Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
235
 

Genelkurmay Başkanının 2 saatlik dersi

Genelkurmay Başkanının 2 saatlik dersi
 

İlker Paşa'nın 2 saatlik konuşmasında Terör ön Plandaydı


Bugün, Genelkurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ’un Harp Akademileri Komutanlığı’ndaki konuşmasını baştan sona canlı verdi televizyonlar. Bitene kadar da izledim. Komutanın <ı>“<ı>Bugün yapacağım konuşmada sivil-asker ilişkileri başta olmak üzere, terör ve terörle mücadele, demokrasi ve laiklik gibi konulara akademik bir pencereden bakmaya çalışacağım.<ı>” Diyerek başladığı konuşmasını biraz fazla uzattı gibi geldiyse de bana ara sıra konuşmasını arasına kaynak gösterdiği Montesque, Hungtington ve Cohen gibi düşünür yazar yada bilim adamlarından yaptığı alıntılar ileriki yıllarda birer TSK komutanı ve iyi birer asker olacak öğrenci askerler ve subay adayları için gerçek bir rehber olabilir. Ama ben konuşmasının 2. kısmı ile ilgilendim daha çok.

İlker paşa, konuşmasının ikinci bölümde daha çok terör örgütüne ve radikal dincilere yönelik söylemlerde bulundu. İsabetli görüşler. Desteklememek mümkün değil. Genelkurmay başkanı, bu ülkenin terörden ne kadar çok ektiğini söylerken, teröristin de insan olduğunu söylemesi ilginçti. Ama en ilginç vurgularından biri, 40 bin insanın terör uğruna can vermesi ve bir o kadar da terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirilmesi düşündürücüdür. Ama dağlarda karşı karşıya gelen Türk askeri ile Pkk teröristinin “etnik bir çatışma” içinde olmadığını ifade etmesi de spot gibi atılacak bir başlıktır.

Peki komutan bunu neye dayandırıyor. Yani bunu söylerken herhalde sağlam bir dayanağı vardır ama kendince “bu çatışmanın etnik bir çatışma olmadığına “ dair ifade ettiği ve “sosyal bilimi” referans göstererek bazı “bilimsel kanıtları” var.

"Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk Devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

Türkiye anayasasının 5. maddesinde yer alan devletin temel amaç ve görevlerinin ne olduğunu açıklayan bu maddeye atıfta bulunan sayın Genelkurmay başkanı, çok açık şekilde yer alan devletin temel amaç ve görevleri çerçevesinde, terörle mücadele konusu ile demokrasi ve laiklik konularına değindi.

”Türkiye 1970'lerin başından itibaren değişik ideoloji ve amaçlarına sahip terör örgütleriyle mücadele etmektedir. Şüphesiz zarar veren PKK'dır. Bölücü terör örgütü halkımızı hedef alarak demokrasimizi tehdit etmektedir. Terör örgütü terörü etnik bir çatışmaya dönüştürmeye ve etnik bir çatışmaymış gibi takdim etmeye çabalamaktadır ancak bunu başaramamıştır. Faaliyetlerini etnik bir temel üzerinde göstermeye çalışmaktadır. Terör ve terörle mücadelenin karmaşıklığının ana nedenlerinden biri kavram karmaşasıdır. Bazı kavramların henüz oturmamış olması. 30 yıldır bu mücadelenin içinde olmamıza rağmen anlaşıldığını söylemek yanlış. Konu bazen kasıtlı olarak saptırılıyor. Bugün Türkiye'de olanlar bir etnik çatışma olarak tanımlanabilir mi?”

İlker paşa’nın bahsettiği yıllar bölücü terör örgütünün kuruluş yıllarıdır. Komutan <ı>“ PKK sınıf temelli ve etnik temelli Marxist Leninist bir ideolojidir. 1994'ten sonra örgüt Marxist Leninist ideolojiyi geri plana iterken etnik kimliği ortaya çıkarmaya başlar. Soğuk Savaş sonrası dönemde terör örgütünün benimsediği birinci kimlik gücünü kaybetti. Şiddeti kullanırken vatandaşların üzerinde sosyal kontrol sağlamayı amaçladı. Bu strateji değişikliğine rağmen örgüt terör ve şiddetle sorunu bir etnik çatışmaya dönüştüremedi” diyor.

İlker paşa, <ı>“Tüm vatandaşlarımız eşit siyasal haklara sahip olmuştur. Etnik köken farkına bakılmaksızın her vatandaşımız kanun önünde eşittir. Demokrasiden faydalanırken etnik ayrışmadan söz etmek mümkün değildir” diyor. Bu isabetli bir söylemdir.

Türkiye’de “ <ı>Hiçbir zaman asimilasyon olmadı o zaman Cumhuriyet'te 38 yılındaki isyanların neden, Cumhuriyet'in başlattığı modernleşme ve Laik devlet düzeninin o dönemlerde, bölgedeki yerel dini liderleri rahatsız etti. Onlara karşı elbette bir kısıtlama var. Kışkırtmalar var” diyen komutan Kürt isyanlarının altında Şeyh Said Ali isyanı’nın olduğuna vurgu yapıyor. Ayrıca o zamanki devlet memurlarının Kürt kökenli vatandaşlara kötü davranması da bu devlet karşıtlığının bir nedeni olabileceğini ifade eden Komutan, Cumhuriyet'in ilk döneminde yaşanan ayaklanmaların da etnik temele dayanmadığını ifade ediyor.

Genelkurmay başkanının “Türkiye etnik farklılıklar nedeniyle ayrılmış bir ülke değildir. Türk milleti bir bütün olarak büyük farklılıklar yok. Türkiye'de etnik bir çatışma yok. Var dersek yanlış olur. Hiçbir zaman yaşanmadı, yaşanmayacak da” demesi aslında konuşmanın 2. bölümündeki açıklamalarının bence sonuç bölümüdür.

Haksız sayılabilir mi ? Şimdi, hem politikacılar, hem de bazı aydınlar bir de bu pencereden bakmalıdırlar..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2527
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster