Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
337
 

Gerçek doğum…

Gerçek doğum…
 

Aşk, varoluşun sihri zannedilen yegane gerçeğidir.


“Aynanın önünde oturttum bedeni ve inceliyorum. Bana ait olduğunu düşündüğüm, inandığım ne varsa tek tek inceliyorum her şeyimi. Çıplaklığımın sadece bedenden ibaret olmadığı bir andayım. Ruhumun üzerine giydirilmiş tüm kabuklarımdan teker teker sıyrılıyorum. Kılıflarımı birer birer çıkartıyorum. Her kılıfta zihnin ışıkları kapanıyor ve içimdeki varoluşun ışıkları yükseliyor. Gözlerimden kendime yansıyorum. 
Başka bir beden kılıfında yaratılsaydım da geçer miydim bu aynanın karşısına yoksa varoluş beni bu beden ile mi ödüllendirdi bilmiyorum. Varoluşuma yaklaşmak için mi diğer canlılardan daha fazla özelliğim var? Bu bir ödüllendirme şekli mi? Cezalıların arasında en hafif ceza alan ırktan mıyım ben? 
 
Sorgulamak ile varlığıma hava ve ışık mı dolmaya başladı? Sancıların ardından yeni bir doğuş mu bu? 
 
Yaşıyor muyum? Yaşama eşlik mi ediyorum? Beden ve zihin olarak yaşadığım hayatta var mıyım? Ben kimim? Benim yaşadığımı zannettiğim dünyada kime hizmet ediyorum? Sadece bir kişi olduğumu sanarken bir sürü adım ve bir çok kimliğim var. Bütün bu benler ben de ne arıyor ve neden ben hangisi benim gerçekliğim, hiç bilemiyorum. Kendimi bulamıyorum. Kendim bile bir çok isim veriyorum kendime. Kendimi anlatırken bir çok özelliğimden bahsediyorum bana ait olduğuna inandığım. Hangisi benim?
 
Doğmak istiyorum. Yaşamın ta içine doğmak istiyorum. Ruh ile ayrıldığında ölüme mahkum beden ile değil, kendi varlığımla doğmak istiyorum. Kendimin kim olduğunu bilmek istiyorum. Tadılmamışları tatmak, söylenmemişleri söylemek, duyulmamışları duymak ve kesinlikle bütün bunları bedenin organlarının görevini yerine getirmesi ile değil, varoluşun hediyesi varlığımla anlamak, anlamlandırmak istiyorum.
 
Doğmak istiyorum. Varlığıma yaklaşmak ve varlığı hissetmek istiyorum. İnsanların içlerinde saklananlardan, türlü türlü entrika kokulu oyunlardan ve bu oyunlara ayak uydurmak için kör, sağır yola devam etmeye çalışmaktan yoruldum.  Ruhla beden arasına sıkışmış zihnin kontrolündeki varlığımdan sıkıldım. Gerçekliğimle tanışıp kaynaşmak ve gerçekten yaşamak istiyorum.images-4
 
Gerçekten gerçekliğimi doğurmak istiyorum. Cinsleştirmeden, şekillere ve yaradılışlara takılmadan, dikkat etmeden, yargılamadan, isimlemeden, etiketlemeden,hakkında hiç bir bilgim yokmuş gibi varlıkların içinde yaşayan gerçekliği ile kaynaşmak istiyorum. Değişimini ve bence, bana göre olmasını beklemeden, kendi dilleriyle kendilerine göre varlıklarıyla var olduklarını kabullenmek ve varoluşumu ispatlamak istiyorum. Gerçek doğuma en yakın hal aşk halidir ki aşk ile zihin bir süre tutsak olur. Hiç bir hissin tadına benzemeyen o yüce varlığın yarattığı sihir ile bir an da olsa tadına bakarsın yalınlığın. Aşk… Aşk, varoluşun sihri zannedilen yegane gerçeğidir.
 
Bugüne kadar insan varlığım ve cinsimle, öğretilmiş hayatıma eşlik ettim. Şimdi ben de saklanan gerçekliği doğurup, nefes almak, ışığı içime çekmek, ışığımı yaymak istiyorum. Zihni beden yönetiminde görevlendirip, ruh ve bedenin dışında kalan ben ile doğuyorum. Bilge bir dostun söylediği gibi beden sonu gelince toprak oluyor, ruh inanışlara göre yerine yerleşiyor, peki bu ikisi ile donatılan varlık kim ve ona ne oluyor? Kılıflarımın varlığının farkında olarak yaşamak istiyorum.
 
Doğuyorum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İkinci okuyuşumda arkaya yaslanabildim. Ben daha çok kriz halindeki insanın çığlığı diye düşündüm ama burada eylem var: İçe yolculuk. Çok enteresan şeylerle karşilaşilacağından neredeyse emin. Bir format ayasım geliyor zihnime. Ne gelenek ne görenek ne tanrı. Kesinliklerden arınma isteği doğuruyor yazınız. Konu da zaten DOĞUM. Gerçekliğin bulantı ve panik içinde oludan bağlantılarla açığa vurduğu günümüz insanının suyunda yıkanması gereken nir şelale bu yazınız. Müthiş bir felsefe. Akıldan geçip förmüle edip yazamadıklarımız. Çılık. Edvard Munch' un tablosu. Bir yandan da varoluşumuzu gerçekledtirmenin hazzını ödül olarak sunan yoldaşlık manifestosu. Zevkle okudum. Tekrar okuyacağım. Selam ve sevgiler...

Birkan Can 
 21.04.2017 14:05
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Benzer yazılarım ve konu ile ilgili konferanslar söyleşilerim oluyor bir takım dokümanları ya da video linklerini dönem dönem paylaşacağım.  24.04.2017 10:43
 

Madde ve mana arasında zorlanan, zorlandığı için de düşünen her beşerin bir arayışıdır; kendini bulmak, ya da yazınızdaki kavramı çerçevesinde doğmak. Kaldı ki daha önce doğmayan ve belli bir olgunluğa ulaşmayan birinin, kendini bulma, beşeri hayatın madde ve mana çelişkisini çözme çabası da olmuyor. Demek ki insan beşeri hayatta doğum içinde nice doğum yaşıyor, yeter ki kendini bulmak, ya da yeniden doğmak arayışı içinde olsun. Bunun kapısı da aşk sanki. Tanımlamada zorlandığımız, tabiri caizse metafizik bir hadise. Bu kapıdan giren doğar yeniden, sıyrılır fazlalıklarından, bu ruhsal bir doğumdur. Ruhun da ne kalıbı, ne de bu anlamda fazlalığı vardır. Tamamlanmış bir şiir gibidir, bir sözcüğünü çekip alsan eksilir, fazlasına tahammül gösterse de, bu da bütünleşmiş halinin hoşgörüsüdür. Bir doğum hadisesi ancak bu kadar güzel betimlenebilirdi, kaleminize sağlık. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 22.11.2016 20:28
Cevap :
Çok teşekkür ederim değerli ve muhteşem özetlenmiş yorumunuz için. Aşk kayboluş ile kendi gerçeğinize kavuşmanıza vesile olur. Aşkla kalın.  21.12.2016 17:00
 

Müthiş bir yazı.. bugün buna benzer okuduğum ikinci yazı.. o yazıyıda yorum yapmıştım..Dışarıdan kendini görmek bu kadar güzel anlatılır adına.. Böylesi gelişmiş yazılar, gelişmişlerin daha da önünü açar.. Sağolun.. selamlar, saygılar

yucel evren 
 22.11.2016 18:51
Cevap :
Teşekkür ederim Yücel Bey. Varlığınıza yakınlaşmak gerçeğinize kavuşmak kayboluşunuzu kabul etmekle olur. Zihni kaybettiğiniz her an gerçeğinize yakınsınız. Mesele zihni zaruri ihtiyaçlar için kullanıp insanlığınıza bulaştırmadan yaşamak.  21.12.2016 17:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 231
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster