Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1491
 

Geyik ve doruk sorunsalı

Geyik ve doruk sorunsalı
 

Sevgili Arkadaşlar, hayvanlar alemiyle ilgili çok ilginç bilgiler edindim. Her şeyi komik ya da tam tersi hüzünlü bulan biri olarak, bunları okurken çok eğlendim. İzin verirseniz sizinle de paylaşmak istiyorum.

Farelerin kusamadığını; (Ne kadar üzüldümJ! Böylece simit saraylarında ya da restoranlarda yalnızca öteberinin içine girdiklerini, dişlediklerini ama asla bunların üzerine kusmadıklarını bilerek içimizi rahatlatabiliriz)

Zürafaların yüzemediğini; (Nasıl yüzsün hayvancağız, hem denizde ağaç ne gezeer:))

Yılanların duyamadığını; (Yılandan kaçarken belki avantaj olabilir; ama bildiğim kadarıyla hareketsiz kalmak en iyi yöntem. Bir de ‘Su uyur, yılan uyumaz’ diye bir söz vardı ki konumuzla alakası yok)

Karıncaların uyuyamadığını; (Çalışkanlar ne de olsa, tıpkı benim final dönemlerindeki halim gibiJ İnek demedik, karınca dedik diyebilirsiniz; ama aradaki kavramsal fark hep tartışmalı olagelmiştir. Yaygın görüşe göre, her inek çalışkandır; ama hem zeki hem çalışkan olanlar inek olmayabilir. Neye göre kısmı ileriki yıllarda da fikir ayrılıklarına yol açacak gibi görünmektedir)

Kirpilerin suda batmadığını; (Dikenli, toparlak arkadaşlarımızın suda battığını düşünemiyorum bile. Kirpi olmak varmış, suyun yüzeyine kurulup akıntı sizi nereye götürürse oraya sürüklenirken romantizmin doruklarında ufku seyredebilirdiniz. Bu arada kirpi deyince aklıma hep çocukken tatilde el kol hareketleriyle arkadaşlık kurduğum İsveçli kız gelmektedir. Sallantılı mavi küpelerini takıntı haline getirip annemlere aynısından aldırana kadar rahat etmemiş, ama sonuçta mavisi kalmadığından turuncusunu almıştık. Bu küpeler şekil şemal bozukluğuna uğrayıp kaplamalarının altından tenekeleri çıksa bile zevkle taktığım takılarım arasında yerlerini korumaktadır. Bir şeylere tutkuyla bağlanma davranışımın kökleri bu küpelere kadar dayanıyor olsa gerek. Kirpiden küpeye nasıl geçtin sorusunun yanıtı, bu kızcağızın ülkesine döndükten sonra bana biri dişi biri erkek olmak üzere iki kirpi göndermesinde bulunabilir. Düşünün, bir gün kapı çalınıyor ve aylardır görmediğiniz tatil arkadaşınızdan koca bir hediye paketi geliyor, içinden kirpiler çıkıyor…Kimse bana kirpi demesin, görüldüğü gibi bu konuda geyikler aleminde doruk sorunsalı yaşıyorum; ama kutup ayılarının solaklığı meselesini okursanız yalnızca kirpide ikinci dereceden bir sorunsalla karşı karşıya olduğum rahatça anlaşılabilir)

Kutup ayılarının solak olduğunu; (solaklık ve kutup ayıları konusu ise çeşitli spekülasyonlara yol açması bakımından geyikler aleminde birinci dereceden doruk sorunsalına işaret eder. Kutup ayısı, bedevi, çöl üçlemesinin bu, geyikte doruk meselesinin enine boyuna tartışıldığı metnin kapsamı dışında olduğu kolayca anlaşılabilir. Bir rivayete göre, solak insanlar daha zekidir. Yanlış! Neye göre? Einstein’ın solak olması zeki diye tabir edilen tüm insanların da solak mı olmasını gerektirir? Bu tümevarımsal yöntemin doğru olmadığı açıktır. Beynin sağ tarafı sayısal ve analitik zekadan sorumludur. Sosyal zeka ya da duygusal zekadan sorumlu olan kısım ise beynin sol lobudur. Dolayısıyla, zeka derken IQ mu EQ mu önemlidir gibi bir tartışmayı psikolog olan ya da olmayan arkadaşlara bırakıyorum (Her şeyi de ben mi irdeleyeceğim, değil mi ama? Bu da bir can). Doruk sorunsalının en uç derecelerine giderken, her solak insanın aslında daha minicik bir embriyo iken sağlak ikizinin öldüğü yolunda spekülasyonlar ise bence delinin birinin kuyuya taş attığı olaylardan biridir).


biliyor muydunuz?

Not: Hiç sanmam; ama beğenildiği takdirde geyikler aleminde doruk sorunsalı ve hangi konuda kaçıncı dereceden sorunsalların yaşanması hususu irdelenmeye devam edilecektir. Allah korusun diyenler parmak kaldırsın:)))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fare olayına pek rahatladım doğrusu. Bahçeli evimiz olduğu için köpeğimiz olmadan evvel, bir fare girivermişti evimize. Bir hafta girmedik eve. İlaçlar zehirler falan koyduk heryere. Eve girdikten sonra ev baştan aşağı dezenfekte edildi. Meğer hayvancık sadece gezinmiş, kusmamış:)) Bence bu iyi bir yazı dizisi olur. Sevgiler..

Gülün içinden 
 18.04.2007 18:32
Cevap :
Ya tabi işte, kusmamış ki hayvancık:)) Şaka bir yana, özellikle biz de dahil yüzlerce kişinin birbirini ite kaka bir şeyler aldığı simit saraylarının mutfaklarıyla ilgili hikayeler almış başını yürümüş durumda. Türk milleti olarak bize bir şey olmuyor ama:)) İlginç gerçekten.  19.04.2007 11:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 408
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 2902
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster