Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
376
 

Gene uyuyoruz

Gene uyuyoruz
 

Düşünen adam


Hakikaten uyuyan bir toplumuz. Kendi kendimize balık hafızalıyız da diyoruz. Esasında uyumak derken düşünmemeyi, sessiz kalmayı ifade etmek istiyorum. Biz hep uyumayı tercih ediyoruz. Bir de buna tevkkel olmayı, kaderciliği ekliyoruz ve yaşayıp gidiyoruz.

Peki ne zaman uyanacağız. Barajlar susuz kaldığı zaman mı? Veya üst geçide bir TIR çarpıp, onlarca araç birbirine girip yüzlerce kişi öldüğü zaman. Veya yeniden bir TUR şöförü uyuyup otobüs uçuruma yuvarlandığı zaman. Veya hem zemin geçitte Tramvay gencecik hayatlara son verdiği zaman. Veya elli yıılık eskimiş raylar ve ışık sistemine sahip, kontrolden yoksun Devlet Demiryollarında onlarca vatandaşımızı kaybettiğimiz zaman mı?

Esasında biz yine uyanmayız. İspatı ortada. Yukarda saydığım konuların hangisi için etkin bir tedbir aldık? Hiçbirisi için almadık. Alamayız da. Çünkü Kamu oyu sessiz. Medya ya bakın hiç bu konulara değiniyor mu? Asla . Çünkü bu konular bugün için sansasyonel değil. Reyting sağlamaz. Ama medyayaya sorarsanız kamu görevi yaptıklarını söylerler. Kamu görevlerini ancak ağlayan, feryat eden , kanlar içinde kalmış vatandaşlarımızı görüntüledikleri zaman yerine getirirler. Esas görevin yerine getirilmesi gereken zaman bugün değil midir?

Şehirler arası otobüs firmaları ve TUR otobüsleri genel denetim altında mıdır? Şöförlerin seyahat süreleri acaba kontrol ediliyor mu? Hiç zannetmem.

İstanbul da binlerce minibüs ve midibüs var. Bunların fenni muayene belgeleri neden araçların içinde asılı değildir. Her iş yerinde vergi levhası ve asgari ücret levhaları vardır da, neden özel toplu taşıma araçlarında en son fenni muayene tarihini gösteren bir levha yoktur.

Esasında bu ağyazımı Barajlar konusuna değinmek için yazmaya karar vermiştim. Ancak bu noktaya geldim.

Neden barajlar? Tamam havalar yağışlı gitti, barajlar ağzına kadar dolu.

Biz, bu barajlarla susuz kalma tehlikesi yaşamadık mı? Ankara Belediyesi acayip tedbirler almaya kalkmadı mı? İstanbul'da Istranca dağlarından su getirme projelerine başvurulmadı mı? Bunların hepsi yapıldı. Fakat çaresiz kaldık. Şimdilik durum iyi. Ancak geleceğin ne olacağı belli. Bir kuraklık olsa İstanbul'da yüzümüzü yıkayacak su bulamayız. Öyleyse şimdi feryat etmek, yetkilileri ayağa kaldırmak gerekmez mi? Nerede o büyük gazete yazarları? Nerede güçlü medya? Nerede çevreciler? Felaket kapımızı çalmadan çare bulmak gerekmez mi? Yoksa mışıl mışıl uyumak kolaymıza mı geliyor?

Yine boşluğa sesleniyorum? Kimsenin duyacağını da umut etmiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Boşluğa seslenmiyorsun, çağrını 365 kişi duymuş...

Kerim Korkut 
 19.02.2017 18:16
Cevap :
İnşallah duyulmuştur.  19.02.2017 23:40
 

Sayın Çetingöz, sizin de değindiğiniz gibi en büyük toplumsal eksikliğimiz sorunlara uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretememek. Eğitim sistemimizden kaynaklanan sistem üretememe beceriksizliğimiz de önemli zaaflarımızdan biridir. Toplum olarak tevekkül etmek ve uyumak da eklenice karakteristik özelliğimiz belirginleşiyor. İlkokul yıllarından sizin de hatırlayacağınız gibi, alfabe kitaplarının ilk sayfalarında "UYU UYU YAT, YAT YAT UYU" cümleleri yer alırdı. Eğitimle de kazandırılan toplumsal alışkanlığımızdan nasıl kurtaracağız, bilemiyorum. Şen ve esen kalınız.

Hızır Kabil 
 09.06.2010 13:17
Cevap :
Evet Kabil Bey, hep uyuduk, uyutulduk. Bir çaresi olmalı. Belki gelecek nesiller uyanır.Güneşli günlerde yaşamak ümidiyle, sevgi ve selamlarımla.  09.06.2010 17:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 2146
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 998
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster