Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
122
 

Gerçek İhtiyaçlarımızı Gözden Geçirme Zamanı

Gerçek İhtiyaçlarımızı Gözden Geçirme Zamanı
 

Arz-Talep İlkesinin Günlük Yaşama Uygulanması

Arz; bir malın bir satıcısının (veya satıcılarının) bir piyasada belli bir zaman süresi içinde ve başka değişkenler eşit varsayımı altında her fiyat seviyesinde satmaya hazır olduğu (veya oldukları) mal miktarını gösterir. Aslında potansiyel var ve üretilmiş durumda satışa hazır bekleyen mal veya hizmet diye tanımlanabilir.

Talep ise; teknik bir sürü tanımı olsa da aslında benim anladığım kadarıyla pazardaki alıcıların ürünlere veya hizmetleri arzulaması ve arzunun tatmini için arz edenin ve talep edenin yazılı olmayan bir anlaşama ile takas şartlarının gerçekleşmesi üzere arz edilen veya edilmeyen ürünlerin veya hizmetlerin temini için harekete geçilmesidir. Veya;

Bir malın üreticilerinin belirli piyasa fiyatları ile satmaya hazır oldukları mal miktarına " arz ", malın tüketicilerinin belirli piyasa fiyatları ile o maldan almaya hazır oldukları miktarlara da " talep " denir.

Pazara mal getirenlerin mallarını satmak üzere talep yaratmaları gerekir. Malları belirli bir fiyata göre satmaları gerekir ki emeklerinin veya hayallerinin karşılığını alabilsinler. O halde herkes malını değerinin üstünde vermek, az verip çok alma hayaliyle yanıp tutuşur. İnsanlardaki bu duygunun farkına varanlar ne yaparlar?

*İnsanları az vererek çok alabileceklerine ikna ederseniz onların güvenini kazanırsınız.

*İnsanlara sürekli umut verir, doğanın dengelerini göz ardı edip gerçek ihtiyaçlarla suni ihtiyaçları harmanlayıp; doğru ihtiyaçla suni ihtiyaçları birlikte pazara sürersiniz.

*Kişileri alıştırırsınız; bu durum basitçe tüketici inşa etmeye yarar. Sigara içmeyen dahası sigarayı ömründe hiç görmemiş bir topluma tütün satmak imkânsızdır değil mi? Çünkü öyle bir kültürü yok. O halde tütünü teşvik etmek gerekir. Osmanlı’da böyle bir kültür olmadığını bilen tüccarlar Kolomb’un keşfinden sonra Amerika’dan ithal edilen tütünleri; cinsel gücü artırdığı, nefes açtığı yalanını yayarsanız bunu da tıpkı toplumda değer gören insanlara kullandırtmayı başarabilirseniz bu pazar oluşturulmuş olur. “1950’li yıllarda ve sonrasında askerlik yapan büyüklerinize sorabilirsiniz, şu anda yasaklanmaya çalışılan sigaranın o zamanlar askerde bedava dağıtıldığını görecek ve devlet gencecik askerlerine hangi mantıkla sigara dağıtır diye soramayacak çünkü muhatap bulmayacaksınız. O zamanlar sigaranın zararları bilinmiyor olabilir!

“Ağır bir ekonomik kriz yaşamaktayız, bazıları bu durumun geçici bazıları da daha ağır bir krizin aşama aşama gelişi olarak nitelendirdiği durumu gelecekte daha da ağır yaşayacağımızı iddia ediyor.” Tabi ben ekonomiden anlamam. Ama para kazanmaya başladığım zamanlar iyi bir adet takım elbise için bir buçuk maaş verdiğimi, aylarca (18 ay) taksit ödediğimi biliyorum.  O  zamanlar 90’lı yılların sonuydu.

Günümüzde ise pek çok şey gibi 1990’lı yıllardaki şartlar da değişti ve şu anda lisede okuyan bir genç 1990’lı yılları anlamakta zorlanıyor, unutkan olanlar da o zamanları çoktan unuttu. 90’lı yılları unutmayanlar ise şöyle bir geriye dönüp maziye baktıkları zaman

*Cep telefonu yoktu, fatura derdi de yoktu.

*Doğalgaz diye bir fatura yoktu, onun yerine odun veya kömür sobaları ve kömürlükler vardı.

*İnternet yoktu. Fatura derdi yoktu.

* Özel televizyonlar yoktu, fatura dertleri yoktu.

* Kablolu televizyonlar yoktu. Faturaları da yoktu.

*Özel okullar bu kadar yaygın değildi, dolayısıyla özel okul masrafı diye bir sorun çoğu insan için söz konusu değildi.

*Özel otolar bu kadar yaygın değildi. Dolayısıyla kasko, sigorta, otopark ücreti, vergiler, trafik cezası da yoktu.

*1991 yılında üniversite sayısı Bilkent hariç 19-20 civarındaydı. Özel üniversite diye bir kavram sadece çok zenginler için söz konusu olduğundan öyle bir masraf da yoktu.

* Özel dershaneler yaygın değildi, dolayısıyla birçok insan için dershaneye gitmek de hayaldi.

* İnsanların çok kısa zamanda zengin olma hayalleri yoktu…

90’lı yıllarda olmayan ancak günümüzde var olan faturalara daha birçok kalem eklenebilir ancak benim aklıma bir çırpıda geliverenler şimdilik bunlar.

Arz ve talep dengesini kuranlar öncelikle kişilerde talep yaratamazlarsa ellerindeki mal çöp bile değildir. Bundan daha da önemlisi insanların asla vermeye razı olmayacakları şeyleri onlardan kendi rızalarıyla almaya yarayan araçlar icat edildiğinde kişiler kendileri gönüllü olarak bunları vermeye razı olurlar ki oldular.

“Arz-talep dengesinde arz ve talep yurt içinde döngüyle sağlanıyorsa sorun yurt içinden sağlanırsa, sorun basitçe çözümlenir. Ancak pazara giren çok sayıda uluslar arası oyuncudan dolayı arzı sağlayanlar, arzu ettirenler yurtdışı ve uluslar arası oyuncular ise bu durumda basit bir mantıkla onların sunduğu arzlar talep edildiğinde doğal olarak onların taleplerini gidermek gerekir. Basitçe ya üretir kullanırsın, ya da üretileni kullanırsın. Ürettiğini kullanırsan, ürettiğini gelecekte daha ucuza mal edebilirsin ancak başkasının ürettiğini kullanırsan bu asla mümkün olmaz, bağımlılık arttıkça fiyat artar.”

Günümüzde akıl sağlığıyla ekonomisini de korumak isteyen hemen herkesin öncelikle gerçek taleplerini anlamaları sahte taleplerini azaltmalarının gerekliliğidir. Buna mutlu azınlık haricinde olan birçoğumuz zaten mecburuz. Tüketim ve üretim alışkanlıklarımız üzerinde ciddi bir şekilde düşünmemiz gereken bir dönemde olduğumuzun farkına varmalıyız. Bu bazılarını rahatsız etmesin, aşırı tüketim, israf ve ihtiyacı olmayan herhangi bir şeyi almak neticede aklıselim bir baba, büyük, milletini seven hiçbir kimsenin itiraz edeceği bir tavsiye olamaz.

Konrolümüzü kaybedersek, değerlilerimizi değersizlerle takasa zorlanacağız. Böyle bir zorunlu takas hiç akıllıca bir ticaret olmayacaktır! Son derece gerçekçi yazıldığına inandığım linki verilen yazıyı tavsiye ederim. Gerçi atasözlerimizden "Teker kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur"  diye bir söz vardır ama yine de biz  "El eşeğine binen tez iner" atasözünü hatırlayıp, "Zararın neresinden dönülürse kardır"  diyelim. 

 http://blog.milliyet.com.tr/turkiye-de-uretim-ekonomisi-ve-kuresel-gelismeler/Blog/?BlogNo=596449 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2262
Toplam yorum
: 322
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster