Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
20356
 

Gezelim Görelim - İğneada

Gezelim Görelim - İğneada
 

Sessiz sakin dingin bir liman. İğneada


Uzun zamandır gitmek isteyip de hep erteledğimiz, bir türlü vakit bulamadığımız, hep erteledğimiz İğneada tatilimizi nihayet gerçekleştirdik bu hafta sonu. Oldukça kalabalık bir aile grubu ile birlikte sabah erken saatlerde çıktık yola İstanbul'dan. İstanbul'dan İğneada’ya yaklaşık 250 km lik yolun, son 60 kmsinin yokuş ve viraj oluğunu düşünürseniz, yaklaşık 3, 5- 4 saatte alabilirsiniz. Otobandan gidebildiğiniz gibi, geze geze gidelim derseniz biraz daha köy yolu tadında olan güzel memleketimin dandik yollarını da tercih edebilirsiniz. Tercih edersiniz etmesine de otoban 30 km daha uzun, biz daha kısa yoldan gidelim derseniz, kendinizi 50 km hızla gidebileceğiniz tangır tungur bir yolculukta bulursunuz.  

İğneada’nın bence en büyük özelliği çok uzun kum sahili. Engin görünen dalgalı denizi ve tipik Karadeniz iklimi de yanına eklenebilecek iki özelliği. Küçücük henüz gelişmemiş bir köy. Bir tane otel var, sahilin göbeğine kurulmuş, köye hakim. Birkaç otel, motel bulabilirsiniz. Yazın köy halkı evini kiraya veriyormuş. Son dönemlerde iç turizm oldukça artmış. İstanbul’un havasından kaçan, oksijeni bol, kısa mesafe İğneada’yı tercih eder olmuşlar. Haftasonu kaçamaklarının ideal mekanı olmaya aday hale gelmiş.  

Havası, Karadeniz sahili olmasından dolayı oldukça rüzgarlı. Yazın nasıl olduğunu sorduğumuzda, kimi bu kadar fazla rüzgar olmadığını, kimi belli olmadığını, bazen aynı bu şekilde rüzgar olduğunu söylüyor. Yaz tatili için seçim yapılacak bir yer olduğunu şahsen düşünmüyorum. Deniz tatili isteyenler için havasının belli olmadığı, her an yağabilecek, rüzgarı ve denizinin dalgası bol bir tatil, riskli olabilir. Hele ki, küçük bebeğiniz veya çocuğunuz var ise.  

Yeme içme konusuna gelince. Denizi olan bir yerin balığı elbetteki taze oluyor. Lüks restaurant aramayın. Bildiginiz balıkçı restaurantları işte. Restauranta oturmamız ve balıkların masaya gelmesi arasında geçen zaman 1 saat. Sanırım istediğimiz balıkları önce yakaladılar, sonra temizlediler sonra da pişirdiler. Biz yedik, hiç kimse hani bana hani bana demedi. Henüz sezonun açılmamış olması tabii ki bunun en büyük sebebi. Ama ne isterseniz herşey var. En kötü gidip yan bakkaldan alıp sunuyorlar. Helva istedik, var abi dediler. Çocuk koştura koştura çıktı 2 dk sonra elinde helva ile girdi restauranta, dilimlediler koydular masaya. Müşteri memnuniyeti esas.  

Öğle yemeğinden sonra Bulgar sınırına 12 km uzaklıkta olan Beğendik köyüne gittik. Bulgar sınırı ile arada bir ırmak var. Türkiye sınırında Türk bayrağı, Bulgar sınırında Bulgaristan tabelası. Ancak sınıra yaklaşmanıza asker izin vermiyor. En yakın koyun olduğu yere gidip isterseniz tenekede tavuk yiyebiliyorsunuz. Hiç Avrupa görmemişseniz, Bulgaristan’ı biliyorum ben gördüm diyebileceğiniz; yemin etseniz başınızın ağrımayacağı bir yer arıyorsanız burası ideal.  

Deniz dalgalı idi bizim şansımıza. Dalgaların sesi tam bir dinginlik sağlıyordu, dalgalı benliğimize. Hele dalgaların sesinde uyumak, annemizden kalma ninniyi dinlerken uyumak gibi. Aldığınız temiz havadan olsa gerek, sabah dingin, dinç bir şekilde uyanıyorsunuz. Sabahın 7 sinde hava serin ama bir o kadar da güzel oluyor. Sahilde yapacağınız bir sabah koşusunun kendinizi yeterince iyi hissettirebileceğine ve İğneada’ya gitmenize değeceğine inanıyorum.  

Yolunuz hiç düşmediyse, gidip görülesi bir yer. Hele yol boyunca geçtiginiz sık ormanların rengi görülmeye değer. Ama o güzelim ormanlardan sonra vardığınız köy biraz daha yeşil olabilseydi tadına doyum olmazdı. Yakın mesafeli, kısa zamanlı yolculukla, hiç değilse kafa dinlemek icin yine de tercih edilebilir bir seçenek olarak gezi defterinize not edebileceğiniz türden.  

İğne ada neresidir? İğne ada ismi nerden gelir, merak edenler için linkini bir tık ötenize ekliyorum. Okumanızda fayda var. Buyrunuz. http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C4%9Fneada, _Demirk%C3%B6y

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bolca yüzmek güneşlenmek yatıp dinlemek istiyorsanız güney sahiilleri yerine kuzeydeki iğneada kasabasını tercih ederseniz hata etmiş olursunuz..deniz ile ormanın içice geçtiği oksijeni bol bir temiz hava istiyorsanız,doğanın harikalarından longoz ormanlarını orda yaşayan binbir türlü canlıyı dünyanın en uzun yer altı nehrini barındıran dupnisa mağarasını,göçmen kuşların mola yeri ıstrancalarda heyecanlı trekingler yapmak ve görmek istiyorsanız ilk tercihiniz size en yakın iğneadadıır.. sanırım yol üzerinde boştaki aracın kendi kendine yokuş yukarı çıktığı yere de dikkat etmişsinizdir..dikkat etmediyseniz yolun o kısmına geldiğinizde muhakkak deneyin çok ilginç..mantıklı bir açıklaması elbet var ama ilkdefa görenlerin şaşkın hallerini seyretmek çok eğlenceli..trakyalıların en yakın tatil merkezi, (temmuzda gitmek daha tercih edilir) çocukken gözümüz hep bulutlarda olurdu ne olur yağmur yağmasın ne olur yağmasın diye dua ederdik.şimdide ne olur nükleer santral kurulmasın diyoruz

Meltem Şahin 
 05.05.2011 13:36
Cevap :
Çoook sevindim yorumumunuza. Blogunuzu da okuyacagım. Evet arabanın kendi kendine yokuş çıktığı yeri biliyorduk ama denemedik :) Bebek vardı arabada neme lazım :)) Bidahaki sefere. Bolca yüzmek ve güneşlenmek degil niyetimiz. Kafa dinleyelim yeter. Temmuz ayı diyorsunuz yani denesek mi?  05.05.2011 16:00
 

kesinlikle yanlış mevsim olduğunu düşünyorum:) yoksa cennet gibi bir yer olduğunu duymuştum... görmek isterdim ama iş-güç işte... teşekkürler, selamlar...

sema öztürk 
 30.04.2011 15:20
Cevap :
O zaman bir kere de yaz mevsiminde gidip doğayı ve temiz havayı solumak gerekecek : )Önce siz giderseniz yazın olur mu :)  02.05.2011 15:23
 

hep gitmek istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım yerlerden biriydi İğneada ama satırlarınızdan anladığım kadarıyla çok da büyük bir kayıp olmamış benim için. Belki yol boyunca içinden geçeceğim ormanlar cazip olabilirdi. Bir de, "Yaşasınn Avrupa'yı gördümm." diyebilecek olmam :)) Tabii ki tazecik balıkları da unutmayalım. Yine de, İstanbul karmaşasından kaçıp sessiz sakin bir yerde kafa dinlenmek istenirse, ideal bir yer olduğunu anlıyorum. Paylaşım için teşekkürler, sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 27.04.2011 5:23
Cevap :
Bence gidin Ata Kemal Bey. Fotograf çekilebilecek güzel yerler bulabilir,hem de kafa dinleyebilirsiniz. Yani Avrupa görmek sizi heyecanlandırabilir tabii :))  27.04.2011 9:59
 

Not edeyim, tamam. Ama öyle çok da keyif almamış gibisin sankim :) Hı? :)

Emine Supçin 
 26.04.2011 18:26
Cevap :
Doğru anlaşmışsınız Emine hanım. Öyle çok keyif almadım. Ama sebebi, bebek, rüzgar ve yanlış mevsim olabilir :)  27.04.2011 9:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 24.02.09
 
 

Yazmak bir tutku benim için. Yıllardır yazmayı seven biri olarak, bilgisayarın icadı ve gelişen t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster