Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
725
 

Gidebilmek

Gitmek… Gidebilmek…. Bazen insana her şeyi bırakıp gitme isteği gelir. Çevremiz bizi iteleyip durur sağdan sola. Maddi sıkıntılar, üst üste gelen sağlık sorunları, iş çevrenizdeki abuk sabuk anlayışsız insanlar ve aile çatışmaları hele bir de ihanete uğramışsanız kaçınılmazdır gitme isteği. Durup düşününce nereye gideceğiz ki …

Gerçekci olmak gerek. Eğer tüm insani fonksiyonları, akli dengesi yerindeyse, parasız pulsuz, çok sevdiklerinden uzak bir insan ne kadar yaşayabilir ki. Bunaldığımız şeyler ortadan kalksa, aslında hiç de gitmek istemediğimizi anlayacağız. Bu durumda olayları yeniden değerlendirip yaşam şeklimizi kabullenmekten başka çaremiz kalmıyor.

Olayları düzeltme gücümüz olmadığında kaçıp kurtulma yoluna sapanlar da oluyor. Ergüder Yoldaş çok değerli bir bestecimiz. Kendisi bu işi denedi. . Ama aklı başında olarak mı yoksa hafif zihni bulanarak mı yaptı bilmiyorum. Görüntü çok normal değil gibiydi. Sadece ve sadece kendisi gerçeği biliyordur. Bir aile dramından dolayı sosyal çevresinden koparak Büyükada'da bir kulübede yaklaşık 15 yıl inzivada yaşayan besteci/müzisyen Ergüder Yoldaş "Geçmiş hüzün, gelecek endişe yaratır. Benim geleceğim yok ki endişem olsun. Beni toplumdan soyutlanmış bir Robinson Crusoe sayan oradakiler (kentliler) öyle düşünürler. Ama ben ne yaptığımı biliyorum. Yaptığım hala algılanmıyorsa kim soyutlanmış oluyor. Ben mi, onlar mı? Toplumun sağlığı bozuk. İletişim yok.

Toplum içinde yaşayanlar da birer Robinson Crusoe." diyordu. "Küskünlük ya da hayattan bir kaçış değil bu. Bu bir tercih. Yaşarken burada olmak tercihi." diye ekliyor ve modern hayatın yapaylığını eleştiriyor "sağlıklı insanların sağlık sorunu yoktur. Sağlık sorunu insanlara dışarıdan empoze edilebilen bir şey” demekle yetiniyordu.


Fernand Braudel “Hayatı dev bir sorun, bir denklem, daha doğrusu kısmen birbirlerine bağlı, kısmen de bağımsız bir denklemler yumağı olarak düşünün... Bu denklemlerin çok karmaşık, sürprizlerle dolu olduklarını ve çoğu zaman 'köklerini' keşfedemediğimizi de unutmayın." diyor. Bu nedenle yaşamımızı orada veya burada tüketiriz. Ama kimi zaman nereye ait olduğumuzu düşünmeyiz bile… Günümüzde kalabalık yığınlar halinde yaşıyoruz. Zevklerimiz kaygılarımız yaşamlarımız hatta evlerimiz birbirine o kadar çok benziyor ki… Biz doğru muyuz? Böyle olması mı gerekiyor? Hayır hiç de değil…

Değişik düşünceler değişik tercihler değişik anlatımlar var. Zaten çeşitlilikler değil mi ki insanı farklı davranmaya iten. Hangi yaşamın hangi tercihin doğru olduğuna kişi sadece kendisi karar verebilir. O kişi açısından öyle olması gerekiyor ki öyle…Önemli olan başkalarına ve kendine zarar vermeden yaşamını sürdürebilmek.

Bir de gitmek isteğinin yaşam tercihi mi yoksa çevreye kızgınlık mı olduğunu iyi ayırt edebilmek. Pireye kızıp yorgan yakmamak gerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu ikisi arasında dağlar kadar fark var. Bu farkı anlamak için gerçekten gidebilmek gerek, bunu yaşamadan gitmenin ne kazandırabildiğini anlamaktan mahrum olur insan. Ben 99'da başkenti ardımda bırakıp gittim. Kendimi bulmak, yaşamın yalnızca bana öğretilen, alışmış olduğum yerde değil hayal ettiğim bir yerde olabileceğini kendi gözlerimle görmek ve an be an bunu iliklerime kadar hissetmek için gittim. Çünkü hepi topu yaşayabileceğim tek bir yaşamım var. paralel bir evrende kim olduğumu ve ne kadar mutlu olma ihtimalimi deneyimleme şansım olmadığı için gittim:) Gitmeyi düşlemek yerine denize açılabilmek yaşamın bilinmezliği karşısında insanın kendi ihtimallerini keşfetmesi gerek. Ergüder Yoldaş'ı anımsattığınız çok iyi oldu zira dediği gibi bu bir tercih ve hayatta yaşadığımız herşey "yol ayırımlarında" ne tercih ettiğimizle ilgili. sevgiler.

Başak ALTIN 
 21.10.2010 14:46
Cevap :
Çok güzel ifade etmişsiniz. Ne diyeyim?...İnsanın ne istediğini idrak edebilme ve uygulama gücünü bulmasını temenni edeyim bari...Sevgi ve saygılarımla...  21.10.2010 15:07
 

ınsan bazen karar veremıyor.bırısı a secenegı derken dıgerı b secenegı dıyor etrafındakılerın.her ıkı kısının de cok sevıldıgı dusunulurse boyle durumlarda hata yapma ıhtımalı yuksek olacaktır.daha da kotusu ınsan kendını unutup baskaları ıcın yasayacaktır.boyle durumlarda en ıyısı basıp gıtmektır.kendını bulmadan yasamanın anlamı yoktur kı varsın kendını ararken sıkıntı ceksın.yeterkı ulassın kendıne.varolmayı,yalnız yasamayı ogrensın.kendını bulsun.madem ınsanlarla yasarken kayıp bır ruh madem oyle basıp gıtsın arkadas....

Ezgi Elçi 
 06.09.2010 11:33
 

Bir de toplumumuzda belirli bir kesim (eğitimli olanlar) sürekli olarak gitmek ister ama bir türlü gidemez. Aslında gerçekten gitmek isteseler giderler....Selamlar.

Efervesan 
 04.09.2010 22:04
Cevap :
Çok haklısınız...Gitmek her babayiğidin harcı değil...Selamlar...  05.09.2010 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 636
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

Fizik Mühendisiyim. Ankara'da oturuyorum.Türkiye' radyoaktif kaynak giriş ve çıkışını takip eden bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster