Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
639
 

Gençliğimin sinemaları

Gençliğimin sinemaları
 

Biz kışın ayda bir iki kez sinemaya giderdik. İpek ya da Uğur sinemasına, hangisinde daha güzel film varsa. Her ikisinde de salonun ortasında büyük bir soba yanardı. Biraz sobanın sıcağı, biraz insan nefesi, biraz da film ısıtırdı bizi. Üşümezdik. 1960’ ların sonlarıydı. Televizyon tüm evlerde başköşeyi işgal etmemişti daha. Bazen galaya denk gelirdik, bazen sihirbaz Mandrake’nin gösterisine film öncesi. Senede Bir Gün de çok güzeldi, Çalıkuşu da.  

Kışlık sinema da güzeldi kuşkusuz ama bizim için asıl sinema yazlık sinemaydı. Aradan birkaç yıl geçmişti ki çoğaldı sinemalar. Özellikle yazlık sinemalar. Kışın televizyon hapsediyordu insanları eve ama yaz bir başkaydı. Akşamüstü kapıların önünde ya da bahçede otururken yapılırdı sinema muhabbetleri. Biz de liseli olmuştuk. Akşam yemeğini yerken duyduğun ıslık, sinema için toplanma zamanı demekti. Son bir iki lokmayı bitirip fırlardık evden. Hava kararmak üzereyken başlardı filmler oynamaya çünkü iki film birden oynardı. Sinemaya girmeden çerezler alınırdı, çiğdem mutlaka alınırdı. Genci, yaşlısı, çocuğu hepsi sinemadaydı. Film izlerken ağlarsa arabadaki bebek, hemen bir iki ileri geri yapılırdı, susardı. Anne film izlemeye devam ederdi. Ahşaptı sandalyeler doğal olarak, istersen minder alırdın yirmi beş kuruşa sinema girişinde. Aileler için localar vardı sinemaların bazılarında.  

Emek hep yabancı film oynatırdı, Altınordu da çoğunlukla. Park da açıldı sonradan ama en gösterişlisi Altınordu’ydu. Eğimli bir arazi, amfi tiyatro sanki, ya da bana öyle gelirdi. Kır bahçesi gibiydi, düğüne hazırlanan. Renkli ampuller asılıydı sıra sıra basamaklar boyunca. Neşe Karaböcek’ten Kulakların Çınlasın’ı ilk orada dinledim ben. Daha sonraları açılan Hayal ise pek uzun yıllar çalışamadı, halı saha oldu sonunda. Merkez Camiinin sırasında açılan Huzur da eklendi listeye ama çok küçüktü o. İzmir’in Şirinyer semtinde idi bu saydığım sinemalar. İzmir genelini siz düşünün. İyi Kötü ve Çirkin’den Bir Avuç Dolar İçin’e, Samson ve Delilah’dan Guguk Kuşu’na hepsi vizyona yeni girmiş gibi izlenirdi.  

Daha güzel olan film ikinci olarak oynatılırdı. Film aralarında perdenin alt tarafında büfe olarak çalıştırılan yerden gazoz almak da büyük keyifti. Herkes gece yarısına kadar film izlerdi, çekirdeğini çitleterek, gazozunu içerek. İlk filmin yarısında yatsı ezanı okunurdu. İzleyiciler doğal olarak şöyle bir toparlanır sonra da filmi izlemeye devam ederlerdi. Başını kaldırdığında yıldızları görmek çok güzeldi. O kadar çok yıldız olurdu ki gökyüzünde şaşardık. Gecenin yarısında sinema dağılırken genellikle dondurma alınırdı eve gitmeden. Sanki ritüelin bir parçası gibi. Belki de yediğimiz en güzel dondurmalar onlardı. Saat 1 gibi eve döndüğünde kimse merak etmemiş olurdu seni. Hala kapının önünde çaylı sohbetler devam ediyor olurdu. Gitmeyenlere film özeti yapılırdı çabucak, güzel miydi, değil miydi sorularının ardından. Ve biz bilmeden ne kadar mutlu olduğumuzu, yatağa atar kendimizi, rüyaların en renklilerini görerek uyurduk.  

…..  

Zaman içinde, kaçınılmaz olarak iş hanlarına, apartmanlara dönüşen o güzelim sinemalar yerine yaz aylarında da kapalı mekanlarda izliyoruz filmleri yıllardır. Daha rahat koltuklarda, klimalar eşliğinde. Belediyeler zaman zaman nostalji adı altında, plastik sandalyeleri taşıyıp bir alana, yazlık sinema günleri düzenliyorlar. Bazı kuruluşlar yeni bir konseptle perdeler koyarak yazlık sinema alanları oluşturuyorlar binalarının üst katlarında. Hiç yoktan iyidir diyebilirsiniz ama hepimiz biliyoruz ki o sinemalar başkaydı. Orada izlenen filmler başkaydı. Alınan zevk başkaydı. Biz başkaydık. Ahşap sandalyelerde, yıldızların altında en masum izleyicileriydik filmlerin. En romantik takipçileriydik ekrandaki aşıkların. En vefakar dostlarıydık ekrandaki kovboyların. Yıkıldıysa o sinemalar, hiç biri yoksa artık, bu demektir ki o yılları yaşayanların gençliği de çoktan geçmiştir artık.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 638
Kayıt tarihi
: 06.12.10
 
 

Bornova Anadolu Lisesi ve Sbf mezunuyum. Üniversite yıllarımda başlayan çalışma yaşamım kısa bir sür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster