Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '10

 
Kategori
Uzay
Okunma Sayısı
964
 

Gerçeğin ötesine açılan kapılar

Gerçeğin ötesine açılan kapılar
 

Araştırmalar, gökada kümelerinin hızla aynı yöne doğru çekildiğini gösteriyor.


Uzayda garip bir şeyler oluyor. NASA'nın araştırması, gökada kümelerinin bir elektrik süpürgesi tarafından çekiliyormuş gibi hızla aynı yere doğru yol aldığını gösteriyor. Üstelik saatte yaklaşık 1.6 milyon kilometre hızla. Araştırmanın başında bulunan NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Dr. Alexander Kashlinsky, sonucun kendilerini huzursuz ettiğini, uzun süre inanmadıklarını, tekrar tekrar kontrol ettiklerini söylüyor.

Kashlinsky ve meslektaşları, elde ettikleri bulguları ilk olarak 2008 yılında açıklamıştı. Yeni çalışmaları ise 2010'da The Astrophysical Journal Letters'ta yayımlandı. Bu yeni araştırma, beş yıllık ölçümlere dayanıyor ve 1500 galaksi kümesini kapsıyor. Galaksi kümeleri, güneş sistemimizden Erboğa ve Suyılanı takımyıldızlarına uzanan bir hat boyunca hızla ilerliyor görünüyor. Bazı NASA araştırmacıları, gizemli şeyin çekim gücünün evrenin tümüne ulaşabileceğine inanıyor. Kashlinsky, 'Evrendeki maddenin tamamı bir taraftan bir tarafa gidiyor gibi' diyor. Bilim insanları, karanlık akış adını verdikleri bu harekete bilinen evrenin ötesinde bir şeyin neden olduğu kanısında. 'Başka bir evren mi ya da farklı bir uzay-zaman dokusu mu bilmiyoruz' diyor Kashlinsky.

Physics Letters'ta 2010 yılında yayımlanan bir başka bilimsel çalışma, evrenimizdeki kara deliklerin başka bir gerçekliğe, başka evrene açılan kapılar olabileceğini gösterdi. Indiana Üniversitesi'nden teorik fizikçi Dr. Nikodem Poplawski'nin bu çalışmasından söz etmeden önce biraz kara deliklerden bahsedelim. Yakıtları tükenip ömürlerinin sonuna gelen büyük kütleli yıldızlar, kendi kütleçekimleriyle merkezlerine doğru çekilip çöküyor. Dış kısımları süpernova adı verilen şiddetli patlamalarla uzaya saçılıyor. Yıldızın çekirdeği çöktükçe kütleçekimi de artıyor. Öyle bir noktaya geliyor ki, muazzam kütleçekiminden ışık bile kaçamıyor, bir kara delik haline geliyor. Kara delikler çevrelerindeki maddeleri yuttukça büyüyor. Eğer bir yıldız dev kara deliklerden birine yaklaşırsa saniyede 500 kilometreyi aşan bir hızla galaksiden ayrılıp yutulabiliyor.

Gelelim Dr. Poplawski'nin ilginç araştırmasına. Bilim insanının yaptığı hesaplamalara göre, kara delikteki maddenin yoğunluğu aşırı artınca, burulma adı verilen itici güç kütleçekimini geçiyor. Neticede itici güç o kadar kuvvetleniyor ki, madde bastırılmış bir yay gibi fırlıyor, başka bir âlemde ak delikten hızla dışarı atılıyor. Nikodem Poplawski'nin denklemleri, kat kat matruşka bebekleri gibi, evren içinde evren olabileceğini de ortaya koydu. Tanınmış fizik profesörü Brian Greene, The Elegant Universe adlı kitabında, Einstein'ın denklemlerini kullanarak kara deliklerin niteliklerini araştıran fizikçilerin, başka evrene açılan kapılar olmaları ihtimalini açığa çıkardığını belirtiyor.

Poplawski, kara deliklerin ardındaki evrenin uzay-zamanın ayrı bir dalı olduğunu söylüyor. Kara deliklere yaklaştıkça zamanın yavaşladığı zaten biliniyor. Roket deneyleri, kütleçekim arttıkça zamanın yavaşladığını kanıtlamıştı. Çok hassas atom saatleriyle yapılan yeni deneyler, binanın hangi katında olduğumuza göre bile zamanın değiştiğini gösterdi. Peki, kara deliklerin yakınında, muazzam çekimin olduğu ortamlarda zaman ne kadar yavaşlar? Profesör Greene, ilginç bir örnekle açıklıyor: Kütlesi güneşin 1000 katı kadar olan bir kara deliği keşfe gittiğinizi hayal edin. Bir kablodan sarkarak olay ufkunun (ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgenin) birkaç santim üstünde bir yıl kalıyorsunuz. Geri döndüğünüzde Dünya'dan ayrılmanızın ardından 10 bin yıldan fazla süre geçtiğini görürsünüz.

Kara deliklerin olay ufkundan ötesini göremiyoruz. Tufts Üniversitesi astronomi profesörü Kenneth Lang, Parting the Cosmic Veil adlı kitabında 'Bizim algımız, içinde bulunduğumuz âlemin çok küçük bir bölümüyle sınırlı' diyor ve Albert Einstein'ın şu sözlerine yer veriyor: 'Tüm bilimimiz, gerçeğe kıyasla ilkel ve çocukça.' Dünyaca ünlü araştırma merkezi CERN'in ekim ayı bülteninde şu sözler var: 'Paralel evrenler, maddenin bilinmeyen formları, ilave boyutlar... Bunlar, bilim insanlarının Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'yla (dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı) ve başka deneylerle doğrulamaya çalıştığı somut fizik teorileri.' Bültende, ilave boyutlar ve paralel evrenlerin varlığının çok sayıda bilim insanı tarafından kabul edildiği de belirtiliyor.


Kaynak: Atlas Aralık 2010, sayı 213

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de bu konuyu İngilizce kaynaklardan okumuştum. Hatta daha ileri giden kuramlara göre, bizim evrenimizden başka 1 trilyon evren daha olabilir deniyor. Böylece, 4,5 milyar yıl sonra bizim evrendeki 100 milyar yıldız kümesi "eriyip" dağılsa veya bir kara delik olsa ve yeni bir Büyük Patlama'ya hazırlansa bile, geride 1 trilyon eksi 1 evren kalmış olacak. Bunları düşünebilmek dahi insanın hayalgücünü epeyce genişletiyor. Selam, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 25.12.2010 14:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2554
Kayıt tarihi
: 11.12.10
 
 

İşletme mezunuyum. Bir kamu kuruluşunda çalışmaktayım. İlk kitabım olan "Kadının Eti Erkeğin Serv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster