Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
464
 

Gerçekten de böyle mi olmalı sence?

Düşündün mü hiç?
Doğduğun günden bugüne, yaşadığın toplumla burularak nasıl sarmal hale geldiğini.
Hayat gerçekten de böyle mi olmalı sence?
Sürekli başkalarına bağımlı yaşamak. Kendini sürekli başkalarının içinde aramak. En değerli, en önemli ilgilerini hep başkalarının içine yerleştirmek!
Kendi beynine ve ruhuna ihanet ederek, kollektif bir beyinle hareket eden insanlarla, birbirine benzer hayatları yaşamaya çalışmak! Kendi ruhunun kendine yetemeyeceğinden korkmak.
Elden düşme bir hayata razı olmak.
Attığın, atacağın her adımda sürekli başkalarının onayına ihtiyaç duymak!

Hissettin mi hiç?
Bugüne kadar nasıl da kuvvetli bir ağ oluşmuş çevrende.
Bir ucu sana bağlı. Senden çıkan teller ise herkesin elinde.
Onlar telleri oynattıkça sen harekete geçiyorsun.
Herkes senin efendin sense gönüllü bir köle.

Düşündün mü hiç?
Ben neden hep acı çekiyorum, neden bir türlü mutlu olamıyorum diye.
Kendine bir kez olsun sordun mu hiç?
Benim bugüne kadar hiç gerçek anlamda -kaynağı tamamen ben olan- kişisel bir arzum oldu mu diye.
Ben bugüne kadar diğer insanlardan hiç etkilenmeden, onların beğenilerini hiç düşünmeden, sırf içimden geldiği için, neler hayal ettim, neler arzuladım, ne için çabaladım diye.
Yaptığım her şeyin neden hep başkaları tarafından da görülmesini, onlar tarafından da fark edilmesini ve onlar tarafından da onaylanmasını bekliyorum diye.
Sana özel, kişisel bir hayat yerine, elden düşme bir hayat yaşamak.
Attığın her adımda hep başkalarına ihtiyaç duymak!

Şimdi kapa gözlerini ve bir kez daha düşün.
Kendini bu dünya da yapayalnız, bir başınaymış gibi, hiç kimseye dokunmamış, hiç kimse tarafından dokunulmamış, hiç kimseye bakmamış, hiç kimseden tek bir kelime duymamış gibi. Sana öğretilen kollektif bir beyinle, toplumsal kimliğinle değil, kendi bireysel kimliğinle, hiç el değmemiş bakire beyninle, hakkını vererek bir kez daha düşün.

“Elden düşme bir hayata razı olmak.Attığın her adımda hep başkalarının onayına ihtiyaç duymak!”

Söyle, hayat gerçekten böyle mi yaşanmalı sence?
İnsanın kendi ruhu, kendine yetemez mi sence?

10 Mayıs 2008
Haşim Arıkan
http://hasimce.blogspot.com/


Sözde değil, yüreğinde anne olabilmiş tüm annelerin, anneler günü kutlu olsun....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eğer o ruhda bir eksiklik yoksa. Önce bütün ben olmalı insan yoksa her yaşanan yarımyamalak. Başkalarının yakasına mandal olunur sadece onay beklenerek yaşanan yaşamlar arkadaşım. Güzel sorular sormuşsun keşke herkes aynı derecede güzel ve tam cevap verebilse ve okuduğunu anlayabilse gerçekten çooook mutlu olurdur, iki genç insanın annesi olmaktan çok öte. Sağlıkla ve hoşçakal

kevser şekercioğlu akın 
 16.05.2008 18:17
Cevap :
Çok teşekkürler arkadaşım:)) Sevgilerimle  20.05.2008 17:46
 

ancak 40'lı yaşlardan sonra tam olarak anlayabildim, sevgili Mösyö Haşimcim. Ama o güne kadar ki yaşadıklarım ve ödenilen bedeller, kenrdimle hesaplaşmalardı beni o noktaya getiren. Hiç bir şey nedensiz değil yani. yeter ki görmeyi , farketmeyi ve nasiplenmeyi bil. Ancak iplerini ya da tellerini koparabilenler, insan olmayı başarabilirler kanımca. Ama provasız bir oyun bu. tarifle olmuyor be arkadaşım. sevgiyle hep...

Neşe İleri 
 16.05.2008 15:39
Cevap :
Belki de güzel tarafı provasız olması. Ne dersin? Çok teşekkürler:)) Sevgilerimle  20.05.2008 17:45
 

bunu düşünmek lazım, hatta sindirmek için belki eeen en başlardan başlamak ta lazım....hayatımız dediğimiz şeyin içinden bulup, kendimizi çıkarıp, üzerinde çalışmamız lazım...ben'i ötekine baş vurarak ama ondan onay almaksızın oluşturup paylaşmak için daha çoook çalışmamız lazım...teşekkürler ve sevgilerle...

ilke Veral Coşkuner 
 16.05.2008 2:08
Cevap :
Evet İlke hanım bakınca çok zor görünüyor hakikaten. Ben hep ne kadar yapabilirsem yanıma kar diye düşünüyorum. %10, 20, 30, 50 artık ne kadar yabilirsem. Sevgilerimle:))  16.05.2008 12:54
 

Çocukken iplerimiz annemizin/babamızın elindedir.Büyürüz,iplerimizden kurtulmak istedikçe daha çok dolanırız.İplerimize uzanan eller artar. Eşimiz,patronumuz,dostlarımız,çevremiz hep kendine doğru çeker ipin ucunu. Sonra yaşlanırız ve çocuklarımızdadır sıra. Onların ipi saldığı kadardır hayatımız. Sürdürdüğünüz yaşamın gönlünüzce olması dileğiyle...

Melek Koç 
 15.05.2008 13:04
Cevap :
Amiiiin temenniniz herkes için geçerli olur inşallah Melek hanım. Çok teşekkürler:)) Sevgilerimle  15.05.2008 22:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 1899
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 05.02.07
 
 

Kimliksiz bir yazanım aslında... Bazen benim, bazen senim, bazen de herhangi biriyim. Belki d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster