Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '12

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
68203
 

Genel sağlık sigortası--bakmakla yükümlü olunanlar-kız çocuklarının durumu.

Genel sağlık sigortası--bakmakla yükümlü olunanlar-kız çocuklarının durumu.
 

Genel Sağlık sigortası bir türlü netleşmiyor.


Genel Sağlık Sigortası ile ilgili bilinmezlerin ardı arkası kesilmiyor. Konunun uzmanları bile yeterince aydınlatıcı olamıyor. Öte yandankanunları bilmemek mazeret sayılmıyor. 5510 sayılı kanunun uygulama yönetmeliği yayınlandı. Fakat açıklayıcı olması gerekirken karmaşa daha da artmış gibi. Aydınlanmaya elden geldiğince katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

1 Ekim 2008 tarihi bir milat gibi önemli. Bu tarih, 5510 sayılı kanunun bazı maddeleri hariç yürürlüğe giriş tarihi.

Hürriyet’ten Aysel Alp’ın SGK uzmanlarından aldığı bilgiyi aktarıyorum.

“İşçi, memur, esnafın durumunda ne değişti?

Eski sistemde SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’lu olarak çalışanlar veya buradan emekli olanlar için değişen bir şey yok. Yani bugün işçi, memur veya esnaf olarak çalışan zorunlu sigortalılar ve emekliler ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler için herhangi bir şey değişmedi. Eskiden olduğu gibi istedikleri hastaneye giderek sağlık hizmeti almaya devam edecekler.

KIZ ÇOCUKLARININ DURUMU

3-      Peki bunların bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocukları ile anne ve babalarının durumları ne olacak?

Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde sigortası olan bu kişilerin eşleri, 18 yaşın altındaki çocukları ile üzerlerine kayıtlı anne ve babaları da hiçbir prim ödemeksizin sağlık sigortasından yararlanmaya devam edecekler. Herhangi bir yere başvuruda bulunmaları da gerekmeyecek.1.10.2008 öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanan kız çocukları sağlık yardımlarından eskisi gibi yaş şartı aranmaksızın faydalandırılacak. 

01.10.2008 TARİHİNE DİKKAT!

4-      18 yaşın üzerindeki çocukların durumu ne olacak?

18 yaşın üzerindeki erkek çocuklar, lise eğitimini sürmeleri halinde 20 yaşına kadar;  üniversite öğrencisi olmaları durumunda 25 yaşına kadar anne veya babasının sağlık güvencesinden yararlanmaya devam edecek. Herhangi bir prim ödemesi gerekmeyecek.

Üniversite öğrencilerinin her yıl öğrenci belgelerini Sosyal Güvenlik Merkezine veya Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne göndermesi yeterli olacak.

18 yaşın üzerindeki kız çocuklar, 01.10.2008 öncesi bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sağlık yardımlarından faydalanmıyorsa; erkek çocukları gibi yaş ve eğitim durumlarına göre anne veya babasının sağlık sigortasından yararlandırılacak. Yani 2008 öncesinde bu kapsamda olmayan kız çocuklar, okumuyorlarsa erkek çocuklar gibi 18 yaşından sonra gelir testi için başvurmak zorunda.

Üniversite öğrencisi ise 25 yaşına kadar ailesinin sigortasından yararlanabilecek. Bu yaştan sonra yararlanamayacak” (Hürriyet.com.tr)

SİGORTALININ BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUĞU KİŞİLER.

Buradan anlaşılıyor ki, sigortalıların, özellikle de devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler tanımı 1.10.2008 tarihi itibariyle değişmiştir ve farklı uygulama oluşmuştur. 1.10.2018 tarihinden önceki bakmakla yükümlü olunanlar “kazanılmış hakların korunması” hukukunca korunmuştur.

Peki bakmakla yükümlü olunan kişiler kimlerdi ve şimdi ne değişti?

Emekli Sandığı sigortalılarında kişinin çalışmayan eşi, sigortasız ise anne ve babası, çocukları ki, kız çocukları okumasalar dahi evlenmemiş ve çalışmıyorsa ömür boyu bakmakla yükümlü sayılırdı.

 657 sayılı Kanunun 209 uncu maddesi şöyle idi:

“Devlet Memurları ile herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan eşlerinin veya bakmakla yükümlü bulundukları ana, baba ve ikiden fazla dahi olsa Aile Yardımı Ödeneğine Müstahak Çocuklarının,hastalanmaları halinde, evlerinde veya resmi veya özel sağlık kurumlarında ayakta veya yatarak tedavileri kurumlarınca sağlanır. Ancak tedavi giderleri ve yol masraflarının, ödenebilmesi için, tedaviye resmi tabip raporu ile lüzum görülmesi şarttır.”

Ancak önce 20/05/2006 tarih, 26173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile sosyal güvenlik kurumları birleştirildi. Ardından 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun bazı maddeleri, 17.4.2008 tarih ve 5754 sayılı kanunla değiştirildi. Yeni durumda “bakmakla yükümlü olunan aile fertleri şöyle tanımlanıyordu:

 “10) Bakmakla yükümlü olduğu kişi: Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinin dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;

a)Eşini,

b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını,

c) Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını,”

Yani kız-erkek çocuk ayrımı yapılmıyor artık, kızlara pozitif ayrımcılık yok. Artı anne babanın da geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı kurumca saptanacak.

OYSA;

657 sayılı Kanunun “Çocuk için aile yardımı ödeneği verilmeyecek haller” başlığı altındaki halen yürürlükteki 206’ıncı maddesi şöyledir:

“2. (Değişik: 21/4/2005-5335/28 md.)25 yaşını dolduran çocuklar (25 yaşını bitirdiği halde evlenmemiş kız çocuklarıile çalışamayacak derecede malûllükleri resmi sağlık kurul raporuyla tespit edilenler için süresiz olarak ödeneğin verilmesine devam olunur.

 Yani aile yardımı ödeneği verilirken “bakmakla yükümlü” muamelesi gören kızlar, sağlık sigortası söz konusu olunca yükümlülükten çıkıyor mu?

BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLUNANLAR İKİYE AYRILIYOR. 1.10.2008^’DEN ÖNCEKİ VE SONRAKİLER.

5510 sayılı Kanunun geçici 12 inci maddesinde; 01.10.2008 tarihinden önce görevde bulunan ve 5510 sayılı Kanuna göre (4/C)’li olarak ifade edilen Devlet Memurlarının tedavi yardımı açısından yürürlükten kalkmış olsa dahi eskiden tabi oldukları mevzuat hükümlerine tabi olacakları hükme bağlandığından, 01.10.2008 tarihinden önce görevde bulunan Devlet Memurlarının tedavi yardımı açısından “Bakmakla yükümlü bulundukları kişiler” 657 sayılı Kanunun iptal edilmiş 209 ve aynı Kanunun yürürlükte bulunan 206’ıncı maddeleri dikkate alınarak açıklanmaya çalışılacaktır.

Nitekim,SGK uzmanları Hürriyet’e 1.10.2008 tarihini işaret ederek, bu tarihten önce “sigortalının bakmakla yükümlü olduğu” kapsamına girenlerin, özelliklekız çocuklarının haklarının korunacağını bildirmişler.

. SON  ŞEKİLDE Kız Çocuklarının Durumu

1 Ekim 2008 tarihinde bakmakla yükümlü olunan durumundaki kız çocuklarının bu durumları, eski Kanunda kazanmış oldukları statüye göre devam edecek. Yani bir işe girene kadar veya evlenene kadar anne veya babalarının genel sağlık sigortası kapsamında sigortalı sayılacaklar. 506 sayılı eski Kanuna göre, işten ayrılan veya eşinden ayrılan kız çocukları, yeniden bakmakla yükümlü olunan durumuna dönebiliyorlardı. Yeni kanun, bu durumlarda eski statüye dönüşü kaldırmıştır.

5510 sayılı Kanuna göre, artık çocuklar lise veya dengi bir öğrenim görüyorlarsa yirmi, yüksek öğrenime devam etmeleri halinde en geç yirmi beş yaşına kadar bakmakla yükümlü olunan durumunda olacaklar, kız çocuklar ise Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra on sekiz yaşını bitirmeleri durumunda, çalışmıyorlar veya öğrenim görmüyorlar ise aile içindeki kişi başına düşen gelir ölçütüne göre genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir.

Öğrenimlerinin yirmi beş yaşından sonra devam etmesi halinde, kız ve erkek çocukları için yukarıda belirtilen gelir ölçütüne göre genel sağlık sigortası primi ödenecektir. Gelirleri olmasa da ailenin durumu için gelir testine girecekler.

2.10.2008’DEN ÖNCE ÇALIŞAN VE EMEKLİ OLANLARIN ÇOCUKLARININ HAKLARI KORUNUYORSA,NEDEN BENİM ÇOCUKLAR HASTANEDEN GEİR ÇEVRİLDİ?

Kanunun çıkışı bu tarih. Fakat bu tarihten sonraki günlerde iki kızımdan biri üniversiteyi bitirip yüksek lisans sınavı sonucunu beklerken, diğeri liseyi bitirip üniversite sınavı sonucunu beklediği dönemde tedavi için gittikleri sağlık kuruluşundan geri gönderildiler. “SGK güvenceniz sona ermiş” demişlerdi.

Böylece yeni okullarına kaydolup öğrenci belgelerini SGK’ya iletene kadar birkaç ay sağlık hizmetini kendi imkanlarımızla sağladık.Kazanamasalar bu süre yılları bulabilecekti.

Şimdi deniyor ki, Genel Sağlık Sigortası 2008’den önce kazanılmış hakları kaldırmıyor. O zaman neydi bu olay? Kız çocukları eskiden olduğu gibi evlenmemiş ve çalışmıyorlarsa ömür boyu ailelerinin sağlık güvencesi altındaysa öğrenci olmasalar da bakılmaları gerekir. Neden öğrenci belgesi getirmeleri isteniyor ve neden şimdi her yıl istenmeye başlandı?

SGK bunların yanıtını versin, yayınlayalım, herkes bilgilensin. Sitesi yeterince aydınlatıcı değil.

ÖNCE YEŞİL KART, SONRA HAKLARI TART

Aslında her şey 2006 Mayısında sosyal güvenlik kurumlarınınSGK adı altında birleştirilmesiyle başladı. İyi bir olay gibi görünmüştü önceleri  herkesin eşit sağlık hizmeti alması. .1992’den beri Yeşil Kart ile yoksullara bakım vardı ve bu yaygınlaşmıştı fakat günün birinde onların da sorguya alınıp, bedel isteneceği akla gelmedi.

Sonra 657 sayılı kanunun yukarıda belirttiğimiz maddesi kaldırılıp, sağlık yükümlülükleri azaltılmaya çalışıldı. Bakmakla yükümlülük tanımıyla oynandı. Artık 25 yaşını geçmiş kızlar okusalar, muhtaç olsalar dahi aile sağlık sigortasından yararlandırılmıyorlardı. O zaman sakıncalı görünüp tepki gösterilmedi. Çünkü bunlar Yeşil Kart kapsamına alınmışlardı. Devlet yine bakacaktı.

Fakat Genel Sağlık Sigortası ile Yeşil Kart da kaldırılıyor ve gençler aile büyükleri ölmeden mirastan pay sahibi gibi ölmedenaile gelir beyanı ile sorgulanıyorlar. Mal ve gelir kişisel değil mi? Gençlerin yeniden aile sigortalılarına bağlandığı ileri sürülüyor. Bu otomatik mi olacak, başvuru mu yapılacak belli değil.

Önce yeşil kartı tampon devreye sokup tepkileri yumuşatma, sonra yeniden haklara yüklenme, şimdi de adeta belirsizlik.

Şimdi 1 Ekim 2008’den önceki ve sonraki sigortalılar diye ikiye ayrılım görüyoruz. Bundan sonra iyi şeyler geleceğinden de emin olamıyoruz.

SONUÇ:

5510 Sayılı Kanun, sosyal sigorta sigortalısı olup otomatik olarak da genel sağlık sigortalısı sayılanlar için, geçmişten gelen bakmakla yükümlü olunan kişiler tanımlamasını bazı farklarla sürdürüyor. Kısacası eskiden olduğu gibi 4/a (eski SSK'lı), 4/b (eski Bağ-Kur'lu) ya da 4/c (eski Emekli Sandığı) statüsünde çalışıp da sigortalı olanların eşleri, belirli koşullarla çocukları ve ana-babalarının sağlık güvencesi hakkı sürüyor. En azından en son açıklama böyle.

5510 Sayılı Kanun, sadece kız çocuklarının sağlık yardımlarından yararlanma haklarını, erkek çocuklarıyla eşitledi. Kız çocukları da aynen erkek çocukları gibi en fazla 25 yaşına kadar anne-babalarından sağlık güvencesi alabilecek. (Oysa 2010 halkoylamasında değiştirilen anayasa maddesiyle kız çocuklayına pozitif ayrım yapılması öngörülmüştü. Aksina ayrım kaldırılıyor)

Tabii geçmişten gelen kazanılmış haklar, kafamızda sorular bırakacak şekilde devam ediyor gözüküyor. 1.10.2008 ayrımı dolayısıyla Çocuklarımız haklarımızdan faydalanabilecek, torunlarımız ise ana babalarının haklarından faydalanamayacakmış.

Yasa ve ilgili yönetmelik yürürlüğe girmeden kamuoyu bilgilendirilse iyi olurdu. Değişikliklerin fazla ve bazılarının ilginç olması, net olmayan ayrıntılar bilgi kargaşasına yol açmıştır. Hala da bilinmezlikler vardır

1.Ekim 2008’den önce görevde ve emekli olan sigortalıların çocuklarının kazanılmış hakları korunduğuna göre, bu kişilerin bir başvuruda bulunması söz konusu mudur? Anne babalarının o tarih öncesi görevde ya da emekli olduklarını ispatları gerekiyor mu, yoksa işleyiş otomatik mi sürecek?

Yüksek öğrenimdeki gençlerin her yıl öğrenci belgesi getirmelerine, bu bürokrasi artımına neden gerek duyulmuştur? Şayet okuldan ayrıldığı, bitirmiş olduğu düşünülüyorsa bu bilgiler YÖK’ten alınıp işlenemez miydi?

Anne babası 1.10.2008’den sonra işe başlayanların çocukları şanssız mı oluyorlar şimdi?  Aile geliri hakkında beyan vermek zorunda bırakılan genç, bildiği kadarını verirse, nasıl yalan beyanla suçlanabilecek?

Borcun kişiselliği ilkesinin uygulanacağını, aile reisinin değil, pirim borcundan gencin sorumlu tutulacağını bildirilmiş. Bu gençler borç yığıldığı zaman işe girdiklerinde maaşlarının çoğu hacize giderse neden işe girsinler?

Sorular, sorular… Bitmek tükenmek bilmiyor. Gelişen yeni Türkiye’de  (?) haklar neden geriye gidiyor? Ç0ok uzadı, umarım  yazı sıkıcı olmamış, akılları daha da karıştırmamıştır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 1420
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 15014
Kayıt tarihi
: 09.07.08
 
 

Ankara'da yaşayan Afyon doğumlu, Gazetecilik Halkla İlişkiler Radyo-TV bölümü mezunuyum.. Kamuda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster