Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
905
 

Genetiği bozulmuş tohumdan, genetiği bozuk demokrasiye..

Genetiği bozulmuş tohumdan, genetiği bozuk demokrasiye..
 

Yanlışlıkla çitlediğin çekirdeği toprağına düşürsen, ayçiçeği tarlasına dönüşen memleketimdin benim


Dünyanın tahıl ambarıydı memleketim bir zamanlar. Kendi kendine yeten ilk yedi ülkeden biriydi. Buğday ambarıydı Konya ovaları. Karadenizin fındığı, Egenin tütünü, zeytini, Anamurun muzu, Adananın pamuğu, Antebin fıstığı ve mercimeği…

Hatta stoklar öylesine birikmişti ki bir zamanlar, Gıda uzmanı Profösör Ayşe Baydan(öyle hatırlıyorum), aylarca yeşil mercimek yemeği tarifleri vermişti, devletin televizyonlarından, hatırlarsınız…

Mis kokuluydu domatesimiz, fındığımız yağlı, mısırımız iri ve sapsarı…

Köylü bir yıllık fındık, tütün, pamuk, patates ürün bedeli ile çocuklarını evlendirir, okutur, her yıl evinin bir katını çıkar, geri kalanı ile de geçinirdi.

Ne oldu da bugünlere geldik ?

***

Buğdayı ABD’den getiriyoruz. Mercimeği Kanada’dan...Mısırı Arjantin’den getiriyoruz. Susamı Sudan’dan...

Arpayı Ukrayna’dan. Baklayı İtalya’dan. Sarmısağı Çin’den.

Anadolu’da gezerken çitlediğin çekirdeğini yanlışlıkla elinden düşürsen, ayçiçeği fışkırırdı...

Ay çiçeğimiz Rusya’dan artık. Pamuk Yunanistan’dan, elma Şili’den, portakal Brezilya’dan...

Muz Panama’dan, vişne Almanya’dan, ceviz Çin’den...

Sözde ulusal yemeğimiz fasulye İran’dan geliyor artık... Barbunya ABD’den, soya Arjantin’den, pirinç Avustralya’dan, nohut Meksika’dan...

En güzel çay, İngiltere'den, Seylan'dan artık.

İnekler Hollanda’dan, yemleri de utanmadan ABD'den...

Memleketi IMF’ ye ve Dünya Bankasına satmanın, dayatılmış bağımlı tarım politikalarının bedellerini ödüyoruz şu anda.

IMF eli ile dayatılan Genetiği bozulmuş tohumlar ürünün niteliğini, kalitesini bozuyor, üründen doğal olarak alınması alınması gereken tohum alınamıyor, ertesi yıl yine genetiği bozulmuş tohuma muhtaç çiftçi.

Kimyasal gübre, toprağın yapısını bozup, çürütüyor.

Mazot ateş pahası. Ne kadar çok yakıt tüketimi, o kadar çok küresel ısınma!

Küresel ısınma, kuraklığı ve susuzluğu tetikliyor. Verim düşüyor. Yer altı kaynakları kuruyup tükenmek üzere.

Oysa evvelce genetiği bozulmuş tohumlar yokken üründen doğal olarak elde edilen tohumlar, o yörenin kuraklık, iklim gibi koşullarına uyum sağlayabiliyorken, genetiği bozulmuş tohum uyum sağlayamıyor, verim düşüyor.Üstelik ateş pahası, genetiği bozulmuş tohumlar, doğal tohuma kıyasla !

Kimyasal gübre, toprağı çürütüyor, köylü başka ürüne dönemiyor….

Ziraat mühendisleri işsiz, pazarda Çin malı ithal boncuk satıyor...

Çiftçiye Dünya Bankasından kredi olarak alınan, bedeli ve faizi bizim ödediğimiz vergilerle karşılanan destekleme bedelleri dağıtılıyor ayakta tutabilmek için. Üstelik ihtiyaç olanı değil, ne ekerse hatta boş tarlalar için...Adı üstünde doğrudan gelir desteği !

Seçim zamanı da bir torba nohut, bir poşet kömür…

Neyi , ne kadar ve nasıl üreteceğimize onlar karar veriyor...

Vatandaş, Toprak Malzeme Ofisinin önünde iki kilo pirinç kuyruğunda, savaş zamanı görüntüleri gibi…

RTE' nin yakınlarında birileri stoklarından yine ceplerini doldurup zengin olurken, kağıt üstünde milli gelir artıyor.

Öyleyse doğurun !!!!

Aşırı destekleme sonucu tarımda üretim fazlası veren ABD ve AB ülkeleri üretim fazlalarını satabilmek için bizim gibi ülkelerdeki üretimi çökertiyor, gümrük engellerini kaldırtıyorlar. Bu ülkelerin kendi üreticilerine yaptıkları destekleme yardımlarının , fakir ülkelere yaptıkları kalkınma yardımlarının 10 katı olduğu belirtilmekte.

Bu gerçekleri görerek, bilerek kendi ulusal tarım politikalarımızı oluşturmaya ve üretimi artırmaya mecburuz.


ABD, IMF eli ile tarımı dümdüz ederken, hazretler sus pus...Parti kapatmama, AB'ye rüşvet için 301 garabeti yaratmakla meşguller. AB 'de sömürge hukukunu dayatmakla. Yüzyıllar süren kilise-siyaset kanlı savaşlarını unutmuşa benziyorlar. Hangi Avrupa ülkesinde hangi Hristiyan partisi, din eli ile ülkeyi yönetme talebinde bulunabilir ki ?

Genetiği bozulmuş demokrasi mi bize dayatılan demokrasi ?

Sahi bu Avrupa, Kurtuluş Savaşı olurken, darbeler olup, siyasiler Zincirbozan'a yollanırken, bu ülkede sol bitirilirken, gencecik üç fidan darağacına giderken neredeydiler ? Darbecileri desteklemiyorlar mıydı o zamanlar?

ABD'de Newsweek adlı yayın organı , " ABD'nin demokrasiyi getirmek amacı ile Türkiyeye müdahale hakkından " söz etmiş !

Bu ABD, Irak'a da demokrasiyi getirmek için müdahale etmemiş miydi?

Demokrasiyi rafa kaldırıp, resmen şeriatı getirdi, bir de Kuzey Irak'da nurtopu gibi bir Kürt devletini...

Irak, bu gün kan ağlıyor. Dünkü bombalı saldırılarda çoğunluğu kadın ve çocuk 69 sivil hayatını kaybetti...

Küreselleşmenin faturaları bunlar !



Küreselleşme adına sömürgeleştirme için dayatılan, genetiği bozuk demokrasiyi iyi tanımak lazım, iyi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşte gel de kinlenme CHP ye... Çok çalışmamız lazım çokkk... CHP kabuk değiştirmeli... Çok efkarlıyım çok! Şu hafta sonu çıkmadım dışarı blok okuyup rakı içiyorum... sanıyorum tahminimin ötesinde kederliyim... Sevgiler Mersinden

yeşilsoğan 
 19.04.2008 20:29
Cevap :
Sevgili Levent, senin bu yorumunu yazarken ki ruh halinle, benim şu andaki yanıtı yazarken ki ruh halim çok farklı olsa da birbirinden öylesine kesişen ortak yanları var ki. Ben az önce,iki günlük bir meslek örgüt toplantısı için gittiğim Eskişehirden döndüm. Eskişehir, Büyükerşen'in yeniden ruhunu katıp canlandırdığı, gençleştirdiği, renkendirdiği eski ile yeniyi buluşturduğu harika bir şehir. her seferinde, bu BÜAYÜKERŞEN'den on tane kopyalayacaksın, getireceksin büyük kentlerin başına , bir kaç tane de partınin içine koyacaksın; gör bak neler oluyor!!! Diye hayaller kurup bir yandan da söyleniyorum. Gördün mü ,ruhunu yakaladın mı Eskişehir'in bilmiyorum. Bir görsen ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksın.Oudun pazarı evleri restore edilmiş tüm asillikleri ve güzellikleri ile. porsukta tekne gezintisi yaptık sanki Venedik gibi. Her yan güzelim heykellerle donatılmış.Hızlı tranvay bütün kenti dolanıyor. Eski kereste şarap fabrikaları, hal binaları restore edilip komplike tesisler..  21.04.2008 0:21
 

Merhaba Neşe hanım, sorularınızda haklısınız ama bunları cevaplamak için bir blog bile yetmez. Ama bir sorunuzu kısaca cevaplayayım. Küreselleşmenin kuralları bizde neden iyi işlemiyor? Dünyada hiç bir gelişmiş ülkede bizdeki kadar çağdışı bir devletçilik sürdürülmez de ondan. Devlet bizde ekonominin sırtında bir yüktür. Hiç bir ülkede 100.000 personelli Diyanet İşleri Başkanlığı yoktur. Avrupanın en büyük ordusu bizdedir ve bütün komşularımızla ihtilaflıyız. Devlet bizde cumhuriyeti ve laikliği korumakla meşgulken sadece son ekonomik krizde ve sadece bankacılık sektöründe 65 milyar dolar hortumlanmıştır. 65 milyar adam başı 1.000 dolar demektir. Bütün bu sadece 1-2 kalemde saydığım katrilyonlar ve daha neler neler ekonominin damarlarından çekilen kanla karşılandı ve karşılanmaya devam ediyor. Bir konuda haklısınız: "Devletin malı deniz, yemeyen domuzdur zihniyeti" inanın bana kürselleşmeden de emperyalizmden de daha büyük sorunumuzdur. Saygılar

Matilla 
 17.04.2008 16:45
Cevap :
Devletin eğitim-adalet-sağlık gibi mutlaka olması gereken yerde olmadığı ancak devlet eli banka kurtarmak yada sadece müslümanlık ve de sünni mezhebi için Diyanete inanılmaz bütçeler ayrılması gibi konularda hemfikiriz sanıyorum.Ancak küreselleşme, AB üyeliği yolunda reformların samimiyetsizliği, 2004'den beri çoktan peşi bırakılan reformların göstermelik olduğu, şimdi de yılana sarılır gibi 301 garabetinin yaratılmaya çalışıldığı, bunun karşılığında,Yargının tehdit edilmesi yolunda bil bildiri koparılmaya çalışıldığı , bunun pazarlığının yapıldığı, küreselleşme masallarının bizim gibi demokrasisi tam oturmamış ve gelişmekte olan ülkeler için sömürgeliştirme ve bağımlı kılma amaçlı uydurulmuş olduğu konusunda tam anlaşamıyoruz sanırım.Az önce de ekonomisi gitgide küçülen ilçemde hayvancılığın durumunu konuştum, bu işi yapanlarla. İthal yemlerin astronomik rakamlara ulaştığını maliyetlerin bu hali ile asla kar getirmeyeceğini ve bir çok besihanenin kapatılmak üzere olduğunu söylediler..  17.04.2008 17:30
 

Evet,sormak lazım; dopingli Konya Ovası'nın kaç yıllık ömrünün kaldığını... yeraltı sularının talanını,tuzlanmanın nerelerde başladığını ve Konya Ovası'nın hoyratça,tepside kadın oynatma misali,kullanılıp bitirildiğini...Sormak lazım!.. Hırsız suçlu ancak,ev sahibi de kabahatlı...XVIII.yüzyıldan bu yana,ucuz İngiliz mallarıyla başlamış,ülkenin ekonomik ve politik işgali ve biz de,bayıla bayıla almışız,İngiliz tüccar bizden akıllı çıkmış,sonra bu malları almamız için de bize bol bol borç vermiş;bizleri çok sevdiği için ve hala da veriyor!.. Bilgi berekettir.arttırmak lazım!...Bugünde,ilerde de hepimize bir şekilde lazım olacak...Türkiye aydını,küreselleşmeyi çok iyi anlamalı,çünkü dışında kalmak imkansız...Değerli Matilla,bu hepimiz için geçerlidir: Bilgi berekettir. Arttırmak lazım!..Türkiye'de düzenin,adaletin ne olduğunu ve ne işe yaradığını,Türkiye Ailesi'nde,(sizin deyişinizle), gerçek ''Aslan Kral'ın''kim olduğunu, uzaklardan mı kükrediğini hepimizin artık iyice öğrenmesi lazım.

zeki etferat 
 17.04.2008 15:09
Cevap :
Sevgili Etferat, Konya ovasının durumunu ve sömürgleştirmek yolunda XVIII YY.dan itibaren İngilterenin başını çektiği kısır döngülü oyunu , çok iyi ortaya koşmuşsunuz. Değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Sevgili Matilla arkadaşımız, az önce bir yorum daha göndermiş. Benim yanıtımdaki sorularıma açıklayıcı nitelikte. Umarım bu düzeyli tartışmadan ben ve tüm arkadaşlarım yararlanabiliriz. Sevgilerimle  17.04.2008 17:18
 

Yazdıklarınızla ilgili bir yorum yapmayacağım. Ancak Konya ovasında doğan ve büyüyen bir insan olarak sizi temin ederimki Konya Ovasında bu gün benim çocukluğumdan daha fazla ürün alınıyor. Ama sorun ne biliyormusunuz? Elin oğlu bizden çok daha randımanlı tarım yapıyor ve bizim maliyetlerimiz dünya genelinin üstünde. Bir de şu sorun var. Ben 200 personelli ve dış dünya ile rakabet eden bir şirkette yöneticilik yapıyorum. İnanırmısınız bana şirkette benden başka sağcısı, solcusu herkes Amerikan sigarası içiyor. Kimse bizi IMF veya dünya bankasından kredi almaya, lüks tüketim malları ithal etmeye zorlamıyor. Diyeceğim şudur kabahati dış dünyada, küreselleşmede filan aramayalım, sorun tamamen bizde ve bence hamaset edebiyatları ile kaybedilen yıllardadır. Saygılar

Matilla 
 16.04.2008 23:29
Cevap :
Bu küreselleşmenin kuralları ve politikaları onlarda iyi , verimli işliyor da biz de neden tersi oluyor ? Bunun nedenleri hem yönetilenlerin hem de yönetenlerin kafa yapıları değil mi ? Yönetenlerin ulusal tarım politikası olmayışı , nerede, ne kadar, ne üretilmesi bilimsel verilerin ışığında bir plan haline getirilmesi gerekmez mi? Bu ülkenin ziraat mühendisleri yıllardır, neden boşta?Aynı şey yönetilenler için de geçerli. İki yıldır tanığım, destekleme bedellerini elinde çiftçilik belgesi olan herkes, tarlasını eksin ekmesin, ya da ne ekerse eksin dekar başına almakta. Bu bir çeşit "devlet malı deniz yemeyen domuz"anlayışı değil mi, karşılıklı olarak uygulanan...Bizde her şeyin kolayına kaçma anlayışı hakim değil midir hep?Tam da bu zamanda Köy enstitülerinin yeniden kurulması,köylünün aydınlanması, bilinçlenmesi açısından zorunlu değil mi?Yönetenlerin küresel ısınma konusunda acil ve uzun vadeli plan programlarını hiç duydunuz mu? Yani bu küreselleşme,bu kafalarla bize pek uygun dü  17.04.2008 10:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2258
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster