Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '13

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
620
 

Gezi Parkı eylemlerinden çıkarılması gereken dersler

Gezi Parkı eylemlerinden çıkarılması gereken dersler
 

Gezi direnişi, Gezi Parkı’nın belediye tarafından yıkım girişimi ile başlamış, polisin direnişçilere orantısız güç kullanımı ile tetiklenmiş, Başbakan’ın inadı, dışlayıcı ve aşağılayıcı sözleri sonucunda iktidar karşıtı eylemlere dönüşmüş ve öfke patlaması tüm şehirlere sıçramıştır.

Bana göre Gezi Parkı direnişinden çıkarılması gereken dersler:

 - Kamuoyu, mutabakata varılmadan, yeteri kadar tanıtımı yapılmadan uygulamaya konulan kentleşme projelerine şüpheyle bakıyor, “ben yaptım oldu” dayatmasını kabul etmiyor. Kamuya yönelik tüm girişimlerdaha demokratik ve şeffaf olmalıdır.  

- Gezi Parkı direnişi pek çok yelpazeden toplum kesimlerini bir araya getirmiş, öğrencisinden emeklisine, marjinalinden sosyalistine, her tür etnik ve dini kökenden insan sokaklara dökülmüştür. Küresel değişimin farkında olduklarını iddia eden iktidar, değişen Türkiye’yi de anlamak ve görmek zorundadır.

-  İktidarın ve özellikle Başbakan’ın iletişim stratejilerini acilen gözden geçirmesi gerekiyor. Başbakan’ın sinirli, otoriter ve her şeyi ben bilirim tarzı söylemleri toplumun önemli bir kesiminde rahatsızlık yaratıyor. İktidarın tahammülsüz, aşağılayıcı, ayrımcı, kibirli ve inatçı üslubunu acilen terk etmesi gerekiyor. Bu üslup insanları geriyor ve sabrını taşırıyor.   

- Demokratikleşme vaatlerinin siyasal rantı tükenmiştir, somut adımlar atmada gecikmeler yaşandıkça Gezi Parkı ve benzeri direnişler çoğalacaktır.

- Emniyet güçlerinin orantısız güç kullanımı kesinlikle engellenmelidir. Polis teşkilatı, devletin bir kademesidir ancak teşkilat içindeki ayrışmalar ayyuka çıkmıştır. Halk, polis teşkilatında Fetullahçılar'ın etkin olduğu iddialarını epeydir dinliyor veya dillendiriyor. Doğrudur veya yanlıştır ancak bu polisin güvenirliliğine gölge düşürmektedir. Emniyet içindeki çürük elmalar sorunu Gezi Parkı olayları ile yeniden gündeme düşmüştür!

- Türkiye’de muhalefet partilerinin güçsüzlüğü bir kez daha ispatlanmıştır. CHP ve MHP’nin elle tutulur hiçbir söylemi olmadığı, sadece kavga ve intikamdan ibaret üsluplarına devam ettikleri, çözümden çok yalan ve manipülasyonlara itibar ettikleri net bir şekilde görülmüştür. Bu anlamda direnişçilerin “hükümet istifa” sloganlarının da bir önemi kalmamaktadır. Çünkü bu ülkede muhalefet yoktur, hükümetin yerine alternatif de yoktur.

- Gezi Parkı eylemleri, medya için de turnosol olmuştur. Medyanın olayları aktarmadaki zafiyeti, daha sonra çark ederek ama bu sefer de provoke eder gibi tutum takınması medyanın ciddiyetsizliğini yine gözler önüne sermiştir. Herhangi bir toplumsal kriz anında objektif olma yeteneğini yitirdiği, medya sorumluğunun kalmadığı net bir şekilde görülmüştür. Türk medyası asli görevi olan gazeteciliği bir yana bırakmış, tamamen rant sistemine teslim olmuştur. Patron gazeteciliğin terk etmediği sürece de medyanın demokratik ve yansız olması zor görünüyor.

-  Gezi Parkı direnişi, Sosyal Medya’daki bilgi kirliliğini de gözler önüne serdi. Yalan ölüm haberleri, manüplasyon, sahte hesaplar, sahte fotoğraflar, bilinçsiz yorum ve etiketler sosyal medyanın nereye gittiğini sorgulatmaya başladı. Direnişçiler bile kimi zaman sosyal medyadaki bu anormalleşmeyi kınadılar. Gezi Parkı eylemlerinin, sosyal medya geyikleri ile nasıl laçka edildiği de ortaya çıktı.

- Gezi direnişi ile yeniden gördük ki; bu ülkede halen şiddet ve kaostan yana olanlar, askeri sokağa çekmeye, sivil çatışma üretmeye can atanlar yine masum direnişçilerin arasındaydı. Toplumu istikrarsızlaştırmak ve bunun üzerinden toplum mühendisliği yapmaya hevesli, iç ve dış bağlantılı odaklar da alanlardaydılar.

-  Direnişçilerin, eylemleri terörize etmeye kalkan provokatör gruplara izin vermemesi, alanın el ele temizlenmesi, temel ihtiyaçlar için gösterilen dayanışma ve yardımlaşma, polisle diyalog kurma çabaları, direnişe her kesimi ortak eden sloganlar ve afişler hazırlanması gibi yönleri ile demokratik bir kitlesel eylemin güzel örnekleri de sergilendi. Kitlesel eylem kültürü gelişti. 



 

Yıldız Nihat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

SN.ONUR IŞIK, BUGÜN TAKSIM MEYDANINDAKI GÖZLEMLERİNİ MESAJLA GÖNDERMİŞ...Teşekkürler ONUR IŞIK. "Teşekkür ederim yayınınız için. Tüm öğleden sonramı Gezi Parkı'nda geçirdim. İşten biraz kaytarmış oldum ama olan biteni yerinde görmek istedim. Orada şu an bekleyen insanların sayısı ciddi olarak azalmış. Genellikle sol eğilimli Leninist-Marksist çizgide bir oluşum var. Ofis-çadır benzeri siyasi partiler yerleşimler açmış. Meydanın en orta yerinde Pkk'nın böyle bir çadır-ofisi mevcut. Burada Pkk ve Öcalan bayrakları dikkat çekiyor. Taksim'e tüm çıkış yolları barikatlar tarafından kapatılmış. Polis, İnönü Stadı'nın alt kısmında ve Beşiktaş Meydan'da konuşlanmış beklemede. Meydan, Gezi Parkı etrafında hiçbir devlet görevlisi yok. İnsanlarda yorgunluk belirtileri var. Çadırların tümü dolu. Tayyip Erdoğan istifa etmedikçe gitmeyeceklerini söylüyorlar."

Earlybird 
 11.06.2013 18:20
Cevap :
Ben de Milliyet TV den izliyorum. Taksim meydan Savaşı gibi, görüntüler hiç hoş değil. Sonuçta Taksim Meydanı da kamusal bir alan, ama sonu nereye varacak belli değil...  11.06.2013 18:23
 

Cevap: elbette olur. Önemli olan bir birine saygıdır. Tıpkı Osmanlı nın İstanbul u aldığında G.M. lere sergilediği tavır gibi. Ama demokrasiyi ve hukuku unutmayacağız. Bazen bizim istediğimiz olmayabilir, çoğunluğun karşısında. Ama saygı duymamız gerekmez mi? Selamlar…

FİKİRCİ 
 11.06.2013 9:44
Cevap :
Demnokrasi kültürü gelişecek ama biraz sancılı oluyor işte...  11.06.2013 18:24
 

Sevgili baren; 1. Demokratik ülkelerde ülkeyi halkın seçip meclise gönderdikleri yönetir, hükümet iradesini halktan alır. Cevap: bu irade halkın azınlığının iradesi midir yoksa çoğunluğunun iradesi mi? 2. Demokrasi ile yönetim çoğunluğun azınlığa tahakkümü demek de değildir. Her birey eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Cevap: peki azınlığın çoğunluğa tahakkümü mudur? Evet, her birey eşit haklara sahiptir. Hak gaspı söz konusu olursa hukuk var, gidilir gereği yapılır, değil mi? Medeni olmak bu değil midir? Demokraside çoğunluğun kararına uymak gerekmez mi? Üstelik te tek başına halkın çoğunluğunu temsil eden bir iktidar. Ben oy vermedim amma adam iktidar oldu. Ne diyeyim şimdi? Saygı duymamayım mı? Ben iktidar olsaydım da onlar bu çıkışı yapsalardı ne derdik? 3. Halk dediğin ne CHP nin ne de AKP nin ne de herhangi bir siyasi ideolojinin kölesi değildir. Halk demek millet demek de değildir. Halkın içinde halklar da olabilir. Cevap: elbette olur. Önemli olan bir birine saygıdır.

FİKİRCİ 
 11.06.2013 9:43
 

Sn.ONUR IŞIK'ın MESAJ OLARAK GÖNDERDİĞİ YORUM: "Gezi Parkı ile alakalı olarak okuduğum en anlaşılır, en güzel yazıydı teşekkür ederim. Bu eylemin bizim gibi sokağa çıkmak, hakkını aramak gibi nosyonları tarihsel olmayan halklarda bir belirsizlik hedefsizlik olması doğal. Burada tek bir hedef var ancak bu hedefin sonrasının ne olacağı belli değil. Bahsettiğiniz gibi bireysel muhafazakar tutuma karşı bir tavır söz konusu fakat bunun karşısında yeni söylemleri olan muhalif bir oluşuma ihtiyaç vardı. Bu oluşumun belli başlı hayata geçmiş olması dahi bu eylemlerin hedefi konusundaki bilinmezlikleri giderebilirdi. Zira halk zaman geçtikçe işin sonrasını düşünüp kaygı duydukça, hiç olmazsa tepkisiz kalarak mevcut yapıyı desteklemeye devam edecektir. "

Earlybird 
 10.06.2013 19:37
Cevap :
Sn.ONUR IŞIK, mesajla yorumunuz ve takdirleriniz için teşekkür ederim. Türkiye'de kitlesel eylem bilinci çok gelişmemiş, tabii ki bunun nedenleri arasında en önemlisi 1980 den sonra apolitize edilmiş gençlik geliyor. Gençler bireysel varlığının ne anlama geldiğinin farkına yeni yeni varıyor. Bunda küresel kriz sürerken muhtelif ülkelerde yapılan eylem ve direnişler de rol oyunuyor. Biz biraz taklidi severiz:)Çok düzenli ve planlı bir eylem olmamasına karşın Gezi Parkı direnişi ses getirmiştir ve protesto edilen unsurlar konusunda her ne kadar Başbakan inadını sürdürse de kulaklarına kar suyu kaçmıştır. Direnişin sonucunu ise bence yine direnişçilerin ısrarı ve hükümetin tutumu belirleyecektir. Tehlikeli bir noktaya da evrilebilir, çözüm de sağlanabilir. Ancak direniş elastikleşirse, çok fazla kazanımı da olmayacaktır. Sevgiler.   10.06.2013 19:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2249
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

bir ters, bir düz ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster