Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
379
 

Gerçek bir araştırma

Gerçek bir araştırma
 

Gerçek bir araştırma

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder. Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın ürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.
Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder. En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden
gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir.
Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3, 5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...
Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.
Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok yerinde. Ancak bir nokta daha var. Metro yolcuları ve Joshua Bell'in konser seyircileri arasındaki fark. Onların kaçı metroyu kullanıyor ve metro yolcularının kaçı konsere gidiyor veya klasik müzük dinliyor? Orası Amerika ve bazıları orada bazı şeyleri sırf gösteriş olsun diye yapar. Ayrıca orada da hayat mücadelesi vardır. Çok uzağa gitmeyelim. Burada MB'de yazılan yazılar gerekli, asıl gitmesi gereken yerlere ulaşıyor mu? Yoksa biz bize çalıp oynuyor muyuz?

Hasbihalci 
 10.01.2010 20:56
 

dinliyordum... Kemanı görünce okumadan geçemedim. Güzellikleri farkedenler henüz yaşam telaşına kendini kaptırmamış çocuklar. Onlarda zamanla ebeveynlerine benziyorlar ya da benzetiliyorlar. Çok güzel bir araştırma yapılmış, paylaştığınız için teşekkürler... sevgiler...

Uzayyolcusu 
 11.01.2009 9:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 24.10.08
 
 

Bilişim Hukuku Derneği Başkanı, Ankara barosu Bilişim Kurulu Üyesi, Bilişim Suçları Mücadele Dern..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster