Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
529
 

Geri dön... !

Geri dön... !
 

Sevgili Haşim, nereye saklandıysan çık artık!
Ve lütfen geri dön !

Cuma günü, akşamüzeri saatleriydi. Büro komşum deep reflaxion (Habişşş) le birlikte blogları dolaşıyorduk son son. Uzunca bir süredir, o da blog üyesi olduktan sonra yani, tek konumuz blog olmuştu. Blogla yatıp, blogla kalkıyorduk artık. Sıra üç kadın hukukçunun sonuncusuna gelmişti. Hatice de üye olmak üzereydi. Laf aramızda kıskanmaya başlamıştı bizi. O da tanıyordu artık, blogdaki arkadaşlarımızı. Hatta son fırtınayı o da bizimle birlikte yaşamıştı sanki.

Tam ona sevdiğim arkadaşlarımı ve bu arada Haşimce 'yi anlatırken...

Bi baktık ki, sayfa bomboş...

Yanlış baktığımızı sandık önce. Bir daha kapadık açtık, yine aynı. Haşimce xx olmuş. Bütün yazılar kalkmış. İnanamadım uzun bir süre. Az önce, yorumuna yanıt vermiştim. Eğlence yapacaktık, şampanyalar patlatacaktık hep birlikte. Fırtınanın dinmesini kutlayacaktık.

Bilenler bilir, Haşim blogda en sevdiğim, takdir ettiğim , ince,naif yüreğini ortaya koyduğu yazılarını büyük beğeni ile okuduğum arkadaşlarımın başında gelir.

O'na can arkadaşım derim ben. Kardeşim derim. Hatta 7 kardeş olup, altısının kız olduğunu öğrendiğim yazısına, bir ablası olarak , beni de eklemesini istemiş, o da büyük bir sevinçle kabul etmişti, bu önerimi. Gurbet ellerde bi başıma,çocuklarımdan da uzak yaşasam da, blogda bi kardeşim vardı benim. Hatta beni aramada zaman zaman ihmalkarlık gösteren erkek kardeşime bile Haşim'i anlatmış, nazire yapmıştım tatlı tatlı. Haşim, bunu da bilir.

İsimsiz bir blog romanı dizisini, heyecanla takip edenlerdendim. O 'na ,esas oğlanı da ağlat demiş,önerimi yerine getirince de, pek beğenmiş, alkışlamıştım sonucu. Doğrusu hakkıyla yerine getirmişti. Çünkü O, ağlamasını bilen erkeklerdendi.

Babası için yazdığı " O tam bir İstanbul beyfendisi idi " başlıklı yazısı; yine onun ince duygularını, klasik " erkekler duygularını göstermez" önermesinin dışında kaldığını , duygularını açıkça ortaya koyan bir insan olduğunu ve babasına olan hayranlık ve sevgisini ve insan yüreğini ele veriyordu...

Biricik oğluna olan düşkünlüğünü, nasıl onun üzerine titrediğini, onun için neler yaptığını, her fırsatta ona olan sevgisini nasıl dile getirdiğini paylaştı bizimle.

Bu sevgi öyle özel ,öyle tanımsız, öyle dokunulmazdı ki, yorumlara bile kapadı yazısını. Sadece paylaştı bizimle yüreğini.

Sonra bi gün mola vermeye kalktı. "Yoruldum ben "dedi. İki gün sürdü. " Anadolu'da bir kızım var, öğretmen olacak " projemizi duyunca, herkesten önce kalktı geldi. Blog döşendi ve yine herkesten önce katıldı kampanyaya. Ve "artık benim de bir kızım var Anadolu'da, öğretmen olacak " dedi.

Fulya'nın İvan olduğu blogunda, tutulduğum gülme krizleri yüzünden mideme kramplar girdi. Hep, aynen resmindeki gibi gülen yüzü ile bakıyordu yaşama. Belki içinde acıları, hüzünleri vardı mutlaka her insan gibi. Ama o hep, gülen yüzünü gösterdi bize.

Aslında hayata gülen yüzle bakan insanlar, en çok duygulanan, en çabuk yara alan insanlardır. Naiftir onlar. Ve kırılgan.

Her ne kadar belli etmemeye çalışsalar da, görenler görür o hep gülümseyen yüzlerin ardındaki kırılgan ve naif yürekleri...

Hafta sonu, Yağmur zamanının konuklarıydık , Deniz'le birlikte. Haşim'i konuşup, nedenlerini anlamaya çalıştık. Bu gün, buraya Kütahya gezimizin blogunu girecektim aslında, gezi fotoğraflarımızla birlikte.

Ama yaşadığımız fırtına sonrası gelen yorumların cevapları , Aynur'un dönüş blogu, onun yorumları derken.....

Sevgili Harun Deniz'in yorumu çarptı birden gözüme. Sevgili can arkadaşım Haşim'cenin gidişini bu olaylara bağlıyordu.Bu nekadar doğruydu ya da ne kadarı doğruydu, bilmiyorum.

Ama Kütahya bloğundan , işlerden, yazışmalardan da önce yapmam gereken tek bir şey vardı. Bunları yazmak.

Sevgili Haşim, O, leylakların, sümbüllerin, erguvanların içindeki, tertemiz , sevgi dolu ,verandalı evlerde hatta benim ağacın tepesindeki kulübede yaşadığımız, puf börekler açtığımız, yoğurtçu amcanın her gün yanımıza uğradığı, kızların hala kahvaltı hazırlıklarını sürdürdüğü, BİZİM MAHALLEMİZİ bırakıp nereye gidiyorsun ?

Hem bana söz vermiştin sen, biz Sevimle börekleri açarken, çayı hazır edecektin !!!!Gölün kıyısında kahvaltı edecektik hani, bütün blog ? Çaysız kahvaltı olur mu Haşim ?

Hem sensiz projenin ne tadı var ki...

Anadolu'da ki kızımız , öğretmen olup da bizi görmeye geldiğinde, biz ona ne diyeceğiz Haşim?

Ben senin, gülen yüzünü görmek istiyorum sayfanda.

Ve aynı o gülen yüzün gibi rengarenk kır çiçekleri açmış yazılarını...

Bizi lütfen eksik bırakma Haşim.

Sanki, bir tarafım kopmuş gibi. Sağ kolum, sağ ayağım ...ne bileyim işte.

Eğer bunları bana yazan sen olsaydın, ben anlardım seni.

Biliyorum ki; sen de anlayacaksın beni.

Ve bunları tüm blog arkadaşlarım adına yazıyorum. Bilirsin , projeleri yürütmek görevi hep bana düşer.

Tüm yürek sevgilerimle...



*Resim: neşe evrim- en sevdiğim resimlerimden olan" bozhane'de sonbahar "adlı resmimi Haşime armağan ediyorum bu sayfamdan. (Tekne mi gerçek, yoksa yansıması mı ? Birinden biri eksik olsa, tadı kalırmıydı, resmin ? )
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45243 (proje bloğumuz)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğrusu bu.Herkes oyunu sizden yana kullanır.Bloğun malı oldu bu yorumlar.Ok gitti gider.Kimse çağıramaz geriye,sevgilerle...Mavi mavi tüte tüte.

Muzaffer Cellek 
 29.06.2007 12:06
Cevap :
Tamam işte bu kadarrrrr....Valla bir arkadaşım benim için bunları yazsa, ben çerçeveletir, baş köşeye asarım gururla. Aslında O' da asar yaaaaa... Utanıyoo işte. Erkekkleri bilirsiniz siz, hem de benden iyi.Utanırlar sevgi gösterilerinden. Saklanmak isterler bi yerlere. Sevgili Haşimin ki de o hesap işte. Nasıl geri döndürdüm amaaaaa... Var mı öyle sessizce sıvışmakk ! O benim, ne bela olduğumu anlayamadı hala. Bu yazı, yorumları ile birlikte bir sevgi ve ibret vesikası olarak kalmalı bence. İçindeki her bir kelime, sevgi, dostluk adına döküldü yüreklerden çünkü , klavyenin tuşlarına. Di mi ama mavilere bulanmış güzel insan ?  29.06.2007 13:03
 

İnanılmaz bir dostlşuk sevgisi.Lirik..Dramatik..Şeffaf ve can alıcı noktalarla bezenmiş.Gözlerim yaşardı valla.Böyle dostluklar da olur muymuş?..Kalın sevdiklerinizle hep ömür boyu.Başka ne diyeyeim...

Muzaffer Cellek 
 28.06.2007 10:51
Cevap :
Bu yaramaz çocuk, sevdirdi işte kendini böyle bize. Onun yüreğini gördüm ben yazılarında. Sonra da sessizce sıvışmaya kalkınca, bi şeylere kırılıp da... Kızılca kıyameti kopardım tabii hali ile. Bilirim çünkü, dayanmaz yüreği sevdiklerinin- sevenlerinin üzülmesine. Neyse ki döndü geriye, huzura erdik biz de. Şimdi de tutmuş, bana yalvarıyor : " neşecim, neolur bu blogu kaldır " Utanıyooo zahir, bizi üzdüğüne. Ama siz siz olun , söyleyin allahaşkına. Ben bu blogu nasıl kaldırırım ? Benim, sizin, tüm arkadaşlarımızın böylesi yalın, içten duygularını bir x işareti ile nasıl silerim ? Artık bu yazı sadece benim değil ki . Haşimin de değil. Hepimizin. Blogun yazısı bu . Bütün arkadaşlarımın tek tek onayını almam gerekir. Hem öyle var mı kendini sevdirip de , ardına bakmadan çekip gitmek ! Örnek olsun, şan olsun tüm arkadaşlarımıza ! Ben kalsın, kalmalı diyorum bu blog. Siz ne dersiniz ? Sevgiler bu vesile ile mavilere bulanmış dost yüreğe...  28.06.2007 12:05
 

Neşe'cim ben döndüm.Söz ,Haşim'i de çıkarırız hep birlikte ortaya...

Ahmet AYDIN 
 27.06.2007 1:24
Cevap :
Nerelerdesin sen Ahmetcimmmmm... Gözüm yollarda kaldı valla. Sen yokken neler oldu nelerrrrr.. Ama şimdi anlatmiimm.. çok uzun sürer... Sonuç : Projemiz bütün hızıyla devam ediyoo.. HEYYY..!! ARKADAŞLAR KİTAPLARINIZI BEKLİYORUZZZ... Ahmet, nolcak ya bu Haşimin durumu.. ben çok üzülüyorum. bunu bilesin. İçimizden birinin gitmesine.,kırılmasına, üzülmesine, eksilmemize dayanan ben... Hele Haşim... Nasıl sevdiğimi bilirsin. bilirim sen de seversin. haşimi sevmemek mümkün mü allasen ? Şımarık Nolcak ! Bize sevdirdi sevdirdi kendini.. Şimdi de saklanıp oyun yapıyooo.. Çok yaramaz bu çocuk yaaa..Hadi yardım et te bulalım şunu.. Gerçi epey epey ses verdi.. sen bi görseydin öncesini. Tam bir sır küpü. Ormanda aklandığı yerde uyuyup kaldı sandık önce.. korktuk valla.. ya kurtlar yerse diye.. Neyse ki ses verdi biraz biraz.. hadi Ahmetcim, bilirsin O, bizim projenin baş elemanlarından. Yardım ette iyici ortaya çıkaralım şunu.Artık projenin babası olarak, sen ne ceza verirsin bilmem arkadaşım.?  27.06.2007 10:53
 

Neler yazmışsın sen böyle, ne methiyeler düzmüşsün sen arkadaşım. Beni utandırmak için yapıyorsun sanırım. Bu arada laf aramızda kalsın beni sevmediğinide anladım sağol:( Sana mesaj attım bir şey istedim ama tırtıya koymadınız sevgili Neşecim. Öyle bloga koyup ben bu resmimi Haşime hediye ediyorum falan hiç anlamam. Ben harbiden bir resim isterim. Ne yüzsüz bir adamım ben değil mi:)) Ya eskilerde bir şarkı vardı sende bilirsin kim söylüyordu ben hatırlayamıyorum ama "bir rüzgardı geldi geçti sorma neydi o" diye sözleri vardı şarkının hatırladın mı sende? Neşem canım arkadaşım, kankam seni seviyorum. Ama ne olur benim için bir daha bunu yapma. İnan bundan çok rahatsız oluyorum. Yemin ediyorum ki sana doğru söylüyorum. Dostum kendine çok iyi bak:) Tüm bu yazdıkların için sana ne desem ki inan bilmiyorum. Çoook teşekkür ediyorum:) Sevgilerimle

Haşim Arıkan 
 26.06.2007 23:20
Cevap :
" bir rüzgardır, gelir geçer sanmıştım....meğer başımda esen kasırgaymışşşşş...." sana daha ne cezalar vereceğim bennn.. Görürsün gününü. beni bu kadar üzmek, nasıl oluyomuşşşş....Döndüğün için, izleri nasıl mutlu ettin anlatamam... SÖZ! İSTEDİĞİN RESMİ SEN SEÇECEKSİN " BOŞUNA ETMEDİK O LAFI BİZ ! TAMAM MI ARKADAŞ !!!!canım arkadaşım benimmmmm  27.06.2007 11:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2267
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster