Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rumikorman (Korman Türkmen)

http://blog.milliyet.com.tr/rumi

02 Nisan '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1290
 

Genel anlamda Tasavvuf

Genel anlamda Tasavvuf
 

Tasavvuf, temelde İslam dinine, Kur'an ve sünnet kaynaklarına dayanmakla birlikte; zaman içersinde başka felsefelerden ve düşünüşlerden de etkilenen ve evrensel bir boyuta sahip olan dini, dünyayı ve hayatı yorumlayış tarzıdır. Tasavvuf mutlak bir "gerçek" in var olduğunu, fakat, bunun yaşadığımız dünyanın ötesinde olduğunu, gerçek varlığa ulaşmanın ise ancak kabuk misali görüntü ve hayalden ibaret olan bu dünya aleminin inkarı ile mümkün olabileceğini kabul eder. Tasavvufa göre bu varlığa ulaşmak için hiç bir aracı bulunmaması gerekmektedir. Aklın ve dinin prensipleri ve kuralları da bu bilginin yerini tutamaz. Özde Tasavvuf, dünyadaki maddi hayatı ve ona ait her şeyi bu dünyada yaşar iken terk etme felsefesine sahip bir inanç sistemidir. 

Tasavvuf, daha çok İslam'ın ilk dönemlerindeki "zühd"; yani dünya nimetlerinden, süsünden, zevklerinden uzak durma ve güzel ahlakla bezenme prensibine dayanmaktadır. Zaman içerisinde İslam dünyası, farklı milletlerin kültürleri ve felsefeleri içerisinde barındırmış ve bunun sonucunda da tasavvuf, felsefi bir boyut kazanmıştır. Bu felsefi boyutun en uç noktasını "vahdet-i vücud" (varlık birliği) adı verilen inanç sistemi oluşturur. Bu sistem İbn Arabi'nin yorumlarıyla şekillenmiş ve gelişmiştir. Tasavvuf tarihinde vahdet-i vücud düşüncesini daha da ileriye götürerek "yaratan ile yaratılanın aslında aynı olduğu"nu savunanlar da olmuştur. 

Tasavvuf, gerek ibadetlerde gerekse bu dünyadaki her türlü ilişkide yaratıcıya olan sevgiyi esas alır. İnsanın kötü huylarını tamamen terk etmesi ve diğer insanlar ve tüm canlılara sevgi temelinde birleşmesidir. Bu düşünce sistemine göre, Allah, kendisinden korku duyulması değil, tam tersine sevgi ile bağlanılması gereken yüce bir yaratıcıdır. Allah kendi enerjisinden biz insanlara vermesi ve Siz bana kendi şah damarınızdan bile aslında daha yakınsınız diye buyurması, bunun en güzel örneğidir. 

Tasavvuf, kişinin güzel huy ve ahlak sahibi olması demek olduğundan, bunun için nefisle mücadele halinde olmasını gerektirmektedir ve bu mücadeleyi kazanabilme yolunun yöntemleri ve nefisle mücadele edilmesi gerekliliğini de tasavvuf belirlemektedir. Bundan dolayı da Mevlana, Yunus Emre, Ahmed Yesevi, Gazali, İbn Arabi vb. mutasavvıflar, tasavvufun aslında İslam'ın gerçek yüzü ve manevi yönü olduğunu kabul ederler. 

Tasavvufa göre bütün varlıklar üzerinde hakim olan bir "mutlak sevgi" ve "mutlak güzellik" vardır. Bu yolda olan mutasavvıflar, Yaradıcıyı, tüm kainat üzerindeki eserlerde Onun izlerini gördükleri bir gerçek sevgili olarak görmüşlerdir. Allah varlık sahnesinde görünmek, bunun için de sınırsız güzelliğini açığa vurmak istemiş ve bu alemi ilahi bir aşk ile yaratmıştır. Sonuç olarak tasavvufa göre bu dünyadaki güzellikler, aslıda gerçek ve tek mutlak güzellik sahibi olan Allah'ın yansımalarıdır. 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 84
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 9010
Kayıt tarihi
: 01.12.06
 
 

1968 Ankara doğumluyum. Selçuk Üniversitesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı Bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster