Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1697
 

Gergedanlaşmak...

Gergedanlaşmak...
 

“Birdenbire ortaya çıkan bir düşüncenin bulaşıcı bir hastalık gibi yayılmasıyla, insanlar yeni bir dinin, bir öğretinin, bir bağnazlığın kendilerini ele geçirmesine göz yumuyorlar. Böyle anlarda gerçek bir düşünsel değişime tanık oluyoruz(...) İnsanlar artık sizin düşüncelerinizi paylaşmadığında, kendinizi onlara anlatamadığınızda, kişi canavarlarla –örneğin gergedanlarla- karşı karşıya kaldığı izlenimini yaşıyor(…) Bunlar vicdanları sızlamadan sizi öldürebiliyorlar.” E. Ionesco

Sakin bir kasabada bir öğleüstü etrafta dolaşan birkaç gergedana rastlanır. Neden, nasıl ortaya çıktığı anlaşılamayan bu hayvanlar zaman içinde çoğalmaya başlarlar. Önceleri bu olay kimseyi etkilemez, ortalıkta zararsızca dolaşıyorlardır. İnsanlar, “Boş verin, tehlikede değiliz” söylemleriyle gözlerini gerçeğe ve tehlikeye kapatsalar da çok geçmeden yavaş yavaş birer gergedana dönüşmeye başlarlar.

Bu dönüşümü dehşetle izleyenler olduğu gibi, gergedanların erdemlerinden söz ederek onlara ilahi vasıflar yükleyenler de olur.  Gergedanın görüntüsüne ve çıkardığı o korkunç sese alışan halkın ruhu gergedanlaşma hastalığına yenilir. Halk, önüne geçen her şeyi ezip geçen vahşi bir sürü haline gelir. Sonuçta insan, insanlıktan gergedanlığa; toplum, topluluktan sürüye dönüşür.

İonesco, “Gergedan” adlı oyununda 2. Dünya Savaşı öncesinde başlayan, daha sonra Avrupa’yı kasıp kavuran totaliter rejimlerin insanlığı nasıl ele geçirdiğini anlatır. En yakın arkadaşlarının, çevresinin ve giderek tüm vatandaşların gözlerinin önünde Romanya’da 1930’larda kök salmaya başlayan faşizme teslim oluşlarına tanık olduktan sonra, 1959 yılında yazmaya başladığı bu oyun, totaliter sisteme getirilen en büyük eleştiri niteliğini taşır.

İonesco bu oyunuyla seyirciyi yaşadığı dönemin sosyal ve politik olayları doğrultusunda taraflı bir şekilde yönlendirmek yerine, yaşanılan olay ne olursa olsun sorgulanması gerektiğini savunur. Olayları olduğu gibi kabullenmektense, kalabalığın o histerik coşkusuna kapılmadan, kitle insanı olmaktan uzak durmalarını anlatır.

Bugün bu oyunun ülkemde sahnelenişine tanık oluyorum.

780 bin kilometre karelik bir sahnede absürd bir tiyatro sahneleniyor yıllardır.

Farklı sebeplerle doğru yaptığına inanarak gergedanlaşan bir halk, vicdanları sızlamadan öldürebiliyor…

Gergedanların ayak seslerinde, siyasete alet edilen İslâm’ın totaliter sisteme doğru ilerleyişi duyuluyor.

Hepimiz yavaş yavaş gergedanlaşıyoruz.

İçimizden bir Berenger * çıkmıyor…

 

 

*  Oyunun sonunda gergedana dönüşmeyen tek kişi.

 

 

fatma iyibilgin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1829
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2011
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster