Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
455
 

Gençliğin işsizliği

Gençliğin işsizliği
 

Gençliğin ve de eğitimli gençliğin işsizliği, son yıllarda ülkemizde yaşanan en büyük toplumsal sorunlardan bir tanesidir. Açıklanan işsizlik rakamlarında, genç işsiz oranlarının yüksek seviyelerde devam etmesi kaygı verici bir durumdur. Genel olarak işsizliğin sürekli yükseldiği, toplumsal sıkıntıya dönüştüğü ülkemizde konunun başka bir boyutunu, gençliğin işsizliğini irdelemeye çalışacağım.

İnsanın yaşamı boyunca, fiziksel anlamda üretkenliğinin doruk noktasında olduğu dönem gençlik dönemidir. Bu dönemde insanın üretkenliğini ortaya çıkaramaması çok yıpratıcı etkilere sahiptir. Genç insana, çocukluğundan iş yaşamına atılıncaya kadar geçen dönemde, hem ailenin emekleri ve fedakarlıkları hem de sınırlı da olsa devletin sağladığı olanaklar birer yatırım olarak nitelendirilebilir. Genç insanın, yapılan bu ikili yatırımın karşılığını istemesi en doğal hakkıdır. Hem katlanılan bu eğitim fedakarlığının daha da anlamlı olabilmesi için genç insanın bunun sonuçlarını görmesi gerekmez mi? Emeklerinin karşılığını alan insanın mutluluğundan, daha büyük bir mutluluk olabilir mi? Bunun gerçekleşmesinin olanaksız olmadığını, bu konuda payı olan tüm sorumluluk sahipleri gençliğe göstermelidirler. Devleti yönetenler, hükümetler, eğitmenler, aileler bu konuda sorumluluk hissetmelidir. Genç insanın da doğaldır ki kendisiyle ilgili sorumluluğu bulunmaktadır. Günümüz koşullarına uygun çözümler üretmeye çalışmalıdır. Ancak tüm bunlara rağmen gelip bir sınıra takılması da günümüz gerçeğidir.

Gençliği, gerçek yaşamdan kopuk yetiştirmek istemiyorsak onlara erken yaşlardan itibaren sorumluluk vermeli ve güvenmeliyiz. Bunu, erken yaşlardan itibaren kavrayıp benimseyen genç insan, yaşamının her alanına, işsizliğine de çözümler getirebilme özgüvenine sahip olacaktır. Bu sorumluluk verme ve güvenmeyi ailede, iş’te, okulda her ortamda uyguladığımız zaman genç insana önemli bir katkı yapmış oluruz. Ancak bizim toplumumuzda-genel olarak-hala genç insanı küçük görme, onlara "yapamazlar" gözüyle bakma yaygın.Bu yanlış tavrı iş yaşamına yansıttığımız zaman da, gençliğin gelişimine engel oluyoruz. Bu konuda o kadar tutucuyuzki;bununla ilgili-göz önünde oldukları için-siyasi yaşamımızdan bazı örnekler verebiliriz.Örneğin, Bülent Ecevit 80’li yaşlarda ve yıllardır siyasetin içinde olmasına rağmen , yerine geçecek, topluma önderlik yapmaya aday genç bir siyasetçi yetiştirilmesine yardımcı olamamış. Bir diğer örnek, Süleyman Demirel, O da 80’li yaşlarda, yıllardır siyasetin içinde ve günümüzde ne acıdırki bazılarının, tekrar siyaset sahnesine çıkmasını istediği, toplumsal muhalefeti birleştireceğini umduğu isim olarak ortaya çıkıyor. Tüm toplumumuzun gözü önünde gerçekleşen bu gibi gelişmeler, gençliği her alanda göz ardı etme, gençliğe kendi kendimize engel koyma anlamına gelmektedir.

Günümüzde bunlar yaşanırken, geçmişimizde yüce önder Atatürk’ün yaptıklarının ne kadar büyük işler olduğunu tekrar anımsıyoruz.Gençliğe seslenişi, Bursa söylevi, gençliği ne kadar önemsediğinin kanıtlarıdır.Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin koruyuculuğunu gençliğe teslim ederken, günümüzdeki insanlar gençliğe en ufak konuda bile sorumluluk vermekten kaçınıyorlar.Dolayısıyla genel anlamda bu, genç insanları görmezlikten gelmenin, çalışma yaşamına gençliğin işsizliği olarak yansıyacağı açıktır.

Tüm bu olumsuzluklar karşısında yılgınlığa düşüp ümidi tükenen genç insan durumuna gelmek, çok üzüntü verici bir durumdur. Genç insanın çalışma gücü olmasına rağmen, bunu bir şeyler yaparak ortaya koyamaması çok yıkıcı etkilere sahiptir. Genç insan sayısının fazlalığıyla övündüğümüz nüfusumuzda, bu olumsuz durumun yaratacağı etki çok geniş olacaktır. Gençliği doğru noktalarda değerlendirip, onları toplumsal üretimin içine en kısa zamanda çekemedikten sonra, genç nüfusun fazla olması çok fazla bir şey ifade etmiyor bence. Dolayısıyla genç nüfus fazlalığından övünüp durmanın hiçbir anlamı kalmıyor.

Sonuç olarak, bu ciddi toplumsal sorunun çözümü için neler yapılabilir, tüm sorumluluk sahipleri hep birlikte düşünmeliyiz. Herkesin önerileri alınıp değerlendirilmelidir. Örneğin, yeni yasal düzenlemeler yapılabilir. İşyerlerinde belirli oranlarda yeni mezun genç insan çalıştırma zorunluluğu getirilebilir. Üniversite eğitimi sırasında yapılan stajlara daha ağırlık verilebilir.Kamu kurumları, genç insanlarla desteklenerek hizmet olanakları genişletilebilir. Kendi işini kurmak isteyen gençlere yönelik destekleme programları uygulanabilir. Toplumun ihtiyaç duyacağı alanlar belirlenerek, ona göre eğitim programları uygulanabilir. Bu konuda değişik kesimlerin değişik önerileri dikkate alınmalı, bu ciddi sorunun çözümü için çaba sarfedilmelidir. Toplumsal sorun haline gelen gençliğin işsizliğini, toplumsal kriz noktasına gelmeden çözmek hepimizin sorumluluğundadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygu ve düşüncelerini çok iyi ortaya koymuşsun, bende uzunca bir süredir bu konuda yazmak istememe rağmen sıra ona bir türlü gelmedi. Sanırım çözümler üzerinde yoğunlaşmalı ve yaşanmış hikayelerden yola çıkılmalı.

Ruksan İLDAN 
 24.02.2007 20:35
Cevap :
İlginize teşekkürler.Benim de içinde bulunduğum 1970 ve sonrası doğumlu gençlik,bu kapitalist-sömürücü düzen içerisinde işsizlik geriliminden geçmek zorunda bırakılıyor.Bu can sıkıcı durum insanlarımıza "rekabet" adı altında yutturulmaya çalışılıyor.Oysa her türlü olanağın(yiyecek,giyecek,eşya...)insanların hizmetine sunulabildiği günümüzde,insanın çalışma olanağı küçük bir azınlığın tekeliyle kısıtlanıyor.Kapitalist düzenin bu çelişkisi,sorunun temelini oluşturuyor.  25.02.2007 15:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1111
Kayıt tarihi
: 25.01.07
 
 

Toplumsal konulara duyarlı, sorunların çözülmesi için düşünce üreten ve çaba gösteren, emekçi gen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster