Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '13

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
315
 

Gençler ve çocuklarla felsefe- şiir ve güzel üzerine düşünceler

Gençler ve çocuklarla felsefe- şiir ve güzel üzerine düşünceler
 

15 Yaşındaki bir çocuğun “güzel algısını” güncellemek, çocuğu güzel kavramı üzerinde düşünmeye yönlendirmek ve kendi güzel anlayışını geliştirmesini sağlamak için neler yapılabilir?
 Bilindiği gibi 15 yaş, gelişim dönemi olarak ergenlik dönemini kapsamaktadır. Ergenlik dönemi ise, asiliğin dik başlığın bağımsızlık arzusunun ve cinsel gelişimin baskın olduğu bir dönem olarak düşünülebilir. Bu dönem çocukları, aile ile aralarına bir set çekmek gibi onlardan uzaklaşmak gibi eğilimlerde bulunurlar. Toplumsal çevre ve iç benliğin çatışmalarının en çok görüldüğü dönem ergenlik dönemidir.

Erdem, 15 yaşında kendisinin bir çocuk olduğunu asla kabul etmeyen bir çocuktur. Lisedeki edebiyat öğretmeninin etkisiyle şiire karşı ilgi duymaya başlamıştır ve her fırsatta şiir okuyabilmek için odasına kapanmaktadır. Ben bir felsefeci ve yıllardan beri şiir sevdalısı olan biri olarak Erdem ile şiir üzerine ve buradan da Erdem’in güzel anlayışına varmak amacıyla bir sohbet gerçekleştirmeye karar verdim.

Henüz şiir hakkında çok az deneyimi olan Erdem’e “en çok hoşuna giden şiir hangisidir?” sorusunu sorduğumda verdiği yanıt ilgi çekiciydi, Orhan Veli’nin “Beni Güzel Hatırla” isimli şiiri Erdem’in çok hoşuna gitmişti. Verdiği yanıtın ardından ikinci sorum gecikmedi, “peki bu şiirin içinde en çok hoşuna giden dizeler hangileri Erdem?” Artık gittikçe konunun derinlerine doğru inmek ve Erdem’in güzel anlayışını öğrenip, farklı şeyler düşündürebilmem için fırsatlar oluşuyordu. Erdem bu soruma cevap olarak; şiirin son üç dizesi yani;

“Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
Gidiyorum…” dizelerini söyledi.

Üçüncü sorum artık kaçınılmaz bir şekilde kendini göstermeye başlamıştı, Erdem’e; bu dizelerdeki beni güzel hatırla, isteğinin ne anlama geldiğini kendisinde ne uyandırdığını sordum ve Erdem de bana, birlikte geçirilen mutlu zamanları, hoş vakitleri hatırlamak güzel olan bu cevabını verdi. Ama dedi, durdu, ne oldu Erdem diye sordum, bazen şiir gibi olmaz dedi.

Yani dedim, güzel(i) hatırlamaz mısın? Ben unutuyorum dedi Erdem, bana yeni bir kapı açmıştı haberi yoktu, yaşadığın güzel şeyleri mi unutuyorsun diye sordum ve biraz düşündükten sonra evet dedi hoşuma giden şeyler bir süre sonra gidiyor, peki ne kalıyor diye sordum Erdem’e, canım acımışsa unutmuyorum dedi Erdem, sonra dönüp bana, konuyu buraya nasıl getirdin diye sordu, ben de ona, hoşuna giden şeyleri düşünmen seni aynı zamanda hoşuna gitmeyen şeyleri de düşünmeye yönlendirdi diye cevap verdim, Erdem sonra bana, senin en çok hangi şiir hoşuna gidiyor diye sordu ve ekledi, hoşuna gidenler senin de canını yakıyor mu?
Erdem ile görüşmemiz orada bittikten sonra ben de güzel olan ve hoşuma giden şeyleri düşünmeye zaman ayırdım, fark ettim ki güzel için üzerine düşünmem gereken daha çok şiir vardı…
 
 Sıla PAYLAR  / Akdeniz Felsefe  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 19.04.12
 
 

Psikoloji - Felsefe - Özel Eğitim - Rehberlik  " Tüm çocuklar gülsün diye, gökyüzünü Mavi'ye boya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster