Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
99
 

Gezi Parkı ve Taksim Topçu Kışlası (1)

Gezi Parkı ve Taksim Topçu Kışlası (1)
 

Gezi direnişi yalnız üç-beş ağaç için değildi. Mesele başkaydı yani !...


( Bölüm 1)

Bir kaç sene önce Taksim'deki ağaçların korunması için başlatılan protesto, Taksim'in mevcut halinin korunması ve "gezi parkı" olarak kalması taleplerinin yoğunlaşması sebebiyle müthiş bir direniş sergilenmişti... Bu olay da tarihe "gezi olayları" olarak geçti..

Gezi olaylarının nedenini, niçinini burada yazmayacağım, zira herkes nasıl başladığını, nasıl geliştiğini ve nasıl bittiğini gayet iyi biliyor.. Ama bir özet geçmekte fayda var..

Gezi olayları, öncelikle İstanbul Valiliği, hükümet kararı ve desteği ile Taksim'de 1 Mayıs gösterilerini yaptırmamaya başladı. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi, meydan düzenlemesi adı altında, önce tarihi Atatürk heykel ve anıtını kaldırdı. Sözüm ona, burasını komple gezi meydanı yapacaklardı, yeşillendireceklerdi, falan filan. Ancak, sonra, adı gezi parkı olan, yaşlıların dinlendiği, annelerin çocuklarını gezdirdiği o küçücük parkın da kaldırılmaya başlandığı gözlendi. Belediye iş makinelerini parka sokmuştu ve ağaçları sökmeye başlıyordu.. İşte o zaman bazı duyarlı vatandaşlar, ağaçları söktürmeyiz diye iş makinelerinin önüne geçtiler. Belediye, ağaçların sökülmeyeceğini çevre düzenlemesi yapıldığını söylese de, bu pek inandırıcı bulunmadı ve sonrası zamanalrda parktaki kalabalık arttı ve günlerce sürecek eylem ve protestolar bu parkta meydana geldi... İstanbul halkı çok duyarlı davrandı ve park içinde, neredeyse her ağacın dibinde öbeklenerek, çadırlar kurarak nöbet tutulmaya başlandı.. Kalabalık gittikçe artıyordu ve çoğu genç olan insanlar evlerine bile gitmiyor, burada yatıp kalkıyordu. İstanbul halkı, evlerinden yiyecek-içecek getirerek, gençlere katkıda bulundular. Bu ağaçlar yok edilmeyecekti. Lakin, bu durum iktidarın hoşuna gitmiyordu ve devreye Akape iktidarı girdi ve valiliğe emir ve direktif verilerek emniyet güçlerinin, park içindeki kalabalığı dağıtması istendi. İşte ne olduysa ondan sonra oldu ve tarihe "gezi olayları" diye geçen olan çadırların yakılması ve pasif eylemcilerin dövülmesi, itilip kakılması, göz altına alınması ile farklı bir ivme kazandı.. Olaylar büyüdü ve üç beş kişi ile başlayan eylemler bir anda 0nbinleri buldu ve ülke geneline yayıldı..

İşte o aralar, Erdoğan iktidarı Taksim'de olay çıkartanların vatan haini olduklarını bile söyledi. Öyle ki, parkta yatıp kalkanların, park içine tuvaletlerini bile yaptığını, parkın çok pis koktuğunu söyledi. Açıklamalar bununla da kalmadı elbette. Erdoğan, eylemcilerin yaptığı iki ağaç meselesi değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar,Taksim'e topçu kışlasını yapacağız, cami de yapacağız, AKM'yi de yıkacağız...alanı gezilebilir turistik mekanlar yapacağız, yeşillendireceğiz,....." falan dedi. Olaylar daha da kızıştı. Yalnızca sivil vatandaşların eylemlerinden ibaretken, işin içine Mimarlar odası, Şehir Planlamacıları, Üniversiteler ve siyasiler de girince, neredeyse bir iç savaşın eşiğine gelindi.

Günler sonra, olaylar duruldu, insanlar parktan polis zoruyla çıkartıldı.. Artık park tam bir polis yerleşkesi oldu.. Çok kişi gözaltına alındı, çok kişi tutuklandı, çok kişi (avukatlar bile) yerlerde sürüklendi. Karnında çocuğu ile kadınlar polisler tarafından tekmelendi, çok kişi yaralandı ve hayatını kaybeden insanlar oldu..

Olaylar bitmişti belki ama iki yıl geçmesine rağmen dumanı hala tütüyordu. Akape iktidarının belli ki bir kuyruk acısı var olmalı. Zira, Erdoğan tarafından geçenler de yine Taksime topçu Kışlasını ve Cami yapacağız dedi..

Bu bir öç alma mıydı ? Yoksa gündem değiştirme miydi, yoksa gerçekten kafaların arkasındaki gizli projelerin yeniden hayata geçirilmek istenmesi miydi ? Şimdilik bilmiyoruz..

Ancak, Erdoğan bu isteğinde kararını sürdürürse (ki öyle gözüküyor) ve meydanda yeniden bir inşaat çalışması başlarsa, bu sefer 2. bir gezi dalgası daha olabilir. Ve korkarım bu sefer çok daha etkin olacaktır..

İşte o zaman neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum...

Zira, eğer doğruysa, basına da yansıyan bir diyalog hemen gözümün önüne geldi..  

Emekli olacak bir bürokrat Erdoğan ile vedalaşmaya gider.  Bürokrat ile Erdoğan arasındaki sohbet sırasında Erdoğan, Türkiye ile ilgili planlarını anlatırken, yakın gelecekte neler yapacağını, ne gibi adımlar atılacağından bahseder. Emekli bürokrat da “efendim bunların yarısını bile yaparsanız iç savaş çıkar” der.. Erdoğan da ” çıksın, hepsini ezer, geçeriz” der….

....


(devam edecek)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2527
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster