Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '08

     
    Kategori
    Güncel
    Okunma Sayısı
    669
     

    Gerçekten Laik miyiz ?

    Gerçekten Laik miyiz ?
     

    Merih Nişancı13 Mayıs 2007 İzmir


    Son günlerde gündemi sıkça meşgul eden laiklik, türban ve özgürlükler konusunda herkesin bir şeyler söylediğini ama neredeyse kimsenin bir çözüm üretmediğini görmekteyim. Ana akım medyada yer alan tartışmaları açıkçasını söylemek gerekirse hayretler içersinde izliyorum. Türban üniversitelere girmeli mi girmemeli mi, bağlanma şekli nasıl olmalı, türban serbestisi ileride kamu kuruluşlarına da yansır mı ?… gibi son derece içi boş bir tartışma ortamı yaratıldı.

    Ortada bir iktidar sorunu var. İktidara ulaşmada bir taraf dini, diğer taraf ise laikliği kullandı. Bir tarafta dinin savunuculuğuna soyunmuş AKP iktidarı, diğer tarafta da laikiği öne sürerek temelde kendi ayrıcalıklı konumlarını kaybetme tehlikesi ile yüz yüze gelmiş olan CHP’ nin başını çektiği statükocu kesim yer alıyor.

    Aslında gerçek sorun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik bir devlet olmamasından kaynaklanmaktadır. Laikliğin tanımına baktığımızda din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak karşımıza çıkmakta. Ancak bugün baktığımızda devletin Diyanet İşleri Başkanlığı, müftülükler gibi dini kurumlarının olduğunu görmekteyiz. Ki bu kurumlara bütçeden pay ayrılmakta, aynı zamanda vergi indirimleri uygulanmaktadır. Bunun yanında ilkokuldan liseye kadar zorunlu din dersleri okutulmakta ve İmam Hatip Liseleri gibi din eğitimi veren, din adamı yetiştiren devlete bağlı kurumların olduğu görülüyor.

    Ne Yapmalı

    Laikliğin gerçek anlamda yerini bulabilmesi için Devlet dinsel hayatla arasındaki ilişkiyi sonlandırmalıdır. Dinsel kurumlara uygulanmış olan ayrıcalıkları ortadan kaldırmalıdır. Bu kurumlara bütçeden pay ayırmamalı, vergi indirimi uygulamasına son verilmelidir. Din işlerinin örgütlenmeleri ve finansman kaynakları cemaatlere bırakılmalıdır.

    Din kişinin özel sorunu olarak kabul edilmelidir. İnsanlar istediği şekilde giyinme hakkına sahip olmalı, istediği dini seçmekte ya da hiçbir dine inanmamakta serbest olmalıdır. İnsanlar bu seçimlerinden dolayı baskı altında bırakılmamalıdır. Devletin yapması gereken budur. Kişisel hak ve özgürlükleri koruma altına almaktır.

    AKP hükümetinin türban yasağını kaldırmasının özgürlüklerle alakası olmadığı ve bu politikanın AKP’ nin seçim yatırımlarının bir yansıması olduğu da herkesçe bilinen bir gerçektir. Türban sorunu bugün hem laik geçinen hem de dindar geçinen kesimlerce gündem saptırmak amacıyla kullanılmaktadır.

    Bu ülkede yaşayan insanların en büyük sorunları ekonomi, eğitim ve sağlık alanında yaşamış olduğu sorunlardır. İşsizlik almış başını gidiyor. Ancak biz hala türbanı tartışarak toplumda var olan sosyo-ekonomik adaletsizlikleri görmezden geliyoruz.

    Murat Aydemir bu blog'u önerdi.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Yabancilarda bu konuda saskina dusmus surumda sadece sizin kafanizda beliren soru degil . Ben burada Turk oldugumu soyledigimde basi turbanli dini gereklerini yerine getiren baska Turkleri gorunce sasiriyorlar ayni ulkede ikinizde muslumansaniz sen neden kapali degilsin diyorlar . Burada degisik dinler var . ornegin benim kizim misyon okuluna gitti ve her gun Budha icin dua ettiler okulda minnet sukran duygularini belirtmek icin dersten once . Mezuniyet toreninde de milli marstan once dini toren yapildi . iclerinde dine inanmayanlar da vardi ama herkes saygili idi . Onemli olan karsilikli dusunceye saygi gostermek . Bir Budist ailenin kizi da Hiristiyan okuluna gidiyor onlar da hergun dua ediyorlar ve sonra egitim .. birbirimizin dusuncesine saygi gostermek icin kac firin ekmek yemek gerekir bilmiyorum ....saygilarimla

    Nursen 
     18.02.2008 9:24
    Cevap :
    Evet Nursen Hanım dediğiniz gibi insanlar inansa da inanmasa da farklı dinlere saygılı olmalılar. Ancak ben dinin eğitim kurumlarına girmesine karşıyım. Çünkü din metafizik bir yaklaşımdır. Dolayısı ile de bilimle çelişmektedir. Eğitim kurumlarının bilimi, bilimsel bilgiyi temel almaları gerektiğini düşünüyorum. Sorun türban takıp takmama meselesi değil. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Saygılarımla  18.02.2008 16:04
     

    diyanet ve imam hatipler laik devletse olmamalı dediğiniz gibi. kafa karışıklığına yol açan 2 eksenin karıştırılarak ortalığın bulanıklaştırılması: 1-özgürlük isteyenlerle yasakçıların ekseni, 2-karanlıkla, aydınlığın mücadelesi esas eksen (esas olan örümcek kafalılarla çağdaş bir yaşam sürdürmek isteyenlerin mücadelesi) denilerek bulanıklaştırılıyor..özgürlükler değilmidir karanlığı aydınlatacak.. sevgi ve saygılarımla.

    Salih ERDAGI 
     17.02.2008 19:54
     

    sorunların peşinden koş,elinde sorun ölçer cihazın,kafanda çözüm üreten belleğin,cebinde sonuç yayınlayan pc...koş merih koş...toplumda sorun olanlar,sorun yaratanlar,sorunlu yaşayanlar kadar, sorunu saptayıp çözüm üretenlere de gereksinim var...

    mehmet uzer 
     17.02.2008 4:19
     

    İyi güzel anlatmışsın da sanki yine sorunları özetlemişsin! Neyse güzel olmuş yazın ve artık üretme vakti geldi çattı. Senden güzel yazılar bekliyoyrum. İlgiyle takip edeceğim seni...

    Murat Aydemir 
     16.02.2008 0:17
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 11
    Toplam mesaj
    : 6
    Ort. okunma sayısı
    : 669
    Kayıt tarihi
    : 14.02.08
     
     

    1983 İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisiyim..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster