Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '14

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
424
 

Genç ve güçlü bir kalem, Lorîn S. Doğan

Genç ve güçlü bir kalem, Lorîn S. Doğan
 

Kürt yazar Lorîn DOGAN'I tanıyalım istedim Güney dergisinin bu sayısında. Yine Amed, yine aydın bir yüz ve yine Mezopotamya'nın sarı sıcak güneşinin sıcaklığıyla, sıcakca bir MERHABA GELSİN GÜNEY OKURLARINA...

Onu ilk kez bir toplu taşıma aracının içinde görmüş ve yayıncım Lal LÂLEŞ tanıştırmıştı. Üç edebiyatçı yanyana gelirse alan dar da olsa konu ister istemez edebiyat olur. Söyleşi yapacağım bayan bir yazar arıyorum deyince; iyileşek hastanın doktor ayağına gelir misali "Aramana gerek yok, aradığın yanıbaşında, hemen sözünü al...." dedi Lal Lâleş.

________________Lorîn Dogan kimdir? Nasıl bir ortamda büyüdü?
Lorîn DOGAN: Nusaybin’in Gundik Şikro adıyla bilinen, Süryani köyünde dünyaya geldim. Ailem o zaman pamuk işiyle uğraştığı için, o yaz orada bulunmuşlar. Nusaybin’de, kalabalık bir ailede büyüdüm. Annem iyi bir anlatıcı… Çocukluğum masalların, geçmişe dair olayların ve hikâyelerin sürekli anlatıldığı bir ortamda geçti. Belki de o zamandan kalmadır, hikâyeleri hep merak ederim ve iyi bir dinleyicimdir.

________________Yetiştiğin ortamın sanatın üzerindeki etkisini nasıl açıklayabilirsin?
Lorîn DOGAN: Bir insanın çocukluğunun peşini bırakmadığına inanıyorum. 1980 yılında beş yaşındayım ve çocukluğumda hep bir şeyler olduğunu hatırlıyorum. Sanırım o hatırladığım şeyler beni hep izledi veya ben onları hep izledim. Bazen anneme hatırladıklarımı söylediğimde şaşırıyor ve ekliyor, “Ama sen o zaman çok küçüktün, onları hatırlıyor olamasın…” der. Ama evimize geniş paçalı gençlerin gelip gittiğini, insanların korku ve telaşla şehri terk etme telaşı içinde olduklarını, sınırda kaçakçıların öldüğünü, kitapların gömüldüğünü, ölen gençler için ağıtlar yakıldığını hatırlıyorum. Ve bütün bu izlerin yazdıklarım üzerinde tabii ki çok büyük bir etkisi var.

________________Yazmaya ne zaman ve nasıl başladın?
Lorîn DOGAN: Her ne kadar daha önceden karalamalar düzeyinde olsa da, ciddi olarak yazma işine 2000 yılında başladım. Yazdıklarını uzun süre kendine saklayanlardanım. Bilmiyorum niye ama ilk öyküyle yazmaya karar verdim ve o zaman bunun için uzun bir okuma sürecine girdim. İlk kitabımın öyküleri çoğunlukla 2003-2004’te yazıldı. Çok sonra bir kitap fikri oluştu.

________________Ailende veya yakın çevrende senden başka yazan var mı? Seni yazmak için motive eden ne oldu?
Lorîn DOGAN: Yok, ailemde yazan başka kimse yok. Belki birçok şey… ama ilk zamanlarda beni en çok motive eden şeyin hep Diyarbakır’ın kendisi olduğunu hissediyorum.

________________Süper… Bir yazmak için Diyarbakır malzeme deposudur geçmişten ta bugüne… Yanılmıyorsam ilk kitabın 'Kirasê Teng' DAR ELBİSE'dir. Kitaptan biraz bahseder misin?
Lorîn DOGAN: Evet ilk öykü kitabım “Kirasê Teng” 2007’ de Avesta’ dan çıktı. Kitapta; sınırda geçen hikayeler, Nusaybin, 90’lı yılların siyasi kaos ortamı, kadınların toplumla, erkekle yaşadığı birtakım çıkmazları, yaraları anlatan hikâyelerin atmosferi mevcut.

_________________Kaç kitap oldu?
Lorîn DOGAN: İki öykü kitabı... Kirasê Teng (Dar Elbise) ve Destên Vala (Boş Eller).

_________________Seni besleyen nedir? Konularını nasıl seçiyorsun? Kon u seçimi tesadüfi mi oluyor, yoksa içindekileri kağıda dökmek için bir konu icat ediyorsun ya da hayatta karşılaştığın bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsun?
Lorîn DOGAN: Sanırım beni en çok besleyen çocukluğum ve Kürdistan coğrafyası… Ve yazdıklarım da bu coğrafyada karşılaştığım, hissettiğim, tanık olduğum anların ve seslerin izleri… Genellikle notlar tutuyorum, öyküleri kendimde besliyorum. Sonuçta kendimde biriktirdiklerim ruhsal dünyamda bir atmosfer oluşturuyor ve o zaman yazmaya başlıyorum.

_________________Edebiyat ısevmeni sağlayan yazarlardan birkaçını sayman ıistesem…
Lorîn DOGAN: Edebiyatı sevmem ilk Jack London ve John Steinbeck ile oldu. Ve tabii başka başka yazarlar; Dostoyevski, Oscar Wilde, Milan Kundera, Doris Lessing, Cegerxwîn, Şêrko Bêkes, Arjen Arî, Hesenê Metê, Mehmed Uzun, Sabahattın Ali…

________________Öğretmenlik yapıyorsun. Uğraşın insan, yazmak için malzemen bol. Meslek hayatındaki yaşanmışlıklar öykülerinde yer alıyor mu?
Lorîn DOGAN: “DestênVala” kitabımda çocuklardan çok beslendim. Destên Vala (Boş Eller); savaş ortamında büyüyen çocukların oyunlarını, diyaloglarını, yaşadıklarını anlatan hikayelerin oluştuğu bir kitap. Kitapta 16 öykü var ve öykülerin nerdeyse tamamı bu atmosfer ile yazılmış. Öyküleri yazdığım süreçte çocukların hissettiklerini, tepkilerini çok gözlemledim. Sanırım öykülerde onlara ait çok ses var.

________________Lorîn DOGAN'a 24 saat yetiyor mu? 25. saati düşündün mü hiç zamansızlıklarda? Birgün sadece yazmaya odaklanabilsen, yazmak keyifli olur mu?Yoksa zamansızlık içinde zaman yaratarak yazmak mı sana daha iyi geliyor?
Lorîn DOGAN: Bu aralar, zaman kavramı ile çok kavgalıyım… Sanırım kendimde biriktirdiklerim gittikçe çoğalıyor ve zamanın bunları üretmeye yetmeyeceği kaygısını çok yaşıyorum. Başka işle uğraşmanın, insanı bir yere kadar beslediğini düşünüyorum… Ama şu anda edebiyatın, sanatın hayatımın bütün anlarını ele geçirmesini istiyorum.

_________________Bazen insanın okuduğu veya yaşadığı bir şey hayatını değiştirebiliyor. Lorîn DOGAN'ın da okudum/yaşadım ve hayatım değişti diyebileceği bir kitap ya da yaşadığı bir olay var mı?
Lorîn DOGAN: Ben insan hayatının tek başına, bir kitap okudu veya bir şey yaşadığı için değiştiğine inanmıyorum. İnsanın bilinç altında, genlerinde sakladıkları, insanı bazen bir şeyleri tercih etmeye doğru itiyor. Ve o tercih ettiklerimiz, çoğu zaman hayatımıza yön verenlerdir... Hayatta yaşadığımız kırılma noktaları, belki de ruh dünyamızı dağıtıp yeniden düşünmemizi, hayata başka bir bakıştan devam etmemizi sağlıyordur… Benim de tabii ki hayatta kırılma noktalarım olmuştur ve bunlar hayatıma yön vermişlerdir.

________________Yazma serüveninle ilgili olarak seni en çok mutlu eden olaylardan birisi nedir?
Lorîn DOGAN: İlk kitabım “Kirasê Teng” çıktığında, Nusaybin’e gitmiştim. Kapıdan içeri girdiğimde, annem ayağa kalktı ve beni kucakladı. Ama annemin beni kucaklaması, öpmesi her zamankinden daha farklıydı, daha yumuşak, daha sevgi doluydu. Tabii nedenini bilmediğim için, üzerimde bir şaşkınlık... Daha bu karışık duyguyu yaşarken annem “Çok güzel yazmışsın, yazman için daha sana anlatacağım çok hikâye var.” dedi. Tabii bunu Kürtçe söyledi. Sonra öğrendim, kardeşim kitaptan ona “Gora Bêkêl” öyküsünü okumuş. Öyküde ben ve annemin arasında geçen diyaloglar, mezarlığa gidişimiz, bir mezarlığın isminin nasıl “Şehid Mezarlığına” dönüştüğü anlatılıyor. Annemin beni o anki kucaklama duygusunu hatırladıkça, kendimi iyi hissediyorum. Ve kendime şunu diyorum, “iyi ki annemin anladığı dilden, annemin diliyle yazıyorum… iyi ki edebiyat ile tanışmışım”

_________________Öykülerinle ilgili ne gibi tepkiler aldın?
Lorîn DOGAN: İki kitabım için de iyi tepkiler aldım. Ama sanırım, kadınları konu alan öykülerde; toplumu, kadını insanların alışık olmadığı farklı bir açıdan ele alış olduğu için, bu öyküler insanların hafızasında daha çok yer alıyor.

__________________Son dönemde Kürt Edebiyatının durumunu nasıl görüyorsun?
Lorîn DOGAN: Son dönemde çıkan çok iyi kitaplar var. Ama daha yazılacak çok şey var… Sonuçta Kürtçenin çok uzun bir süre konuşma ve yazma dilinde yasak edilme süreci yaşadığını biliyoruz. Hala bu yasak ve engeller birçok şekilde devam etmekte… Böyle bir süreci yaşayan bir dilin edebiyatının da çok sancılı ve zorlu bir süreç yaşayacağı bir gerçek.

__________________Çok gençsin, gelecek ile ilgili projelerin mutlaka vardır. Projelerinden söz eder misin?
Lorîn DOGAN: Şu anda elimde tamamlamayı bekleyen bir çalışma var. İlk onu bitirmek istiyorum…

__________________Söze başlarken 'GÜNEY 'demiştim. Bitirirken de Yılmaz Güney demek istiyorum. YILMAZ GÜNEY sineması Kürt sineması mıdır, değil midir konusunda son zamanlarda tartışmalar var. Bu konuda sen ne diyorsun?
Lorîn DOGAN: Bunun uzun süre konuşulup, bittiğini sanıyordum. Bunu her ne kadar uzun uzadıya konuşmak gerekiyor gibi görünse de, ben sadece şunu demek istiyorum. YILMAZ GÜNEY sineması, Kürt sinemasıdır.

_______________Lorîn DOGAN da bir gün senaryo yazar mı? Ya da bir gün karşına öykülerini sinemaya uyarlamak isteyen bir yönetmen çıkarsa; öyküdeki kahramanı oynamak ister misin? Ben seni başrolde hayal edebiliyorum çünkü çok da duru ve natürel bir güzelliğin var.
Lorîn DOGAN: Teşekkür ederim… Bir filmde oynama fikrini hiç düşünmedim.
Yıllardır kendimde beslediğim ve senaryo olmasını istediğim bir öykü var. Şartlar oluşursa, sinemaya da uyarlanmasını istiyorum. Çünkü sinema kolektif bir alan, iyi bir öykünün olması yetmiyor, bunun için birlikte çalışacağın ekip de çok önemli. Umarım bu isteğim gerçekleşir... Yazdığım öykülerde ise kısa film atmosferi çokça mevcut. Tabii ilerde bir yönetmen, bir öykümü başka şekilde sinemaya uyarlayabilir, bilemem…


Başka öykülerini de okuyabilmek dileğiyle!
Teşekkür ederim sevgili meslektaşım Lorîn DOGAN...
Lorîn Dogan: Ben teşekkür ediyorum.

Röportaj: Birsen İNAL
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 61
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 372
Kayıt tarihi
: 01.04.11
 
 

Diyarbakır’da doğdu, tam bir Diyarbakırlı olarak büyüdü. İlk okulu İsmet Paşa İlkokulu’nda, orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster