Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
139
 

Gezi eylemleri ve çıkarılan dersler

Gezi eylemleri ve çıkarılan dersler
 

Yurtta Sulh, Cihanda Sulh


Geçtiğimiz neredeyse 20 gündür devam eden ve yankıları daha uzun süre devam edecek eylemlerden bütün tarafların çok önemli dersler çıkarması gerektiğine inanıyorum. Herşeyden önce bu eylemlerde Türk demokrasisinin gücü, Türk milletinin metaneti denenmiş aynı zamanda hassas noktalarımız ve provokasyona meyilli yönlerimiz de bir anlamda tespit edilmiştir. Bundan sonra benzer bir durumda eğer gerekli tedbirler alınmaz, hem göstericiler, hem hükümet ve hem vatandaşlar kendisini buna göre eğitmezse çok daha acı tecrübeler yaşanabilir diye düşünüyorum-ki şu ana kadar verilmiş maddi manevi kayıpların boyutu yeterince yüksektir.

Önce hükümet ve polis cephesinden başlayalım. Hükümet bu olayları başlangıçta iyi yönetememiş, kontrolünü sağlayamamış belki de küçümseyerek ciddi bir hata yapmıştır. Şu ana kadar gelişen durumda bariz bir şekilde gördüğümüz provakasyon, illegal örgütlerin eylemlere müdahil olması, yabancı medyanın ve AP'nun tek taraflı tavrına yol açacak şekilde olayların büyümesine yine ilk baştaki sert tavrıyla hükümet ve polis sebep olmuştur. Daha sonra açılan diyalog kanalları en baştan açılsa ve sonraki polis müdahalelerinde gösterilen (en azından şiddet kullanmayan eylemcilere karşı) olgun tavır en başta olayın özündeki apolitik göstericilere karşı gösterilse, şu anda hiçbir provakasyon, dış basın ve illegal örgütlenme olayların bu şekilde büyümesine sebep olamazdı. Bu sebeple bundan sonra her türlü toplumsal olayda yetkili ağızlardan çıkan sözlerin son derece dikkatle seçilmesi gerektiğine inanıyorum. Bütün şimşekleri üzerine çeken ve kimi zaman da haksız eleştirilere hedef olan polis ise burada sadece kendisine verilen emirleri uygulayan bir aktördür. Bu süreç içerisinde belki de en çok yıpranan grup da yine Türkiye'nin dört bir tarafından getirilmiş, günlerdir zor şartlar içerisinde vazifesini yapmaya çalışan bu insanlardır. 

Şimdi diğer siyasi partilere gelelim. Eylemlerin en başından itibaren MHP lideri, günümüzde sokak eylemlerinin provakasyon ve manipülasyona ne kadar açık olduğunu bildiği için karşı bir duruş sergilemiş, özellikle polise karşı sürekli tahrik ve saldırılarda bulunan illegal örgütlerle, masum eylemciler arasında belirgin bir çizgi çekmiş, evinde oturan vatandaşı ve hükümeti de sağduyulu olmaya davet etmiştir. Belki de bu süreçte en duyarlı ve tutarlı tavır sergileyen siyasi grup MHP olmuştur. 

CHP maalesef Türkiye'nin en güçlü muhalefet partisi olarak ve AK Parti karşıtı birçok insanın sandıktaki umudu olarak bu sınavdan kalmıştır. Eylemcileri sağduyuya davet etmek, onları illegal yapılanmalardan ayrılmaya teşvik etmek yerine; opportunist bir tavır takınmış ve AK parti karşıtı her eylem bize fayda sağlar diye düşünerek doğru yanlış ayırt etmeden eylemlere destek vermiştir. Üstüne üstlük olaylarda gün gibi açık görünen yabancı ülkelerin etkisini gözardı etmiş, hatta dış ülkelere nerdeyse 'gelin bizi Tayyip Erdogan'dan kurtarın' der hale düşmüştür. Sandıkta yenemediği rakibini sokak eylemiyle ve dış devletlerin yardımıyla alt edebileceğini düşünerek, ulu önder Atatürk'ün partisini 'manda ve himaye' peşinde koşar hale getirmiştir. Halbuki ülkemize maddi manevi büyük zarar veren bu eylemlerin makul bir noktada, en azından Başbakanla yapılan görüşme sonrasında kendi kendine sona ermesine vesile olsa, tüm Türk halkının gözünde çok olumlu bir izlenim elde edeceği muhakkaktır. Bu eylemlere destek vermiş insanların enerjisini de kendi seçim kampanyasına yönelterek belki de bir dahaki seçimlerde AK Parti karşısında daha iyi bir performansa gösterebilecekti. Ancak bilerek ya da bilmeyerek eylemlerin 'tadını kaçıracak' bir boyuta gelmesinde pay sahibi olmuş ve evinden olayları izleyen vatandaşların gözünde belki haklı konumdayken haksız duruma düşmelerine engel olamamıştır.

Eylem ilk başta 'yeşili korumak' gibi ulvi bir amaç adına başladığı ve barışçıl yapısına rağmen aşırı güç kullanımına maruz kaldığı için kısa zamanda sanat, medya, iş dünyasından ve her kesimden vatandaştan büyük destek almıştır. Taksim'de haksızlığa uğrayan gençlere destek vermek için neredeyse bütün ülke bir yumruk olmuştur. Aslında yolda adam öldürülse dönüp kimsenin bakmadığı bir çağda, insanların vicdanlarında böylesine bir hareketlenme yaşanması toplumsal açıdan son derece olumlu bir gelişmedir. Eylemlerin geldiği boyut tüm yetkilileri durup düşünmeye ve pozisyonlarını yeniden değerlendirmeye zorlamış, uzun bir süre gezi parkı ve taksim meydanı müdahaleden muaf tutulmuştur. İleriki safhalarda farklı eylemci gruplarının İstanbul Vali'sinden Başbakan'a kadar birçok yetkili kişiyle görüşüp istek ve taleplerini ilk elden anlatmaları ve bu taleplere harfi harfine olmasa da büyük ölçüde cevap almaları büyük bir demokrasi zaferidir. Bu kazanımların kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bütün bunlar olurken ilk günden itibaren sanki tetikte bekleyen illegal örgüt grupları bu durumu fırsat bulmuş ve uzunca bir süre gezi parkının asıl eylemcilerini gölgede bırakacak şiddet eylemlerine öncülük etmiştir. AKM ve Atatürk anıtının günlerce bu örgütlerin paçavraları tarafından süslenmesi ve buna diğer eylemcilerin itiraz etmemesi eylemin en büyük ayıplarından biridir. Eylemciler ilk günden itibaren kendilerini bu yasadışı örgütlerden ayrı tutmalı ve bu duruşlarını sosyal medya üzerinden de açıkça dile getirmelilerdi. Özellikle eylemin ilk günlerinden sonra yaşanan bütün çatışma ve güç kullanımı bu örgütler tarafından provoke edilmiş ve bu şekilde CNN'in cömertçe bir şekilde 10 saat yayınladığı 'Türkiye' görüntüleri ortaya çıkmıştır. Sırf AK partiyi ya da Tayyip Erdoğan'ı kötü göstermek adına güzel vatanımızı böylesine çirkin görüntülerin odağı yapmak en basit tabirle vatan hainliğidir. CNN internet sitesinde yapılan yalan yanlış ve akla durgunluk veren yorumlarla ülkemizin imajı ayaklar altına serilmiştir. Bazı densizler yabancı devletleri müdahaleye davet edecek kadar alçalmış ve bunu teşvik etmek için katliam haberleri yaymışlardır. 

Evinde oturan ve gelişmeleri sosyal medyadan takip eden sade vatandaşlar; öncelikle şunu artık aklımıza iyice yerleştirelim 'internette dolaşan her twit, her resim, her paylaşım' gerçek olmayabilir. Hele bu tip durumlarda önce araştırıp teyit etmeden hiçbir habere inanmayın ve bunu paylaşmayın. Açılan binlerce sahte hesaptan milyonlarca yalan haber paylaşıldı son 20 gün içerisinde. Bazı fırsatçılar da açık açık bilerek yaptılar bunu, aralarında gazeteciler, sanatçılar, politikacılar var. Daha dün gece bir kız çocuğu için kan arandığı haberleri yayınlandı. Erdoğan katliam yapıyor diye haberler yapıldı. Yazılan her habere inanırsak ülkede iç savaş çıkar, birbirimize gireriz. Hepimizin sorumlu davranması lazım, internet ve sosyal medyanın paylaşım imkanları 15 yaşında bir çocuğa bile büyük bir güç veriyor yeri geldiğinde.

Sonuç olarak; bu eylemler ve yaşanan olaylarda gördük ki bir kıvılcım günlerce söndürülemeyen bir yangına dönüşebiliyor. Yangının en büyük yakıtı sosyal medya kullanılarak yayılan yalan haberler ve ortamda kendine zemin bulan yasadışı örgütler. Ayrıca dost sandığımız, sırtımızı sıvazlayan ve kimi zaman bizden övgüyle bahseden yabancı ülkelerin de nasıl tetikte beklediklerini de görmüş olduk; bu hem hükümete hem muhalefete ders olsun. Halkımızın haksızlığa karşı birlik oluşu ve mağdurun yanında yer alması bizlere 'insanlık ölmemiş' dedirterek geleceğe daha bir umutla bakmamıza sebep oldu. Liderlerimizin, devlet yetkililerinin istedikleri zaman ne kadar mütevazi olduklarını, sabahlara kadar kendilerine karşıt grupları dinleyebildiklerini gördük ve 'demekki isteyince oluyormuş' dedik. İnşallah bir daha ki sefere ülke alevleri içinde kalana, dört insanımız hayatını kaybedene, onlarca insanımız ciddi şekilde yara alana ve tüm dünyaya rezil olana kadar beklenmez ve diyalog kapıları her zaman açık tutulur. Ayrıca umarım sayın Başbakanımız kendisine karşı direkt olarak yöneltilmiş bu kırgınlıkları, öfkeyi ve mutsuzluğu azaltacak bir tutum geliştirir, çünkü bundan sonra en çok ihtiyacımız olan şey birlik olmaktır, yüzde elli yüzde elli bölünmek değil. 

Veli Özdemir bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

20 günlük sonuca baktığımda benim gördüğüm Türkiye kaybetmiştir. Neleri kaybettik işte bunlar için oturup elimizi başımıza koyup düşünme zamanıdır. Saygılar...

hssensoz 
 16.06.2013 13:22
Cevap :
Tamamen aynı fikirdeyim. Bu sebeple hem hükümet, hem muhalefet, hem de eylemciler tüm bu süreci tekrar düşünmeli ve diğerlerinin yaptığı hatalara yoğunlaşmak yerine kendi hataları üzerine kafa yormalılar. Yoksa yarın yine başladığımız yere geri döneriz. Saygılar.  17.06.2013 17:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 422
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

Devlet okullarında lise ve yüksek öğrenimimi tamamladıktan sonra, yine devlet bursu ile ABD'de yön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster