Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
296
 

Genelkurmay’ın açıklaması!

Genelkurmay başkanlığı önceki gece zehir gibi bir açıklama yaparak Türkiye’deki irtica olaylarına, dinimizin sömürülmesine ve bu olaylara meydan bırakan hükümetin tutumuna sert bir tavır belirledi.

Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek ise aynı şekilde bir üslupla açıklama yaparak Genelkurmay Başkanlığı’nın başbakana bağlı bir organ olduğunu ve başbakanın emrinde bir kurumun böyle bir açıklama yapmasını kınadıklarını belirtti.

Bu her iki açıklamada da aslında kim ne demek istiyordu isterseniz biraz açmaya çalışalım. Genelkurmay Başkanlığı; Daha önce Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yaptığı açıklama galiba anlaşılmadı, biz sözde değil özde Cumhurbaşkanı isteriz derken aslında eşinin başı türbanlı, geçmişte irtica bağlantılarından dolayı kapatılan bir partinin önemli kişilerinden birisini istemeyiz demek istedik. Bu şartlara Sayın Abdullah Gül’de uymakta. Galiba siz bunu anlamıyorsunuz? Bizim başkomutanımız olacak birisi en az bize yakın birisi olacak, bizde eşi türban takan birisi komutanlıktan uzaklaştırılır, oysa bakıyoruz da siz bizim başımıza getireceğiniz kişiyi iyi analiz etmemişsiniz. İktidardan neler beklediğimiz açıkça ortada oysa siz adayınızı belirlerken bizlere danışmadınız bile. Tamam, cumhurbaşkanını TBMM seçer ama hiç olmazsa nezaketen bizlerinde görüşü alınır. Kaldı ki siz ne bizlerin ne de hiçbir siyasi partinin, sivil toplum örgütünün görüşünü almadınız…

Üstelik gece yarısı yapılan açıklamada aslında önemli bir mesaj daha veriliyordu. Biliyorsunuz daha önce yapılan darbe olayları hep gece yarısı meydana gelir ve dönemin başbakanları yataklarından kaldırılarak cezaevlerine gönderilirdi.

HÜKÜMET; Hükümet ise aynı sertlikle açıklamaya cevap vererek ben tek başına iktidar olan bir partiyim, benim arkamda %40 oy var, istediğimi yaparım. TSK bize bağlı bir kurumdur, diyerek aslında ileride yapmayı düşündüğü radikal olaylara da zemin hazırlıyor.

Genelkurmayın restini yemeyerek bu restleşmeden üstün çıkmayı düşünen AKP iktidarı arkasındaki oy potansiyeline güveniyor ama bu günlerde kilit nokta Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar. Eğer mahkemede TSK gibi düşünüp ilerisi için herhangi bir tehlike görürse AKP’nin işi zor.

Kısacası sevgili okurlar önümüzde gergin geçireceğimiz belli olan bir seçim atmosferi var. Galiba bu seçimler çok gelişmelere gebe. Bir tarafta TSK, bir tarafta büyük bir oy kitlesine sahip AKP, diğer tarafta yıllardır iktidara hasret bir CHP ve diğer partiler. Biz bu iktidardan hesap soracağız hepsini ipe göndereceğiz diye politika yapan MHP’de cabası.

Bu seçimlerde vatandaşa daha çok iş düşüyor. Eğer AKP’nin 5 yıllık yönetimini beğendiyse yine oyunu AKP’ye verecek, yok eğer bu partide TSK’nin ve Ahmet Necdet Sezer’in gördüğü gibi irticai beklentiler taşıdığını hissedip de hala AKP’ye oy verecekse o zaman vatandaşında eğilimi bu yönde başka söylenecek bir şey yok. Aslında bu seçimlerde daha çok görev AKP karşıtı seçmenlere düşüyor. Eğer onlar aman bana ne demeyip sandığı koşup ve sandıkta da diğer en güçlü partide birleşirlerse o zaman istemedikleri AKP iktidarını engellemiş olurlar.

Evet bekleyip göreceğiz. Bakalım özelliklede bugünleri ben çok merak ediyorum. Atatürk’ün koltuğuna başörtülü eşe sahip, milli görüşçü bir kişi mi oturacak? Yoksa TSK, Anayasa Mahkemesi ve muhalefet partileri buna engel olabilecekler mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili kalem emekçisi dost, yazınız birçok büyük ulusal gazetede göremeyeceğimiz tarzda bir yazı. Düşünceleriniz açık, doğru, net ve anlayana da sıcak yatağında yatıp sabahı görme şansı verecek nitelikte. İlhan Kesici de bir ay kadar önce uyarmıştı: ''Göz odur ki dağın arkasını görür/Akıl odur ki başa geleceği bilir, demişti. Millet olarak gergin bir dönemin ilk günlerini yaşıyoruz, şimdilik durum böyle. Seçimler de propaganda döneminde pek de huzurlu geçeceğe benzemiyor. MHP'nin bir adım öne çıkması, ittifak yapması ve ben Atatürkçüyüm diyenlerin de MHP ile güçbirliği yapmaları çok yararlı olur. Kitlelerin sayıca fazla ve coşkulu mitingleri, MHP'nin de içinde olduğu bir ittifakla sonuçlanmazsa, en azından güçbirliği ile taçlandırılmazsa bir anlam ifade etmez. Aklı başında herkes de bilmeli ki bir darbe olacaksa bundan daha uygun ortam mı var, tek parti tüm partilere ve topluma ve aklınca da TSK'ya rest çekmiş öyle mi?.. Başarılarınızın devamını diliyorum, selam ve sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 29.04.2007 22:10
 

Genel kurmayın bu şekilde bildiri yayınlamasını doğru bulmuyorum. Herkes bilir; hiyerarşik disiplin bozulmasının nelere mal olacağını. TSK da Devletin bir kurumudur. Devletin nasıl oluşacağı, nasıl yönetileceğide yine DARBE yapılarak kabul ettirilen anayasa ve kanunlarla belirlenmiştir. Bunun adıda demokrasidir. Şu kurumun, Bu makamın ben şunu isterim, bunu istemem deme tercihi yoktur. Dersenizki "başlarım sizin Demokrasinizden, bilmem nenizden. Ben böyle istiyorum tamammı" O zaman bunun adı demokrasi olmaz. İktidar olmak isteyen, siyasi bir parti kurar, seçimlere girer, halkı ikna eder, bileğinin hakkıyla gelir istediği hale getirir. Şimdi ise halkın kendisini DIŞ GÜÇLERE KARŞI koruması için malı ile canı ile desteklediği birimler; halkın tercihlerine karşı çıkıyor. Mahkeme yanlış bir karar verirse olacak şey takılmış plak gibi her üç ayda bir erken seçim yapacak bir kaosa sebep olacaktır. Söylermisiniz bu kimin işine yarayacak.

akar 
 29.04.2007 14:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 18.07.06
 
 

Ben 15 yıllık gazeteciyim. Son yıllarda kendime ait günlük yerel gazete yayınlamaktayım. Kendi gazet..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster