Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
94
 

Gerçek Tek midir; Görünene ve Görünmeyene Dair...

TANIM VE KAVRAM: “Tembel insanlar, hayatlarının her anını kayıpla geçiren, daima zararlı çıkan insanlardır. Şu geçim ve mücadele dünyasında eli ayağı tuttuğu hâlde miskin miskin oturup da başkalarının sırtından geçinmeye çalışan insanları ne Allah ne de insanlar hoş görür. Böyle insanlar zamanlarını mirasyedi gibi harcarlar; bir dilim ekmek için başkalarına muhtaç olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.”

İnsanların en kolay yaptığı şey, kendisi gibi olmayanları ya da görece kendi sahip oldukları şans ve olanaklardan yoksun oldukları gerçekliğinde diğerlerini nitelemeleri ya da amiyane deyişle yaftalamalarıdır. Önünde bir durum vardır; bu durumun neden öyle olduğu ve neden hâlâ statik hâlinde kaldığına kafa yormak istemez.

İlkeler, idealler vardır, yaşama bakış açıları vardır, hayalinde büyüttüğü bir yaşam alanı ve ömrü vardır. Hayat hiçbir zaman istediğimiz ve planladığımız gibi gitmez. Yazgımızı ve olabilecekleri, bizim tayin etme gibi kozmosa ait güç ve kudretimiz yoktur.

Öyle ya, bu hayat; tüketilmesi gereken, yaşanması gereken, amacı ve bu amaca göre yaşanması gereken formel kalıplara sığdırılmıştır. Senin düşüncenin pek önemi yoktur. Yaşamak ve çalışmak zorundasındır. Çalışmak zorundasındır, burada çalışma fiilinde seçme şansın pek yoktur. Ne iş olursa olsun yapmak zaruriyetindesindir. Eğer, çalışmaz, para kazanmazsan elektriğin, suyun, telefonun, doğalgazın kesilir. Ev sahibin yüzüne bakmaz. Hatta, bir süre sonra arkadaşların ve dostların birer birer yanından gölge misali kaybolurlar.

İşte bu kadar kolaydır, tok insanın aç insanın içinde bulunduğu duygu hâlini anlayamaması, işte bu kadar kolaydır, işi gücü, rahatı ve huzuru yerinde olan bir insanın, işi ve geliri olmayan psişik gelgitler içinde hayata tutunmaya çabalayan insanı anlayamaması, en azından zahiri olarak kolaydır. Çünkü derinliğine inmez. Sorunun kaynağı üzerinde durmak istemez.

Tekil olarak insan bir önyargıya bu kadar kolay ulaşıyor da, toplum ne yapıyor dersiniz? Toplumun algılaması da o kadar farklı değildir. Toplumun önceden dokusuna kodlanan değer yargıları vardır; eğer bu yargılarda bir sapma var ise, genelden sapma bariz ise, isimlendirmede hiç tereddüt etmez. Dediğim gibi derinlemesine bir değerlendirme yapılmaz. Bu sadece bu gibi durumlar için değil, pek çok şeyde aynısıdır. Görünen üzerinden yargıya ulaşmak, elde verili olan sorunun bileşenlerini araştırmak, pek akıllıca görünmez. Hemencik sonuca gitmek en iyi yoldur.

İnsan hayatı düz bir çizgi gibi midir? İnsan, hayata başladı mı, istediği gibi mi sonlandırır? Yaşam öyle görüldüğü gibi değildir. Olaylara, “zahiri” olarak bakmak ve yorumlamak, bir bardağa suyu yarım koymak ya da madalyonun tersinden bakıp, arka yüzünü görememek demektir. Toplumda yaptığımız hatalardan biridir: Çarçabuk karar vermek, isimlendirmek, yargıya ulaşmak, arkasını önünü incelemeden kulpu yakıştırmak. Olayın cereyan etme şekli, nedeni, kaynağı çok iyi incelenmeden, okunmadan, dinlenmeden, yalap şalap kulaktan duyma bilgi kalıntıları ile sonuca gitmek, kolaya kaçmak, vazgeçilmez bir marazımızdır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 675
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 81
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster