hiçde azımsanmayacak bir kesim, yüce devletlû bürokraside aramaktadır. İşte tamda bu noktada kendisini solda konumlandırmış olan sözde solcular karşısında, liberal demokratların daha ileri pozisyonları temsil ediyor olmaları yadırganmamalıdır. Zira Türkiye, hala darbe tehdidi ile karşı karşıyadır ve ortada Kürt Halkına karşı yürütülen kirli savaşın derin acıları vardır ve bu yüzdendirki liberal demokratların bu sorunlara karşı olan tavırları olumluluk yaratmaktadır.

Şüphesizki, liberal demokratların kimi talepleri, son tahlilde emekçilerin nihai talepleri ile birçok noktada çakışmaz ama, bu durum ülke içerisindeki değişik kesimlerin demokrasi mücadelesindeki önemini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu kesimlerin hakkını teslim etmek evladır. Bu gün liberal demokratların sayesinde, ülkede 86 yıldır konuşulamayan birçok gerçek, konuşulur hale gelmiş ve hayatımızın her alanında, zihnimize kazınmış olan ve ezberlediğimiz birçok devletlû söylem sorgulanmaya başlanmıştır. Pek tabiki bu bir sarsıntıdır. Hem de derin bir sarsıntıdır ve tabuların bir bir yıkılmasının, ezberlerin bozulmasının iz düşümüdür. O halde, bu hususların tartışılmasına ve demokrasinin, asgaride olsa kriterlerini, toplumun bilgisine sunma çabasında olan liberal demokratların hakkını teslim etmeyipde, ne yapacağız?

Bu gün “Genç Siviller” ve “Taraf Gazetesi” Türkiye siyasal yaşamındaki statükocu devletlû yapının darbeci planlarını teşhir etmede önemli bir işlev üstlenmiş durumdalar. “Genç Siviller” in cesaretli eylemleri ile topluma vermiş oldukları mesajları, asgari düzeydede olsa, demokrasi kriterlerinin neler olması gerektiğine dair fikirler veriyor. Ha keza “Taraf Gazetesi” nden Ahmet Altan’ın Kürt Sorunundan, Ermeni meselesine, demokrasi ve barış kavramları üzerine yazmış olduğu cesur ve yürekli yazıları haklı bir ilgiye neden oluyor. Ahmet Altan, Türkiye’deki askeri vesayet rejiminin tutucu, gerici, baskıcı ve darbeci karakterini, Kürt sorunundaki acımasızlığını, yazılarında takdir edilecek bir şekilde ve dikkate şayan bir üslupla teşhir ediyor.

Bu gün Türkiye’de, taşlar yerinden oynuyor ve bu taşların yerinden oynamasında liberal demokratların payı büyük. Ülke gerçeklerini doğru bir şekilde algılayan bu kesimler, ülkenin geçmiş tarihinden gelen resmi söylemlerini duvardan duvara çarpıyorlar. Onca yalan söylem, bu gün bir bir sorgulanır hale geliyor liberal demokratlar sayesinde. Bu dönem, aynı zamanda kendi içerisinde yeni muhalif kanatlarıda daha bir aktif olmaya itecektir ve aynen “Genç Siviller” gibi yeni akımlar ortaya çıkıp, demokrasi, insan hakları, özgürlükler gibi taleplerini yüksek sesle söylemelerine neden olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

AKP gibi zihniyetler için kurulmuştur.

Ayhan ÖZTÜRK 
 10.03.2010 1:47
Cevap :
Bu konuda bir şey diyemeyeceğim.  15.03.2010 8:02
 

İnsanlar bazen kendilerini öyle bir zırhla kaplarlar ki siz ne deseniz boştur. Demokratik değişimleri göremeyip de sadece AKP ve ABD odaklı politika yapmak muhalif olmak için yeterli sayılıyor. Bu memlekette köklü değişiklerin yapılamama nedeni köklü liberallerin olmayışıdır. İnsanlarımız kötü örneklerle (Özal ve Erdoğan) kendilerini bir zırhın içine hapsediveriyorlar. Yapılan her şeyi ABD ve şeriat yararına görme kalıbına giriyorlar. Öyle olunca statükonun ağına düşüyorlar. Bu yorumum liberalleri savunur gibi olsa da amacım onların hakkını onlara teslim etmekti. Saygı ve sevgiler.

Hakkı Uysal 
 06.03.2010 9:13
Cevap :
Sayın Hocam son derece doğru bir noktadan yaklaşarak yapmış olduğunuz eleştirinizde size kesinlikle katılıyorum. Ülkenin en ciddi eksikliğinden birisidir köklü liberallerin olmayışı. Erdoğan'ı liberal kategorisine pek fazla sokamıyorum ben. Daha doğrusu ideolojik donanım olarak yeterli bulmuyorum. Özal ise daha bir ne istediğini biliyordu ama dediğiniz gibi köklü bir liberal gelenek olmadığı için sonuçta statükonun ağına düşmekten kurtulamadı.  15.03.2010 8:02
 

Dayanamadım yine birkaç kelime etmek istiyorum. Ya siz çok safsınız ya da ben. Bir olaya bu kadar farklı gölükle nasıl bakabiliyoruz anlamıyorum. Şimdi AKP kendine yılardır duvar örmüş kurumları alt etmek için fırsat bulmuş ve Cumhuriyetin kendini bütün koruma reflekslerini yerle bir yetmenin peşinde, siz de bundan medet umar gibi ağzınızı açmış bakıyorsunuz. Senin herşeyi müktedir AKP'n neden araştırma konisyonu kurmuyor o otelden ateş açanları bulmak için. Sen de biliyorsun onların kim oılduğunu hala sapla samanı karıştırmak için çabalıyorsun. Ben olsam sizi AKP propaganda yönetimine getirirdim. Yani olanlar bu kadar demogojik olarak saptırılır ve farklı gözle görmeye çalışılır. Kürt- Ermeni - Asker gibi konulara eğilmesinin nedeni AKP değildir. Onu işleyen ABD'dir. ABD istemeyecek ve AKP onun darbecilerine dokunacak öyle mi? Onun örgütünü karıştıracak öyle mi? Güldürmeyin insanı. Bu olanların hepsi şaibeleridir. Ve herşeye erken karar veriyorsunuz. Saygılar.

Ayhan ÖZTÜRK 
 04.03.2010 12:10
Cevap :
Bilmem Ayhan Bey, dediğinizde haklı olabilirsiniz. Safımdır. Ama bilmenizde fayda varki benim derdim sadece demokrasiyi sahiplenmektir. Tabiki AKP'nin gerçek yüzü hakkında fikrimiz var. AKP'nin eleştirilecek tonlarca yönü var ama Türkiye'nin esas sorunu vesayet sorunudur ve bu sorun aşılmadan sıra AKP'ye gelmez.  05.03.2010 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1096
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster