Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '13

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
370
 

Gergedan olmadan yaşayabilir miyiz?

Gergedan olmadan yaşayabilir miyiz?
 

İlki düzenlenen Dilek Sabancı Tiyatro Festivali, 10 üniversiteden tiyatro topluluklarını Konya seyircisine sunan bir proje. Festivalin ikinci gününde Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Deneme Topluluğu, Eugène Ionesco’dan “Gergedan(lar)” adlı oyununu sahneledi.

Hasan Anamur’un Fransızcadan çevirisi ve Barış Erdenk’in yönetmenliğinde sunulan oyunda ilk izlenimim, bu yapıtı izlerken önceki takip ettiğim temsillere oranla konunun kolay çözümlenemeyen  bir olay örgüsüne sahip olması oldu. Oyunun seyirciyi şaşkına çeviren giriş biçimi doğaldır, fakat sonradan insan fark ediyor; ‘buradaki asıl amaç da oyunun sonuna kadar ‘düşündürmek’ değil midir?’ Kendimizin sorduğu ve yine düşündüğümüzde kendimizin cevapladığı sorulara götürüyor oyun. İnsanın varoluş nedenini sorgulatarak, ahlak yasalarıyla oynuyor. Bunu yaparken egemen toplumun gücünün nerelere varacağı ve düzenin değişimindeki incelikleri de çok iyi sentezliyor.
 
Oyunun kabataslak konusuna değinirsek Gergedan oyunu, sıradan bir kasabada bir Pazar günü ortaya çıkan bir gergedanın ardından, giderek artan bir hızla bütün toplumun gergedanlaşmasını anlatır.
 
Daha da açmak istersek gergedanların oluşumunu ve getirdikleri sonuçları isterseniz yazarı İonesco’dan okuyalım; "... birdenbire ortaya çıkan bir düşüncenin bulaşıcı bir hastalık gibi yayılması. Yeni bir din, bir öğreti, bir fanatizm sürükleyiveriyor insanları... Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, insanlar sizin düşüncelerinizi artık paylaşmıyorsa, sanki canavarlarla karşı karşıyaymışsınız duygusu uyanıyor insanda. Örneğin gergedanlarla. Gergedanların saflığı, aynı zamanda acımasızlığı var onlarda. Onlar gibi düşünmüyorsanız göz kırpmadan öldürebilirler sizleri.”
 
Bu sürecin dışında kalan ama bilinçlenmeyi başaramadığı için bir direniş de başlatamayan tek kişi, uyumsuzluğuyla diğerlerinden ayrılan Berenger'dir.
 
Ionesco bu oyununda Avrupa'yı egemenliğine alan faşizm kadar tüm totaliter düşünceleri ve daha da önemlisi, "akıl, mantık, yöntem, bürokrasi" kalıplarına gözü kapalı inanan modern insanın sıkışmışlığını ortaya koymaktadır. Kitlelerin bilinçsizliği ve "zamana uyma" telaşının karşısına özgür, yalnız bireyi yerleştirir. Böylesi bir dünyada, bu bireyin eylemliliğinin ne olabileceği sorusuyla baş başa bırakır seyirciyi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 23.01.13
 
 

Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisiyim, Kültür-Sanat ve Spor'a ilgim var. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster