Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '18

 
Kategori
Kimya
Okunma Sayısı
140
 

Geri Dönüşüm Bile Okyanusların Kirlenmesini Önleyemiyor!

Geri Dönüşüm Bile Okyanusların Kirlenmesini Önleyemiyor!
 

Geri dönüşüm bile okyanusların kirlenmesini önleyemiyor!


Plastik kirliliğinin önlenmesinde “geri dönüşüm” şüphesiz büyük bir öneme sahiptir. Ne yazık ki “geri dönüşüm çözümü” ile plastiklerin okyanuslara, denizlere ya da nehirlere akmasını asla engelleyemiyor.

Düşünün “her dakika bir kamyon dolusu plastik” okyanuslara gidiyor ve alınan önlemler ise yetersiz kalıyor.

Gün geçtikçe plastik kaplı yeni ürünler çıkıyor ve piyasaya sürülüyor. Tüketiyoruz ve ambalajlarını çevreye atıyoruz.

1950 yılından beri dünya çapında 8,3 milyar ton plastik üretildi ve bugüne kadar sadece yüzde 9’u geri dönüştürülebildi. Geri dönüştürülemeyen plastiklerin de büyük çoğunluğu okyanus diplerinde birikiyor.

Süpermarketlere gittiğimiz zaman aldığımız yiyecekler ve diğer ürünlerin hemen hemen hepsi plastik ambalajlı. Yediğimiz cipslerden tutun, içtiğimiz sodalara kadar her şey plastik kaplı. Kısa bir kullanımlıktan sonra ambalajını atıyoruz ve büyük ihtimal ile de geri dönüştürülmüyor. Kirletici olarak doğada kalıyor, okyanusları yani sularımızı kirletiyor.

Mutfağınıza girdiğiniz zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hemen hemen her şeyinizin plastikler ile tutsak olduğunu göreceksiniz.

Yollarda arabalarının pencerelerinden atılan plastikleri ise hiç saymıyorum bile. Görgüsüzlükleri de cabası…

Bu noktada hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Hepimiz geri dönüşümün bir parçası olmalıyız. Yeniden kullanılabilir naylon poşetler veya bez torbalar ile alışverişler yaparsak, yeniden kullanılabilir cam şişelerden içeceklerimizi içersek bir fark oluşturabilmeliyiz.

Üretici firmaların ise, gerekli  AR-GE çalışmalarını yaparak biyo çözünürlü ambalajlara dönmesi acilen gerekiyor. Her birim geri dönüşüm ünitelerine destek vermelidirler.

Büyük marketler, şirketler, kafeler, lokantalar her yerde bir bilinçlenme oluşmalı.

 Öncelikle plastik pipetlerin kullanımı yasaklanmalıdır.

Plastik karıştırıcıların imalatına ise son verilmesi gerekiyor.

330 veya 500 ml’lik küçük pet şişelerin lokantalarda veya benzeri yerlerde kullanımı yasaklanmalı, daha büyük hacimli cam şişeler tercih edilmelidir. İsrafın önlenmesi gerekiyor.

Tüm plastik kaplı ürünlerin güneş ışınlarından korunması gerekiyor. Bu yasalaştırılmalı ve ürünlerini hala güneş ışınlarına maruz bırakan kişiler var ise cezalandırılmalıdır.

Ülkemizde naylon poşetlerin vergilendirilmesi çok önemli bir gelişmedir. Ama yeterli değildir. Nedenini halkımıza iyice açıklamamız gerekmektedir. “Yine mi vergi?” diyen büyük bir kitleyi görüyor ve işitiyorum…

Çöp problemleri en kısa zamanda çözülmelidir. Geri dönüşüm üniteleri her belediyede olmalı ve devlet tarafından acilen desteklenmelidir.

Tek kullanımlık plastiklerin üretimi kesinlikle durdurulmalıdır ve bu konu ile ilgili tüm dünyadaki insanlara ve ilgili kişilere büyük sorumluluklar düşmektedir.

 Ama şu da unutulmamalıdır ki mikro plastiklerin özellikle de okyanuslara vereceği zarar önlenemez boyutlara gelmiştir. Herkes bilir ki, canlılar hasta olduktan sonra tekrar sağlıklarına kavuşmaları çok zordur ve pahalı bir tedavi metodu gerektirir.

En doğru yol; bu plastiklerin üretiminin yavaşlatılması, yeni alternatif çözüm yolları bulunması ve kontrol edilmesidir.

Bu konu da kimse ticari bir endişe duymamalı, çünkü sağlığımız giderse kazandığımız paranın da bir önemi olmayacaktır.

 

Özkan Sarı, Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok önemli ve acil bir içerik. O nedenle bu yazınızı hem önerdim hem tavsiye ettim hem de facebook'ta da paylaştım. Dünya nüfusunun en alt biriminden en üst yönetimlere kadar istisnasız herkesin bilinçlenmesi ve kullanım alışkanlıklarını derhal değiştirmesi gereken bir konu bu. Zira sadece birkaç ülkenin veya birkaç belediyenin ya da sizin gibi benim gibi münferit birkaç kişinin kullanım alışkanlıklarını değiştirmesiyle önlenebilecek bir tehlike değil maalesef bu. Böyle bir yazı için teşekkürler, selamlar, saygılar...

Filiz Alev 
 31.08.2018 17:20
Cevap :
bu güzel cümleleriniz ve katkılarınız için bende çok teşekkür ederim  31.08.2018 23:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 198
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster