Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2345
 

Gidelim serv-i revanım

Gidelim serv-i revanım
 

Şimdiki çocuklar ne şanssız. Doğar doğmaz gözlerini bilgisayarla açıyorlar. Misket, topaç, gazoz kapağı, tornet, telli araba, seksek, yakar top, istop, saklambaç, yağ satarım bal satarım... Bu ve benzeri oyunlardan hiç birini bilmiyorlar çok yazık.

Çocukken en sevdiğim oyuncak, sapandı. Bi Ercan Abi vardı onu hiç sevmezdim. Benden çok büyüktü. Mahallemizin çocuğuydu. Sapanla hep kuşları öldürürdü. Zaten de psikopat adamın tekiydi. Erkan vardı, kardeşi. O benim arkadaşımdı. Severdim onu. Abisi gibi psikopat değildi kuşları öldürmüyordu.

Ercan Abi sapan kullanmadığı zamanlarda bir sandık içine yiyecek koyuyordu. Sandığın bir kenarına küçük bir sopa koyup sandığın açık kalmasını sağlıyordu. Kuş sandığın içine yiyecek yemek için girdiğinde ipini çekiyor sandık kafes gibi kapanıyordu.

Zavallı kuşun sonu ölümdü. Sonra o kuşu yiyordu:(

Biz sadece sapanla evlerin camlarını kırardık. Yaptığımız çok çocukçaydı. Zarar vermeye yönelik olmaktan çok, kırılan cam sesi merakımızdandı. Bu yüzden babamdan birkaç kez azar işitmiştim.

Zillere basıp kaçmışlığım da var. :))))):)Onu nasıl bir ruh haliyle yapardım hiç hatırlamıyorum. Çok eğlendiğimi hatırlıyorum sadece.

Hiç meyva çalmadım. Bahçemizde her çeşit meyva mevcuttu. Zaten yemeyi de sevmezdim.

Orta okula gidiyordum. Okul yolu üzerinde kocaman bahçeli bir ev vardı. Bahçede de laleler. Lale çalmıştım sonra öğretmenime götürmüştüm. Üstelik çaldığımı da öğretmenime söylemiştim.

:) Gülümseyip teşekkür etmişti... Çiçek dahi olsa çalmanın hoş olmadığından hiç bahsetmemişti.

:)))))))) Yine olsa yine yaparım dermişim...

:) İyi bayramlar… (Sadabâd:Lâle bahçesi)

Gülelim, oynayalım, kâm alalım dünyadan
Mâ-i tesnim içelim çeşme-i nev-peydadan
Görelim âb-ı hayat aktığın ejderhadan
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd'e

Geh varıp havz kenarında hirâman olalım
Geh gelip kasr-ı cinan seyrine hayran olalım
Gâh şarkı okuyup gâh gazelhan olalım
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd'e

İzn alıp Cuma namazına deyu mâderden
Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd'e

Bir sen ü bir ben ü bir de mutrib-i pakize-eda
İznin olursa eğer bir de Nedim-i şeyda
Gayrı yâranı bugünlük edip ey şuh feda
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabâd'e
NEDİM

http://www.esmakahraman.com/gidelim-serv-i-revanim/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nasıl unuturum ? Yıl 1972.. Yasaklanmıştı, çünkü sakatlıklara neden oluyordu. İki top birbirini bulmazsa bileğe çarpıyordu. Az yaşamadım o acıyı.. Sonra bileğe anamızın yaptığı bileklikleri takmaya başladık. Nerde o zamanlarda Adidas'lar, Nike'lar ? Bir de körüklü boru gibi bir şey vardı, başımızın üzerinde çevirdiğimiz ve uğultu gibi değişik bir ses çıkarırdı. Nostalji yaşadık sayenizde Esma hn, var olun.. Sevgiler.. Ata Kemal Şahin

Ata Kemal Şahin 
 29.09.2009 18:24
Cevap :
:) Sayın Yazarım; onun bir sistemi vardı, sisteme göre hareket ettirildiğinde bileğe çarpmıyordu :))) Ayıptır söylemesi ben bu işi çözmüştüm :)))yine de yasaklamışlardı. Çok üzülmüştüm... Körüklüyü hatırlayamadım ama araştırıyorum. :) Sevgiler...  29.09.2009 19:26
 

demekki zilleri çalıp kaçan senmişsin :) işin güzeli bende yapmıştım zamanında ...Nedmin şiiri çok güzel...paylaşmışsınız ya buda dahada güzel ...güzel yazar..

B Gelincik 
 29.09.2009 16:58
Cevap :
:) Sayın Yazarım,zillere basıp kaçmadım diyen biri varsa 60 yaşına da gelse bence denemeli... Nedim süper ya. :) Teşekkür ediyorum. Sevgiler...  30.09.2009 13:19
 

İşin ucunda lale varsa, elbet Nedim'de olmalı :)) Şimdi çocuklar "online" oyunlarda, onlara daha eğlenceli geliyor. Sapanda attık, meyvada çaldık, gazoz kapakları, bilyeler, yakar top vs. hepsi artık sadece sararmış yapraklarında kaldı eskinin..

Mavi Karadeniz 
 27.09.2009 12:26
Cevap :
:) Sayın Yazarım, bide çivi diye bi oyun vardı. Yağmurlu havalarda oynanırdı. Toprağa saplanıp şekiller çiziliyordu ama mantığı neydi şu an hatırlamıyorum. O oyunla ilgili hatırladığım şey, çivi toprağa saplandıkça solucanlar çıkardı. İiğğğ...  27.09.2009 22:35
 

mümkün olsaydı keşke ! 50'li yıllara gitmek isterdim. Plastik arabalara telden direksiyon yapardım. Matchbox'ın küçük maket arabalarını duvarların üzerinde ınnn ıınnnn diyerek yarıştırırdık. Parmak demirden çember yaptırıp yollarda koşturur dururduk. Ya topaçlar ? Sonra lak lak.. Aslında büyük şehirlerde çocuklara oyun alanları kalmadı. Mahalle aralarında hangi oyunu oynayabilirler ? Gözlemlediğim bir şey daha var ki iç acıtıcı. Mesela İstanbul'un ücra mahallelerine giderseniz göreceksiniz ki, seksek de oynanıyor, saklambaç da. Çünkü ekonomik durumu iyi olan çocuklar bilgisayarlarının başından kalkamıyor. Bedava oyunlar da garibanlara kalıyor. Sevgiyle.. Ata Kemal Şahin

Ata Kemal Şahin 
 27.09.2009 7:03
Cevap :
:) Sayın Yazarım, kriz çocukları bile vurdu desene... Gerçekten ne güzeldi o eski günler :) Lak lak ilk çıktığında yasaklanmıştı bilmem hatırlarmısın. :) Telli arabalar müthişti ya :) Sevgiler...  28.09.2009 17:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1929
Toplam yorum
: 7351
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster