Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '13

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
322
 

Gezi Parkı'nda sil baştan noktasındayız

Gezi Parkı'nda sil baştan noktasındayız
 

Nedir bu acil müdahalenin nedeni, anlamış değilim…

Uzlaşmak için seçilen temsilciler Başbakan’la toplantıya oturuyor, Başbakan yargı kararını bekleyeceklerini ve bu karardan sonra istenirse halka sorulabileceğini belirtiyor ve bir noktada konsensus sağlanmış gibi görünüyor. .

Taksim Dayanışma Platformu, bu durumu Gezi Parkı direnişçileri ile görüşüyorlar ve platformdan “eyleme devam” kararı çıkıyor. Ancak sembolik olarak tek bir çadır kurulacağını ve taleplerinin sonuçlarını buradan takip edeceklerini belirtiyorlar.

Bu ne demek? Gezi Parkı eylemleri haklılığını ispat etmiş, iktidar geri adım atmış, belli bir seviyede anlaşma sağlanmış demektir.

Ama hayır, durumun böyle olmadığını dün gece emniyet güçlerinin Gezi Parkı’na aniden müdahale ederek, yine tazyikli su ve biber gazı kullanarak parkı boşaltmasından anlıyoruz.

Şimdi ne oldu, açıkçası anlamak zor…

Direnişçiler devam kararı alıyor, iktidarın elini güçlendiriyor! Başbakan  “bak ben kabul ettim, yargı kararını bekleyeceğim” noktasındayken, direnişçilerin eyleme devam kararı, haklıyken haksız konumuna düşmek değildir de nedir?

Hadi bu oldu diyelim, bir gece önce Başbakan uzlaşma noktasında gelmişken, dün Ak Parti’nin Ankara’daki “Milli İradeye Saygı” mitinginde, “meydanı ya boşaltırlar, ya boşaltırlar yoksa biz boşaltmasını biliriz” demesi de neyin nesi oluyor? Başbakan yine öyle bir sivri ve kışkırtıcı dil kullanıyor ki, öylesine kin, nefret, intikam hırsı ile dolu ki!

Mitingin ardından iki saat geçmiyor, polis akşam vakti Gezi Parkı’nı alalacele yeniden basıyor. Tomalar tazyikli su ve biber gazı ile parkın altını üstüne getiriyor. Direnişçilerin bir kısmı parkı boşaltıp evlerine giderken bir kısmı da Divan Oteli’ne kaçıyor. Yetmiyor, polis Divan Oteli’ni de basıyor, içeriye biber gazını boca ediyor.

Polisin bu sabırsızlığı neden? Bunca aciliyet neden? Bakalım direnişe devam kararı hangi boyuta evrilecekti? Durup beklenemez miydi? Belki zaman içinde provakatörleri ve yasa dışı örgütleri ayrıştırmak mümkün olacaktı. Zaten gezi Parkı’ndaki direnişçi gençler bunu ellerinden geldiği kadar yapmaya çalışıyorlardı.

Polis, Gezi Parkı olaylarını nedeni belirsiz bir ani gece baskını ile başlattı, yine nedeni belirsiz ani bir müdahale ile bitirdi. Bitirdiğini sandı !

Yine ortalık karışıyor, yine Başbakan intikam peşinde, kışkırtıcı konuşmalarına devam ediyor. Direnişçiler ise yine haklı iken haksız konumdalar. Polis yine orantısız ve zamansız güç kullanımı ile suçlanıyor.

Gelinen nokta gerçekten tuhaf ve yorumlaması kolay değil. Sanki sil baştan durumundayız.


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mesela Beran Hanım "Eylemcilerin kışkırtıcı ifadeleri" derken kastınızın ne olduğunu anlayamadım. Hak arama sürecindeki "kırıp dökmek" kavramları... Dikkat ediniz, bu türden demokratik taleplerin yükseldiği durumlarda, her zaman bizzatihi devlet asli provakatör olmuştur. Bu durumu gözden kaçırmamanız gerekirdi ki 12 Haziran Salı günkü polis-marjinal grup tiyatrosundaki mizansenler gözümüzün önünde dururken. Bence fazlaca orta yoldan gitmeye çalışıyorsunuz Beran Hanım. Bu eylemleri bölmek için devlet/hükümet günlerdir olmadık politikalar hayata geçirmeye çalıştılar. Medyayı ablukaya aldılar, iftiralar attılar... Bunlara yoğunlaşmadan bu denli geniş çaplı bir isyan hareketinde eylemcilerin bir kaç istisnai şiddetini konuşmak bana doğru gelmiyor.

Yıldız Nihat 
 17.06.2013 12:56
Cevap :
O zaman daha net söyleyeyim Nihat, Başbakan'ın konuşmalarına ve tarzına şiddetle karşıyım, evet son derece provokatif bir uslup. Olayları provake eden Aydınlık, İşçi Partisi, DHKP-C, TKP, Türk Solu grubu gibi aşırı ulusalcı ideoloji ile donanmış (bir kısmı illegal), devletten çok devletçi, askerden çok askerci grupların direnişte sergilemiş olduğu şiddet eylemlerini ve kışkırtmaları da asla kabul etmiyorum ve şiddetle karşıyım. Her kim ki samimiyetle demokratik tavır ve muhalif duruş sergiliyor, tamamen destekliyorum. Orta yoldan gitmiyorum, tarafım demokratik yoldan hak arayan, şiddet içermeyenden yanadır.   17.06.2013 13:15
 

Merhaba Beran Hanım; Yazıda ortaya koyduğunuz düşüncelere ve olayı görme biçiminize katılmadığımı belirtmek isterim. Öncelikle, şu "pravakatör" ve "yasadışı örgütler" söylemi. Bu ifadeler bizatihi devletin eylemi itibarsızlaştırma ve bölme çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkmış ifadelerdir. Buraya dikkat çekmekten özenle kaçındığını görüyorum. Diğer bir yandan Başbakanın ısrarla esas muhatap tartışmasını keyfince yürütmesi. Muhatap Taksim Platformudur ama en ilgisiz insanlarla bu husus üzerinde görüşülmüştür. Dİkkat ediniz, Başbakan bu eylemi provoke edebilmek için her yolu hem de en pervasız yöntemlerle deniyor. Dolayısıyla bu sorunda Başbakan ve siyasal iktidarın eylemi bölme çabasına ilişkin çabalarını teşhir etmek daha doğrudur. Diğer bir yandan sorun sadece bir gezi parkı sorunu değil, dikkat ediniz gezi parkı sembolik hale gelmiş bir eylemdir. AKP'nin otoriter uygulamaları ve demokrasiyi hiçe sayan," Benden değilsen tu kakaksın" politikasının sonuçlarıdır.

Yıldız Nihat 
 17.06.2013 9:37
Cevap :
Merhaba Nihat Bey, Şöyle söyleyeyim; olayın sadece bir Gezi Parkı sorunu olmadığını, ideolojilerin çatışma alanı olduğunu bu konuyla ilgili ilk yazımda belirttim zaten. Ancak hem eylemcilerin hem dedevletin kulandığı şiddet ve kışkırtıcı söylemlere şiddetle karşıyım. Demokratik hak arama yönetimi kırıp yıkmaktan geçmez, insanlar daha fazla özgürlük taleplerini adam gibi sivil toplum örgütleri ile dile getirebilir. Olayların genelinde ulusulcı güruhun da provaksoyonu var, bunu rededebilir misin? Ayrıca zaten eyleme hazır bir sosyolojik kitle var ve bunlar dışarıdan da kullanılıbiliyor olamaz mı? Nitekim OCCUPy ile ilgili yazmış olduğum yazıma bir göz at istersen...   17.06.2013 12:43
 

Direnişçiler eyleme devam kararı aldıkları için haksız duruma düşmüş olamazlar.Kiminle neyi anlaşacaksınız? Bu bir demokrasi başkaldırısıdır.Böyle konularda anlaşma olmaz.Ya demokrasiyi getirirsin ya da ben sokaklara çıkarım.

Kerim Korkut 
 16.06.2013 10:15
Cevap :
Türk insanı anlaşma, uzlaşma yolu ile demokratik mücadele konusunda daha önceleri de sınıfta kaldı. Bu konuda çok yetersisiz!Sivil örgütlülüğü ağzımıza yüzümüze bulaştırmakta üstümüze yok! Şimdi ne oldu, sıfıra sıfır, elde var sıfır. Hamasi söylemlerle bir yere varılmıyor Sn.Korkut.   16.06.2013 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2231
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

bir ters, bir düz ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster