Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
431
 

Gıda üretimi ve beklenen besin krizi

Tarımda kullanılan yöntemler ve üretim artırıcı kimyasalların getirdiği olumsuzluklar; küresel ısınmayla bir araya gelince, beklenen, ancak umursanmayan bir felaketi getirip insanlığın önüne koydu. 30–40 yıl önce tarımsal zararlılara karşı kullanılan DDT, aradan geçen bunca yıllara rağmen topraktan temizlenmemiş, hatta deniz ürünlerinde nesilden nesile taşınmıştır.

Kullanılan kimyasal gübreler toprağı ve diğer bitkileri kirletmiş; toprakta yaşayan böceklerin, kuşların ve birçok bitki türünün kaybolmasına yol açmıştır.

Bu bakımdan Ülkemiz topraklarında yerleşik olarak yaşayan 305 kuş türünden 107’si yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Amaç insanlığı doyurmak değil miydi?

Tarım üretiminde sağlanan üretim artışı; insanlığı beslemeye yönelik gibi görünse de, asıl amacın salt para kazanmak olduğunu, bu uygulamaların sonuçları somut olarak ortaya koymuştur. Tarımsal tohumların genleri ile oynanarak; gerek üretim artışı ve gerekse ürünlerin dayanıklılığının artırılması, bu türlerin gerçek lezzetlerinin kaybolmasına, doğal bitki dengesinin altüst olmasına yol açmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; her bitki türünün kendi mevsiminde yetişmesi sağlıklı beslenme açısından şart. Seralarda hormon ve benzeri dışsal zorlama tekniklerle yapılan üretimler ve bu üretimlerin mevsimi dışında üretilmiş olması organizmada olumsuz sonuçlara yol açacağı ileri sürülmektedir. Organizmanın ihtiyaç duyacağı besinler; her mevsimde farklı olarak yetişmekte, mevsimi dışında yetiştirip tüketilen besinlerin insan sağılığını olumsuz etkilediği kanıtlanmıştır. Bilim adamları her besinin kendi mevsiminde tüketilmesinin organizmanın doğal ihtiyaç mekanizmasının bir şartı olduğunu söylenmektedirler. Artan nüfusu doyurmak ve artan besin talebini paraya tahvil etmek düşüncesiyle kapitalist mantıkla başvurulan bu tarım teknikleri korkutucu sonuçlar üretmeye başlamıştır.

Zehirlenen toprak, doğal yapısı bozulan bitkisel gen zinciri, ülkeleri kara kara düşündürmeye başlamıştır.

Organik tarım projeleri ve kirlenen doğayı geri döndürme çabaları

Gen zinciri bozulan tarımsal ürünleri kendi orijinal haline döndürmek için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Her bitkinin orijini doğal olarak yetişemez hale geldiğinden, şimdi bu orijinal tohumları üretmek içim milyarlarca dolar harcanmaktadır. Anlaşılmıştır ki; öyle her aklımız estiği konuda uyduruk icatlar yaparak doğanın kendi dengesiyle oynayamamalıyız.

Bilim çevreleri organik tarım teknikleri üzerinde çalışmaktadır. Kimyasal gübreleme ve ilaçlama yapılarak üretim yapılan arazi, bu kimyasalları en az üç yılda temizleyebilmektedir. Üç yıl sonunda ancak organik tarıma geçilebiliyor. Bu olumsuzluk göz önüne alındığında endüstriyel tarım biçimi ile geleceğimizi tüketmişiz. En azından evrensel kabul edilebilir tarımsal üretim kurallarına uyulması ve bunun uluslar arası şartlara bağlanarak evrensel bir denetim mekanizması oluşturulması gerekmektedir.

Nüfus artışı, gıda artışı dengesi

Ne kadar uçuk bir komplo teorisi gibi görünse de; Dünyanın tarımsal üretim kaynakları dünya nüfusunu beslemeye yetmiyor ve üretim artışı, nüfus artışını dengelemiyor. Bu denge üzerinde değişik tarihlerde üretilen teoriler pek ciddiye alınmasa da, günümüzde sıkça dile getirilmeye başlandı.

Doğanın florasında yok olan bitki türlerinin sayısı katlanarak artarken, hayvanlar aleminde ve uçucu kuşlar da görülen bir çok türün kaybolması, doğal dengenin ne kadar bozulduğunu açıklıyor. Özellikle bilim adamları tarafından sıkça gündeme getirilen, böcekler ailesindeki zehirli gurubun artması, bitki zararlılarını dengeleyen diğer bir gurup böcek türlerinin azalması gibi anormal değişimler neyin habercisidir?

Daha önce üretimi artırarak insanları beslemek düşüncesi ile geliştirilen kimyasal teknikler, bu gün insanlığı aç bırakma tehlikesi haline gelmiştir. Gen yapıları değiştirilmiş tarımsal tohumları üreten şirketler, dünya tohum tekeli oluşturmuşlardır. Bu tohumlar sadece bir kere dikilebilmekte ve tohum üretmemektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 169
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 577
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster