Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
152
 

Gerçeklik hakkında

Gerçeklik hakkında
 

http://hipnozvemutluluk.com/2014/12/gerceklik-hakkinda/ 

Yüzyıllardır insanoğlunun bitmek tükenmek bilmeyen bir tartışmasıdır, GERÇEKLİK. Nedir, ne menem şeydir ki, yüzlerce hatta binlerce yıldır bilim adamları,  filozoflar, din adamları ve sanatçılar kafa patlatıp dururlar üzerine.Halen de devan ediyorlar. Sözlüğe baktığımda ”gerçeklik”in tarifinde de aynı sonuçları görüyorum.

Bir yerde gerçeklik algıladığımız ya da algılayamadığımız ancak var olan şeylerin tümü

Başka bir yer de ise gerçeklik yaşayıp gördüğümüz şeylerin tümü.

Olarak tanımlanıyor…..

Kanımca her iki tanımda eksiklik ve hatalarla doludur ve belli bir görüşü yansıtır. İlk tanıma göre ateistleri ne derece ikna edebiliriz, ikinci tanıma göre ise dindarları. Bu konuda binlerce örnek ortaya koymak mümkündür. Bu binlerce yıllık tartışmayı bir sayfalık bir yazının içine oturtmak da ne derece doğrudur o da aayrı bir tartışma konusu :) Bu tartışma ve kavramlar okyanusunda benim de bir damlayla kelamım olsun dedim …..

Tanımdan çok gerçekliğin unsurları da ayrı bir tartışma konusudur artık. Özellikle teorik fiziğin geldiği noktada…Bilim dünyasında dahi, bildiğimiz algıladığımız şeylerin çok farklı durumları olduğu, her geçen gün yapılan araştırmalarla yeni tartışmalara gebe olmaktadır. Aynen Kuantum Dolaşıklığı kuramında olduğu gibi. Ya da kütlesi olmadığı halde kendisi var olan nötrinoların varlığının keşfi gibi vs.

Teorik ve parçacık fiziğindeki ”paralel evren” teorileri de; kendi var oluşumuzun, paralel başka gerçeklikler halinde tezahür edebileceğini, öyle ki, fiziki olarak aynı benin farklı algı ve gerçeklik düzeyinde hayatını sürdürebileceğini göstermektedir. Hayli karmaşık ve de aklın alabileceği gibi görünmemekle beraber matematiksel ve istatistiksel bazı önermelerle bunu ispatlamaya çalışan bilim insanları bulunmaktadır. ( Hugh Everett,, Robin Hanson, Michio Kaku vs). Bir belgeselde görmüştüm şimdi adını hatırlayamadığım bir parçacık fiziği profesörünün ”akıl alacak gibi değil ama bu böyle” demesi olayı özetlemiyor mu?

Kendi adıma son yıllarda ”Gerçekliğin Kişiselliği” boyutuyla daha çok ilgilenmeye başladım. Bunu şu şekilde özetleyebiliriz. Çölde susuzlukta ölmekte olan kişi ile tropik iklim kuşağında seller arasında sürüklenen kişi birbirinin gerçekliğinin neresindedir? Her ikisinin de o anki dünyaları, duyguları ,düşünceleri, zihinsel ve bedensel tepkimeleri içinde bulundukları duruma göre meydana gelmekte ve bu onların gerçekliğini oluşturmaktadır.

Yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar gerçek vardır !

                                                      GUY DE MAUPASSANT

Kadim öğretilerde kullanılan nokta ve daire sembolizması da bence bunu izah etmektedir. Merkez kişisel olarak bizi, oluşturduğumuz daire de kendi zihinsel ve maddi dünyamızın hatta manevi açılımlarımızın sınırlarını betimlemekte, bu da kendi gerçekliğimizi üretmemize neden olmaktadır.

Tüm bu yoğun bilimsel ve felsefi tartışmaların bizleri alt üst etmesine daha fazla izin vermeden gelin sakinleşip işi sadeleştirelim. Tüm bu tartışmaları şöyle özetlemek mümkün gibi geliyor bana, daha doğrusu benim çıkardığım mana şu; ”Gerçeklik de Kişiseldir…kişinin zihinsel yeti ve kapasitesi ile bilgi dağarcığına  bağlıdır. Bu bağlamda herkesin gerçeklik algı ve kaygısı da kişiden kişiye değişebilmektedir. Kutsal kitaplarda yer alan ”İste verilecek çal açılacaktır”, ”kulum benden isteyiniz” ya da ”size şah damarından yakınız” sadece ”nimet/rızık”   anlamında kazanımlardan değil konumuzla ilgili kazanımları da mı kapsamaktadır. ? Neden olmasın?

”Her şey bir hayalle ya da düşünceyle başlar” şeklindeki sözler ileride bazı şeylerin gerçekliğe dönüşmesinin zihnimizde şekillenmeye başladığının en basit örnekleri değil midir. O zaman bırakın karmakarışık tartışmaları bir yana, zihninizi boşaltın, zihninizi geliştirin ve başlayın kendi ”gerçekliğinizi” yaşamaya.

”GERÇEK” MUTLULUK dileklerimle, :) 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana göre gerçek tektir, biz bilgimiz, görgümüz, deneyimimiz oranında algılıyor ve yorumluyoruz. Özetle herkes kabı kadarını alır. Biz anlamıyoruz diye ilahî yasaları yok sayamayız. Çok geniş ve derin bir konu. Selamlar.

Güz Özlemi 
 24.01.2015 21:51
Cevap :
Kesinlikle ! Zaten sıkıntı orada değilmi? Ama bir yandanda tekil bir gerçeklik (ilahi kavramlar dışında) olmaması ne kadarda ürkütücü.  10.02.2015 11:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 247
Kayıt tarihi
: 01.09.14
 
 

1963 Yılında İstanbul'da doğdum. Üniversite Eğitimimden sonra (Marmara Üniversitesi İktisat) yakl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster